şükela:  tümü | bugün
  • her ikisi de türkmen kentidir ve hep öyle kalacaktır.
  • cihan padişahının buyruğu ile istanbul'da destan yazan valinin, genç tekmeleyen, yaşlı tartaklayanlardan oluşan seçme 20 bin polisin başına serdar-ı ekrem tayin edilmesi suretiyle oluşturulacak fetih ordusunun derhal gerçekleştirilmesi gereken işgalin ana fikrini oluşturan şehirlerdir.
  • kadim kürt kentleri. tc yöneticileri, hadleri olmayarak ve sanki kendi ülkelerindeki "öteki" olana haklarını veriyormuş gibi, oradaki türkmenlerin varlığını bahane edip "kerkük bizim iç meselemizdir" türünden açıklamalar yaparlar sık sık. ki bu beyni devlet eliyle dumura uğratılmış insanlar tarafından takdirle karşılanıyor olduğu içindir.
  • iki ırak şehridir ve türkiye'nin iç meselesini ilgilendiren iki şehir değildir. ırak'a bağlıdırlar ve türkiye'nin buralarda hak iddia etmesi "şu an" doğru değildir.

    üstteki entryde pkk sempatizanı dangalak "kadim kürt kentleri" demiş. bu cümleden yola çıkarak bazı şeyler anlatmak istiyorum sizlere. bu iki şehrin önemini daha iyi kavrayacağınızı düşünüyorum.

    ırak'a abd müdahalesi yapıldıktan sonra bu iki şehir sürekli karıştırılmak istendi. hatta buralarda nüfus kağıtları yakıldı fakat türk karakolları bu belgelerin kopyasını ankara'ya gönderdi. yani türkiye için -kozmik odaya girilen süreçte başka odalara girip çıkarmadılarsa- bu şehirlerdeki türklerin ismi cismi, sayısı belli. yine de bir önemi yok bu sayıların. çünkü musul'da yüzlerce ceset var enkazın altında ve daha çıkarılamadılar bile. amerikan uçakları şehri dümdüz etti. uzaktan baktığınızda bir uçak enkazı gibi şehir görüyorsunuz. iki katlı ev bulmak çok zor. dolayısıyla türkler göç ettiler ve göç etmeyenler de enkazın altında kaldılar. şimdi musul yeniden yapılandırılacak ve bu bölgeleri peşmerge almak için çabalıyor. hani şu bağımsızlık ilanı yapmaya çalışan peşmerge. eğer alabilirse yeniden yapılandırılmış musul'da türk nüfusu olmayacak, kürtleri yerleştirecekler ve musul kürt şehri olmuş olacak. yani birinci dünya savaşı süresince türk topraklarına rum taşıyarak oraları işgale kalkışan ülkeler şimdi 21. yüzyıl düzeninde türk bölgelerine başka ırkları taşıyarak türklerin topraklarını ele geçirmek istiyor. başarılı oluyorlar mı? oluyorlar.

    peki türkiye'nin yapması gereken şey ne, girip buraları almaya kalkışmak mı? hadi girdik diyelim, çıkabilir miyiz? ırak toprakları sayılıyor buralar, kalkıp araplar "eskiden anadolu'da biz yaşadık, buralarda araplar var." diye işgale kalkışsa verir misiniz doğu'daki eski arap topraklarını? istanbul'daki türk izler mi mesela? izlemezse bağdat'taki arap'ın izleyeceğine nasıl inanıyorsunuz? buraları almak istiyorsanız ırak ordusu ve ırak halkı ile savaşmak zorundasınız. türkiye ile ırak'ın savaşması coğrafyada kimin işine yarar? türkiye'nin bu hamlesi türkiye'ye nasıl döner? ırak ile savaşmak yetmiyormuş gibi batı'nın türkiye'yi işgalci görüp yıpratma hareketleri ile savaşabilir miyiz? necip torumtay araştırılmalı. necip torumtay bilinmeli. (bkz: necip torumtay)

    türkiye'nin yapması gereken önce şunu kabul etmektir: musul ve kerkük, türkiye'nin değil ırak'ın toprağıdır. sonra da şunu kabul edeceksiniz: musul ve kerkük'ü alacak kadar güçlü değiliz.

