şükela:  tümü | bugün
  • elbette bir tercih olmakla birlikte; yargılamak hâddimiz ve işimiz değil,
    lâkin soru sormakta da herhangi bir beis olmadığı kanaati de sabit.

    bakınız; sarı paşânın, eskiden yâveri ve kurmayı olarak yanında bulunduğu, yol arkadaşlığı ederek yurt dışı gezilerine eşlik ettiği pâdişah efendisi,
    36. ve son osmanlı sultanı, 115. hâlife-i ruhî zemin hâzretleri, mehmed vahûdeddin tarafından imzâ olunarak kendisine tevdi edilen fermân-ı şâhane kudreti dairesinde mayıs 1919’da samsun’a ayak basmasıyla başladığı kabul olunan büyük milli mücadelemizin; 11 ekim 1922’de, mudanya mütârekesiyle fiilen son bulmasından sonra evvela gâzi paşa hâzretleri olarak, sonraysa tbmm hükûmetlerinin başı, bizzat tbmm başkanı, başkumandan ve akâbinde 29 ekim 1923’ten sonra da reis-i cumhûr hâzretleri oluşu ve ilerleyen zamanlarda atatürk ismiyle müşerref kılınarak makamı iktidârıyla ölene dek sabitlenen mustafa kemâl’in; âhirete irtihâl ettiği 1938 senesine (15 sene süren cb görev süresini esas alarak) dek ülkeyi tek adam rejimi ile bilfiil yönettiği zaman zarfına tekâbül eden söz konusu bu yıllar arasında tek bir kez yurt dışına çıkmamış olması ilgi ve merak uyandıran bir vakı’âdır.

    her ne kadar eski hasımlarının bir fenalığı dokunur mahiyetinde, kendisinin can emniyetinden duyulan şüpheler nedeniyle böyle bir tutum içinde olduğunu ileri sürenler olsa da; bunun kabul edilebilir olduğu şüphelidir. zirâ milletinin canı ve kanıyla topyekûn verilen şanlı bir mücadeleden sonra millet irâdesinin olmadığı masalarda, lozan’da, eski hasımların her biri yeni ve kendilerine öykünülen, ne istedilerse verilen hısımlar olageldiğinden; atatürk, batı cenâhı için yok edilmesi gereken değil, aksine, iş birliği içerisinde dostane ilişkiler tesis edilmesi gereken bir lider olarak telâkki edilmiştir.

    devletin maddi imkanlarının yetersizliğini iddia etmek de doğru olmaz. öyle ki; vatandaşının kapısındaki iki öküzün ikisini de devlet nâmına el koyup alan, on kilo buğdayın 8 kilosunu vergiye sayıp irâd kaydeden bir sistemin bürokrasisinin; devlet başkanını yurt dışı bir geziye gönderemeyecek mikyasta maddi donanımdan yoksun olması pek muhtemel sayılamaz.

    hadi, uzatmadan, diyelim ki; ortada bir sebep var ve sonuna dek hakkı ihtivâ ediyor olsun.

    ya işin kültürel-politik yönü?

    en azından, nezâket ziyâreti olarak;
    mesela hindistân müslümanlarına bir ziyârette bulunulması pekâla düşünülebilirdi. öyle ki; o insanlar, anadolunun en yokluk dolu günlerinde, anadolulu kardeşlerinin verdiği ölüm kalım savaşına gurebasının elindekini ayağındakini satıp savarak;
    (bkz: hint hilâfet komisyonu) vasıtasıyla, büyük uğraşlar neticesinde, bunların maddi karşılığını anadoluya ulaştırırak destek olmuşlardır.

    her ne kadar, daha sonradan, kendilerine teşekkür etmek babında, o paraların büyük bir kısmını sermaye yaparak
    (bkz: iş bankası) nı kurmuş ve böylece o günlerden bugünlere o vefayı taşıyacak nispette bir yatırımla bu değeri ölümsüzleştirmiş de olsak; yine de o dönemde, hintli müslümânların, devletimizin en üst makamı tarafından müşerref kılınacak bir ziyâreti hak ettikleri aşikârdır.

