şükela:  tümü | bugün
  • “mustafa kemal’in bu akşam mahzun bir hali vardı. âkibeti karanlık, anavatandan uzak ve halkı yabancı bir ülkenin müdafaasında karşılaşacağı müşkülleri düşündüğünü sanmıyordum. mustafa kemal, tam mânasiyle bir askerdi. zorluklara, her türlü meşakkate göğüs germesini bilir, âdeta bundan zevk alırdı. herhalde üzüntüsünün başka bir sebebi olmalıydı.
    — sende bir şey var, dedim, ne oldu?
    — bir şey yok, dedi. fakat müteessirim. doğup büyüdüğüm selanik acaba türkler elinde kalacak mı? ben eğer trablus’tan dönersem, yine buralara gelebilecek miyim?
    — ne demek istiyorsun?
    gözleri nemlendi.
    — korkuyorum, fuat, korkuyorum.
    o gece saatlerce konuştuk. balkanların durumunu inceliyor, balkan savaşı’nı mukadder ve yakın görüyor, hükümet edenlerin ilgisizliğini, ittihatçı askerlerin hâlâ politikadan ayrılmamış olmalarını teessürle anlatıyor, arnavutluk harekâtı sırasında kurmay başkanı olarak bulunduğu mahmut şevket paşa’ya tehlikeleri birer birer sayıp döktüğünü söylüyor:
    — paşa, artık cemiyete söz geçiremiyor.
    diyordu. o gece ay olimpos dağları’nın arkasında kaybo-lurken, mustafa kemal içini çekerek:
    — ah, selânik, seni bir daha türk olarak görecek miyim?
    dedi. baktım, ağlıyordu. o altın sarısı saçlarını okşadım. teselli etmeye çalıştım. ben, mustafa kemal’in, bütün müşterek hayatımız boyunca bu derece müteessir olduğunu görmedim.”

    general ali fuat cebesoy, sınıf arkadaşım atatürk - okul ve genç subaylık hatıraları

    not: 21. yüzyılda duygusunu kaybetmiş atatürk düşmanlarının asla anlayamayacağı hadise. o, kaybetmekten korktuğu selanik’i kurtarmak için çıktığı yolculukta asla bir daha selanik’i görmedi. ama bugün nesiller, onun sayesinde vatan sahibidir. allah mekanını cennet mezarını pür nur etsin. ruhun şad olsun gazi mustafa kemal!