şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
21288 entry daha
  • gazi mareşal mustafa kemal atatürk
    ve dünya barışı:

    "insan mensup olduğu milletin varlığını ve saadetini düşündüğü kadar bütün cihan milletlerinin huzur ve refahını da düşünmeli ve kendi milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa bütün dünya milletlerinin saadetine hadim olmaya elinden geldiği kadar çalışmalıdır.

    çünkü dünya milletlerinin saadetine de çalışmak diğer bir yoldan kendi huzur ve saadetine çalışmak demektir.
    dünya'da ve dünya milletleri arasında sükun, vuzuh ve iyi geçim olmazsa bir millet kendi kendisi için ne yaparsa huzurdan mahrumdur.
    en uzakta zannettiğimiz bir hadisenin bize bir gün tesir etmeyeceğini bilemeyiz. bunun için beşeriyetin hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir uzvu addetmek icap eder. bir vücudun parmağının ucundaki acıdan diğer bütün aza müteessir olur.”

    gazi mareşal mustafa kemal atatürk
    17 mart 1937
    (romanya dışişleri bakanı ile yapılan görüşmeden)

    atatürk ve dünya barışı:

    türkiye’nin dünya barışının sağlanmasına ve bu alandaki katkısına bakıldığında, barışa katkı sağlama yaklaşımının 88 yıllık cumhuriyetin temelinde yatan en önemli ilkelerden biri olduğu görülür.
    çünkü bu nitelik, cumhuriyeti kuran kadronun, en başta da ulu önder atatürk’ün kişisel özelliklerinden kaynaklanmakta, hayatının büyük bölümünü savaş meydanlarında geçirmiş olması ve savaşın vahşetine yakından ve bizzat şahit olmuş bir komutan olması, harpte kazandığı tecrübeleri barışın sağlanmasında kullanmasına yol açmıştır.

    türkiye ve barış denildiğinde, ilk olarak türk dış politikası’nın da temelini oluşturan “yurtta sulh cihanda sulh” ifadesi akla gelmektedir.
    ancak bu ilkeyi ortaya koyan atatürk’ün:
    “bir kere daha tüm dünyaya ifade etmek isteriz ki biz uluslararası hukuk ve kuruluşlarla uyumlu bir biçimde yaşamak isteyen uygar bir toplumuz.”
    sözü ve bir asker ve de büyük bir devlet adamı duyarlılığını vurgulayan;
    “savaş kaçınılmaz olmalıdır; bir ulusun hayatı söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir.” sözleri,
    türkiye cumhuriyeti devleti’nin ulu önderinden devraldığı zihniyeti ve barışa bakış açısını açıkça ortaya koymaktadır.

    yüce türk milleti'mizin şanlı ve kahraman ordusu türk silahlı kuvvetleri başta olmak üzere, türk gençliğinin ve yüce türk milleti'nin;
    ata'sından devraldığı atatürk ilke ve devrimleri'ni ebedî olarak yaşatacağına, yaşayacağımıza ve de yaşatacağımıza inancımız tamdır.

    türk gençliğini çeşitli provokasyonlarla, terör argümanlarıyla galeyanlara getirmeye çalışan dahili ve harici bedhahlar bilmelilerdir ki;
    muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kandan alan türk gençliği, hiçbir hainin ve hiçbir hain taşeronu sözde parti özde terör örgütünün ve de hiçbir sapık pedofili cani anne bebek ihtiyar katili terör örgütünün kışkırtmasına kanmayacak kadar zekidir, yüksek bir görüş sahibidir.

    fakat, unutulmamalıdır ki;
    aynı türk gençliği, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için;
    yüce türk ulusu'nun müdafaası söz konusu olduğunda;
    en yüksek azim, en yüksek cesaret ve en hassas kararlılıkla, aziz vatanın kalelerini cebren ve hile ile ele geçirmeye çalışan her haini mahvedip, perişan edip, yerle yeksan edecek kadar da cesur ve mert olan;
    gazi mareşal mustafa kemal atatürk'ün mirasçısı o türk gençliğidir.

    türk gençliği ata'sından devraldığı mirasın daima bilincinde,
    türk vatanseverleri atatürk ilke ve devrimleri'nin daima izinde,
    vefalı türkler daima nöbette;
    "1283 içimizdedir!"

    dosta ve düşmana bir kere daha diyoruz ki:
    "ne mutlu türk'üm diyene!"
    *