    o zaman, anlamlandırmak adına, bir diğer örneği bulmamız lâzım gelir.

    haşâ ve kat’â gâzi mustafa kemâl ile kıyaslamak babında değil; ama, gelmiş geçmiş tüm devlet başkanlarımız, başbakanlarımız ve siyaseten liderlerimiz içerisinde en kapsamlı verileri şahsında ihtivâ ettiğinden; bir diğer örnek olarak, recep tayyip erdoğan’ı ele alalım.

    atatürk’ün kurucusu olduğu parlamenter sistemin en son halkası olan erdoğan; atatürk’ün iktidârda kaldığı süreyi şu an için aylarla ifade edilen farkla aşarak, 15 seneden fazlaca süredir fiilen yönetimde. ve malum kendi eseri olan yeni başkanlık sisteminin de seçilmiş/seçilecek ilk devlet başkanı olacak/olarak; tüm bu süreler dahilindeki yurt dışı ziyâret ve temâslarının performans karnesi şu şekilde:

    2003-2014 yılları arasında sürdürdüğü başbakanlık görevi süresince erdoğan;
    5 kıtada 93 farklı ülkeye toplam 305 resmi ziyaret yapmış.
    11 yılda, ziyaret edilen 93 ülkeyle türkiye arasındaki ticaret hacminin yüzde 354 oranında artarak, toplamda 358.4 milyar dolara çıkması da bu gezilerinin önemine işâret eden önemli bir veri.
    erdoğan; avrupa kıtasındaki 35 ülkeye 125, asyadaki 17 ülkeye 47, ortadoğudaki 14 ülkeye 55, afrikadaki 12 ülkeye 24, amerikadaki 6 ülkeye 22, avusturalyadaki 2 ülkeye 2 ve türk cumhuriyetlerini de kapsayan orta asyadaki 7 ülkeye 30 ayrı kez ziyâretlerde bulunmuş.

    2014’ten sonra, halkı tarafından seçilmiş ilk cb olarak yurt dışı ziyâretlerine dâir rakamlar vermeye gerek bile yok,
    zirâ sadece 2017 senesi içindeki yurt dışı gezilerinde kat ettiği mesafe dünyanın çevresini 4 tur dönmekte..

    gelelim nihâyete; vuruşa dövüşe geri çekildiğimiz coğrafyalardan sonra elde kalan son vatan parçası anadoluyu müdaafa ederek vatanı vatan kılan milleti edirne’den kars’a zahmetsizce idâre etmek de elbette zor bir iş, uğraş. ama bir de dünyaya açılan sağgörü ve türkiye’nin değerleriyle iddialarını dünyaya taşıyan ve mesela bugün, büyük bir tevafuk eseri, 100 sene evvel tek bir kurşun sıkmadan bırakılıp geri gelinen suriye cephesinden sonra (bkz: yıldırım ordular grubu)bünyesindeki
    (bkz: 7inci ordu)sorumluluk hattı ve
    (bkz: nablus muharebeleri) vs.) ; hâlihazırda azez, cerablus,
    el-bâb ve en son olarak da afrin’in tekrar ve fiilen idaremiz altına alan, valisini atayan irâdeyi şümûl olan bu koşuş ve terleyiş, terleyen bir lider profili değil midir?

    her biri başlıca ayrı birer konu başlığı olabilecek bu teferruat ile fazlaca uzatıp, dağıtmadan toparlayalım.

    hülâsa; isterdik ki, osmanlı subayı olarak gezip şereflendirdiği gibi türkiye cumhuriyeti’nin kurucusu ve bânisi olarak da yurdun dışındaki toprakları dolaşan bir atatürk olsaydı.. demeden geçemiyor insan. en azından bugünlerle güzel bir bağ olurdu böylesi.. yahutta her konuda kendisini örnek alan ardılları hiç yoksa bu konuda da takipçisi olurlar ve kendilerini yurt sathına hapsetmezler, biraz koşar ve terlerdiler; ki bütün bir yük olduğu gibi erdoğan’ın omuzlarına kalmazdı. neyse, en azından omuzlar uzun, allah vermiş.
    ömrü de pek uzun olsun, vesselâm.
  • nickaltında ak troll olduğu açıkça belirtilen islamcı bir ite cevap veriyorum biliyorum ama hadi olsun.

