şükela:  tümü | bugün
  • müteaddi (geçişli) fiilin gerçekleşmesi sonucunda bir şeyin eserinin ortaya çıkmasıdır. fâil fiilini, meful üzerine geçirdikten, uyguladıktan sonra, asıl fiili fail işlediği halde, işlenen fiilden ziyade eserinden bahseden bir cümle kurulmak istendiğinde kullanılır.

    binâ klasiklerinden "develer toplandı" misalini ele alırsak, müteaddi fiil toplama işini bildirmiştir, bu işin yapılmasıyla, meful yani develer üzerinde, bir eser (sonuç) meydana gelmiştir ve bu esere, meydana gelen şeye mutavaat denir. bu cümle nahiv'e (cümle bilgisi) göre ayrıştırılacak olursa, toplanma fiilinin faili develer olacaktır. ancak develerin kendi kendilerine toplanması mümkün olmadığından bunları aslında toplayan çobanın, "toplamak" olan geçişli fiilinin develere geçmesi neticesinde bu "toplanma" meydana gelmiştir. yani "toplanma", cümle yapısına göre develerin gerçekleştirdiği bir eylem gibi görünse de hakikatte çobanın fiilinin neticesinde ortaya çıkmış bir şeydir.

    bazen de bu söz konusu örnekteki fiili işleyen ile maruz kalan aynı kişi olur ki, bu da türkçe dilbilgisi klasiklerinden "ayşe tarandı, süslendi" örneğindeki gibi tarayanın da, etkilenenin de ayşe olması durumudur. türkçe'deki dönüşlü fiil mutavaat'ın tam karşılığı değilse de kullanılan fiillerin büyük bir kısmını karşılar.

    lâzım (geçişsiz) fiil ve meçhul (edilgen) fiilden farklarına değinecek olursak, mutavaatın edilgen bir fiilden çok geçişsiz bir fiil sayılabileceği söylenebilir. çünkü edilgen yani meçhul bir fiil ile kurulan cümlede fail yerine nâib-i fâil dediğimiz, sözde özne vardır. cümle yapısında da faile yer yoktur. lâzım fiilde ise failin fiili zorunlu olarak başkasına geçmez, kendinde kalır. mesela "ahmet uyudu". özetle mutavaat, müteaddiden lazıma dönüşmüş fiil diye düşünülebilir. bu dönüşümün neticesinde müteaddi filin mefulu bihi olan kelime mutavaatın faili olur.

    - anladın mı vapour?
    - anladım hocam
    - ne anladın anlat bakalım!
    - kem küm...

    şöyle bi okudum da çok anlaşılır değil. ama bir aydan fazladır kenarda duruyordu, arada bir düzeltmeler eklemer yaparım bişeye benzer diyordum ama benzemedi. şimdilik burada bir entri işgal etsin, sonra bir hal çaresine bakarız.
  • boyun eğme, itaat etme manasınadır.

    tav (, vav, ayn) kökünden gelir.

    "derhal onun işâretine mutâvaat ederek oraya gittiler" hâlit ziya uşaklıgil