    öyle beylik laflarla "bir gece ansızın" demekle olmaz bu işler. 15. yüzyılda yaşamıyoruz. buraları kendimize bağlayacaksak bir gece ansızın değil; günlerce süren, bütün dünyanın izleyeceği resmiyetle bağlayacağız. burnumuzun dibinde musul'un demografisi değiştirilirken sesimiz çıkmıyor, buraya dünya "kürt toprağı" gözüyle baktıktan sonra elinize geçiremezsiniz.

    türkiye iki şeyi kabul etmeli demiştim. ilkini kabul ettik ve musul ve kerkük'ün şu an ırak toprağı olduğunu idrak ettik. etmek zorundayız. bizim amacımız ne? bu bölgeleri ırak'tan almak. sonraki gerçeği kabul ettik. musul ve kerkük'ü alacak kadar güçlü değiliz. amacımız ne? bu bölgeleri alacak kadar güçlenmek.

    biz bu bölgeleri alacak kadar güçlenirken bu bölgelerde savaş olmasını istemeyiz değil mi? ırak'a bağlı olmasını isteriz. bu yüzden ırak bizim en büyük dostumuz musul ve kerkük meselesinde. birlikte hareket edeceğimiz ülke. evet, yanlış okumadınız. musul ve kerkük'ün güvenliği için ırak'a gerekirse yatırım yapmalıyız. ırak'ı bir şekilde kendimize bağlamalı, her konuda destek çıkmalıyız. ilişkileri geliştirip musul ve kerkük üstünde "dolaylı yoldan" söz sahibi olmalıyız. ırak buralarla ilgili bir yanlış yapacağı zaman dost gibi müdahale edip manipülasyon ile bu bölgelerin güvenliğini sağlamalıyız. hatta ve hatta yapabiliyorsak bu bölgelerde askeri üsler kurmak zorundayız. başika'daki üsten daha fazlasını söylüyorum. direkt musul'un içine, kerkük'ün içine bir askeri üs diyorum. bunu yapmak mümkün mü? ırak'ı bağımlı hale getirirsek neden mümkün olmasın.

    bu süreç içerisinde türkiye'nin eğitimde bir atılım yapması gerekiyor. gelecek nesillerin çok sağlam yetiştirilmesi ve faydalı olması gerekiyor. diğer yandan bürokrasiye sağlam elemanlar yetiştirmesi gerekiyor, orduya büyük yatırımlar yapılması gerekiyor. orta doğu'da boyun eğmeyecek bir ülke olmamız gerekiyor.

    bunları okurken "kaç yıl sürecek bu?" diye sormuş olabilirsiniz. belki yüz, belki iki yüz yıl sürecek. bunları yaparken ırak ile ilişkileri zirveye taşıyacağız, adım adım musul ve kerkük'te yerleşip gücümüzü o bölgede arttıracağız. askeri üsler, kurulacak şirketler, ırak'a yapılacak yatırımlar ve daha fazlası. bu bir anlık, bir yıllık mesele değil. yıllarca sürecek bir mesele.

    en sonunda musul ve kerkük'ün güvenliğini tamamen sağlayıp, üstlendikten sonra gerekli güce sahip olunca bir şekilde o dönemin koşullarına uygun şekilde oralar topraklara bağlanır. şu an yapılması gereken şey musul ve kerkük'ü almak için uğraşmak değil, almak için oluşacak güce zemin hazırlamaktır. keza bu gücün zemini dahi yok. önce zemin hazırlamak gerekiyor.

    benim tahminim bugün başlarsak 22. yüzyılın ortalarında ancak musul ve kerkük ülkeye bağlanır.