şükela:  tümü | bugün
  • kendisi guftekar ve bestekardir, ancak guftekarligi bestebiliginin oldukca onune gecmistir. selahattin pinar ustanin onemli esrlerinin guftesinde mustafa nafiz'in imzasi vardir. bu baglamda mustafa nafiz-pinar ikilisi vecdi bingol-saadettin kaynak ikilisi ile mukayese edilebilir. sanirim kendisi darulaceze'de vefat etti hayata kuskun bir sekilde.
  • "işimiz gereği radyo çevresinde bulunan ses ve saz sanatçılarla olsun, bestekarlarla olsun sıkı bir dostluğumuz olmuştu. bir gün muhabbet sırasında rahmetli bestekar ve söz yazarı mustafa nafiz irmak, "bu nota meselesi çok önemli. eserler çarçur olup gidiyor şunları derli toplu bir hale getirmek gerekir" deyince bende epeydir kafamda olan yayın fikrini ona açtım. pek beğendi. o sıralarda müzik yayınları şefi cevdet çağla idi projemden ona ve refik fersan'a da bahsettim. memnuniyetle karşılanınca biz de işe soyunduk. "türk musikisi bestekarlar külliyatı" fikri böyle doğdu adını da rahmetli mustafa nafiz irmak ile birlikte koyduk benim tek şartım eser sahiplerinin basılacak notaları incelemesinin ardından bana imzalı bir "tamam" vermesini istemek oldu ve 1959 'un kasım ayında ilk nüshayı çıkardık. ilk fasikül, mustafa nafiz irmak'a ayrıldı. kendisi gariban bir adamdı elinde yok avucunda yok cinsinden; zaten darülacezede öldü selahattin pınar'ın en yakın dostuydu ve şarkılarının yarısının sözlerini ona yazmıştı..."

    rahmi kalaycıoğlu
    roll dergisi 15 ocak 1998 sayı 15
  • türk müziğinin müthiş güftekarlarından biridir. rahmetlinin nasıl nevi şahsına münhasır bir insan olduğunu elbette ki necdet yaşar'dan dinlemek gerekir.
    işte necdet yaşar ile mustafa nafiz hakkında yapılmış güzel bir söyleşi:
    http://sazvesoz.net/…rchive=&start_from=&ucat=2,12&

    ayrıca:
    (bkz: koklasam saçlarını bu gece ta fecre kadar)
  • üstadların sürekli adını anmadan edemediği oldukça ilginç bir zat-ı muhterem. radyonun önüne gelip, kapının önünde saatlerce beklermiş. soğukta bile tir tir titrermiş de asla kapıya dokunmazmış pistir diye. birinin çıkmak için kapıyı açmasını beklermiş.
  • alâeddin yavaşca üstat çiçeklere ve kuşlara çok düşkünmüş, vaktiyle muayenehanesinde 20 kadar kanarya beslermiş. gelen hastalar kanaryaları dinleyerek mest olurlarmış. bir gün muayenehaneye mustafa nafiz merhum uğramış ve kanaryaların ötüşleriyle oracıkta kanaryam güzel kuşum'u yazıvermiş.

    kanaryam güzel kuşum
    ben sana vurulmuşum