    örneklerden biri: o zamanki adıyla çekoslovakya'da bulunan karlovy vary kentinde atatürk'ün kaldığı otel.
  • cevabı çok basit, bak sana şöyle anlatayım aktroll aradaşım ;

    ya da vazgeçtim amına koyim senle mi uğraşacağım.

    (bkz: engelle)
    (bkz: başlıklarını engelle)
  • atatürk'e atatürk diyemeyen bir vatan haini tarafından açılan başlık.

    (bkz: atatürk'ün hiç yurt dışı ziyaret yapmamış olması)
  • cumhuriyet kurulmadan önce gittiği yerler:

    (bkz: makedonya)
    (bkz: suriye)
    (bkz: lübnan)
    (bkz: filistin)
    (bkz: libya)
    (bkz: bulgaristan)
    (bkz: avusturya)
    (bkz: almanya)
    (bkz: fransa)

    cumhuriyet ilanından sonra hiç bir yere gitmemesi konusunda benim farklı düşüncelerim var. konu çok uzun gece gece yazamayacağım izmir suikast girişimi ve arkasındaki kimseleri bilmek ipucu verebilir.

    edit: ben bu örnekleri yurtdışına çıktı olarak vermedim. bulgaristan askeri ateşelik, almanya vahdettin ile gittiği seyahat avusturya ise yaralandığında hastanede yattığı yerdir. diğer yerler osmanlı toprağı idi doğru. cumhuriyetten önce asker sonrasında devlet adamıydı isteseydi giderdi gitmemesinin farklı sebepleri vardı yazmaya üşendiğimi söyledim . fakat görüyorum ki götünden anlayanlar var.
  • cumhuriyeti kurduktan sonra kimsenin ayağına gitmemiş, bilakis herkes ayağına gelmiştir.
  • mustafa kemal atatürk. son başbuğ son türk hakanı. diyelim ki çıkmadı sanane. çıksa o zaman ki fakir halkın imkanlarını yurt dışına çıktı çar çur etti diye başlık açardınız, çıkmadı neden çıkmadı diye başlık açıyorsunuz. kendisi daha bulunduğu il içinde belediye otobüsü ile seyahat eden kamiller gelmiş burada "atatürk yurt dışına hiç çıkmaması" diye başlık açmakta. sövsem gg olacağım sövmesem gönül razı değil.
    allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın.
  • atatürkün yurtdışına çıkmadığı iddiasına cumhuriyet kurulmadan önce gidilen yerleri sayıp ikisi hariç osmanlı toprağı olduğunu bilmeyenlerin cevap verdiği başlık. adamın asker olarak savaştığı yerleri yurtdışına gitti diye vermiş.
  • 1. sayın sığır; o dönem seyahatler bu kadar kısa süren teknolojiye bağlı değil. bir gitse kaç gün acaba bir düşün. keza iletişim de daha yavan. öyle facetimela ülkeyi kurtaramazsın.
    bunun doğal sonucu adam akıllı ülkeler ve başları ziyaret yapmazmış.
    2. gezip ne yapacaktı? ne katacaktı hintli müslmanı görse? ülke daha kurulmamış bile, ne alımı ne satımı var düzgünce okuma yazma bilen yok sen hala gezme peşindesin.
    he eğer bir diğer örnekte verdiğin mevcut cb gibi gidip gidip yok sırbistandan sığır aldım italyadan çizme aldım fransadan uçak aldım yapacaksa gitmesin boşver.
    3. tabi gitsin de sen ve devamın kafalar hemen hilafet ayaklanması yapsın, olay çıksın. ulan ülke kuruldu 1 yıl sonra ayaklanma çıktı. yok kürt yok din diye diye. sen olsan gider misin? en azından ülkesinde olay olduğunda bi haber otelde konaklamıyor, ya da isyandan korkup bitene kadar gezmiyormuş.