şükela:  tümü | bugün
  • asil adi mustafa uykusuz. sabahattin ali ve aziz nesin'in cikarttigi marko pasa'da karikaturler cizmis. iki kez hapis cezasina carptirilmis ve karikatur albumu adli eseri toplatilmis. dergilerin karikaturlerini yayinlamaktan cekindikleri donemlerde korkmaz takma adiyla cizmiş. zubuk, ant, papagan, akbaba, ozgur insan, ve gırgır dergilerinde calismis. turkiye'de ve yurt disinda acilan yarismalarda oduller kazanmis. 1983 yilinda da vefat etmiş.
  • karikatürümüzde toplumsal sorunlara değinen ilk karikatüristtir.

    kaynak: "cumhuriyet'in 75. yılında türk karikatürü"
  • uykusuz'a isim babalığı yapsa idi ne kadar güzel olurdu diye düşündüğüm kişi.
  • ''1938’de talebeyken amatör olarak çocuk sesi ve afacan mecmuası’na karikatür gönderdim, çıktı mı çıkmadı mı bilmiyorum.
    ya 1937 ya da 1938 olacak. çocuk sesi’nde birkaç tane basıldı
    1939-40 arası akademi’ye girdim. bir sene filan okuyabildim. sonra bitti. askerliğim geldi. kendi devremle askere gitsem daha iyi olur dedim, çünkü yedek subaylığim falan belli değildi.
    askere gittim. harp zamanıydı. almanlar edirne’ye kadar gelmişlerdi. 942’de gittim, 945’te geldim. yeniden akademiye girdim. sonra bab-ı âliye geldim. gelmemle çıkmam bir oldu.
    tanınmış bir mizah dergisi çıkaran birine; bir ahbabı ile 8-10 karikatür göndermiştim. belki 5-10 kuruş verir diye. zira üç gündür yemek yememişim. beş kuruşluk leblebi alıyorum, üstüne su içiyorum. karın ağrısıyla karışık karnımı doyuruyorum.
    gittik yanına. o zaman naylon çorap yok. herif uzatmış masaya ayağını, ayağında bembeyaz ipek çoraplar.
    “hoş geldin”
    eee işte tekrar karikatür istiyor. 8-10 tane karikatürüm yayımlanmış, 50’şer kuruştan ver bir kâğıt da hiç olmazsa bir işkembeciye gidelim… baktım oralı olmuyor, ayak bastığım gibi geri döndüm.
    devlet mabaasında harita işleri vardı… orada çalışmaya başladım. sonra esat adil beni, “gün” dergisini çıkaran bir hukuk öğrencisiyle tanıştırdı. orada başladım çizmeye, o da beni doyurmadı. zaten dergi kapandı.
    izmir’e gittim. orada dolaşıyorum. bir yandan da düşünüyorum. yahu param olsa da “marko paşa” diye bir dergi çıkarsam.
    bir de baktım afişleri asılmış “marko paşa” çıkıyor diye aziz nesin çıkarıyormuş, daha önce aziz nesin’le tanışmıştık. kalktım, geldim, başladım çalışmaya. 40 sayı kadar çıktı. kapatıldı, toplatıldı, isim değiştirdi,”malum paşa” oldu, “öküz paşa”, “7-8 hasan paşa”, bilmem ne paşa... ismet paşa hariç tüm paşalı isimler çıktı.
    işte o gün bügün çalışmadığım dergi kalmadı.''

    (ibrahim tapa'nın söyleşisinden)
  • ''türk karikatüründe gerçek sosyal içerikli karikatürü ilk çizen karikatürcüdür'' - (bkz: semih balcıoğlu)
  • ilk karikatürü 1938 yılında, faruk gürtunca'nın çıkardığı çocuk sesi dergisinde yayınlanmıştır.
  • tan oral'in cizimiyle bkz: https://soz.lk/i/a26o46re
  • "toplumcu yaklaşımın" edebiyatta yaptığını kendisi karikatürde yapmıştır. 1946-1949 yılları arasında çizdiklerini bir albümde toplamış ve başına bugün de geçerli olan güzel bir önsöz yazmıştır.

    "karikatürün yalnız güldürme, sırıtma sanatı olduğunu iddia eden üstatlarımız var. onlar, radyolarda, gazetelerde, fırsat buldukça bu iddialarını ilan ediyorlar. şüphesiz üstatlarımız da haklıdır. halka olan bağlarını koparıp işi tıkırında gidenlerin emrine girmiş olandan, başka ne beklenir? ileride memleketimizdeki karikatür sanatı hakkında herhangi bir araştırma yapacak olanlar, karikatür diye birkaç kadın bacağı ve hemen şöylece örtülüvermiş bir çift kadın memesinden başka şey bulamayacaklar. sözümüz şu ki, sanat şehevi hislerin tahrikçisi olmamalı, halka hitap etmeli, onun emrine girmelidir."
  • çok garip bir şekilde günümüz uykusuz'a isim babalığı yapmamış, uykusuz çizerleri uykusuz ismini uygun gördüklerinde mim uykusuzdan bahsetmemiştir.