şükela:  tümü | bugün
  • anlam veremediğim durum. ev satılsın diye bankalara büyük baskı var: faizleri indirin, sürümden kazanın, kolaylık yapın. cumhurbaşkanından, ekonomi bakanına, tüketicilere kadar herkes gözünü bankalara dikmiş. iyi de bankanın finansman maliyeti belli. burada gerçek rant arsa sahipleri ve müteahhitlerde. burada emlak gyo eliyle devleti de bir arsa sahibi sayabiliriz. hadi devlet bir nebze, arsa sahibinin ya da müteahhitin elde ettiği sermaye de çok fazla üretime dönen bir şey değil. görüyoruz işte adamların araba koleksiyonunu arttırıyor en fazla. az biraz da onlardan fedakarlık, sürümden kazanma falan görelim.
  • ilk izlenimim... ev satılmasının yolunu açacak şey bankaların faiz indirmesi miymiş aq hangi manyak uydurdu onu? kim kime baskı yapmış. hükümet tatavaları mı? onu seçmenden başka ciddiye alan var mı? :d

    bankanın finansman maliyeti belli, gerçek rant xyz'de cümlesine hoyratça gülerek devam ediyorum entariyi okumaya.

    ya tamam bu ev alacak bi banka çalışanı, ama şirketine inanan güvenen kendisini şirketin parçası olarak görenlerden. bankaya laf edemeyecek kadar finans sistemine teslim etmiş inancını, finansman maliyeti belli, dosya masraflarj belli. her sene kaç para veriliyor o sunuculara beeee!!
    işte ev alacak ama alamıyor, mütayitler indirsin..
    sanki kendisi evi alsa 2 sene sonra %50 karla satmak istemeyecek... :)
  • inşaatta en büyük rantı yiyen kim? arsa sahibi. bitmiş binanın %45-50'sini alıyorlar. kalan %50'yi ise müteahhit, usta, amele, tesisatçı, boyacı, elektrikçi, vs. inşaata bulaşan herkes belirli oranlarda paylaşıyor.

    demek ki arsa sahiplerine, aracılarına, o arsaları imara açanlara, imar oranlarını yükseltenlere bakmak lazım.
  • fikirleri kişilerin pozisyonu üzerinden eleştirme alışkanlığımız muazzam. bankalar faiz indiremez müteahhit(ve arsa sahibi) fiyat indirsin diyen biri olsa olsa banka çalışanıdır o zaman. buna karşı çıkan da inşaat sektöründe biri olmalı bu mantıkla.

    öznel olarak benim koşullarımın bir önemi yok. emlak piyasasında durgunluk olduğunu söyleyen ve buna finansman yoluyla çözüm bulmaya çalışan hükümet, inşaat firmaları vb. madem serbest piyasaya finansman sağlayıcı üzerinden müdahale etmeyi seçiyorsun, arz ve fiyat üzerinden de müdahale edebilirsin. etmemenin sebebi nedir bunu tartışalım.
  • serbest piyasa ekonomisi diye bir şey var. müteahhit fiyatları indirmiyor çünkü:

    1. elindeki konutlara istediği fiyattan müşteriye satıyor.

    2. konutlar satılmasa bile finansal olarak dayanma gücüne sahip.

    birde şu açıdan düşünün müteahhitlerin elindeki konut stoğunun kaç katı zaten sade vatandaş/yatırımcının elinde mevcut. müteahhitler fiyatları düşürse vatandaşın elinde ki konutların fiyatları ne olacak düşmeyecek mi?
  • her satıcı elindeki malı mümkün hızda paraya dönüştürmeyi amaçlar ama parası olan daha alıcı daha makbüldür. şimdi o koca binalar dikiliyor ama dar gelirliyi bir an önce ev sahibi yapmak için mi dikiliyor sanıyorsunuz. orta gelirli az biraz birikim yapsın bilmem ne faizle bilmem kaç yılda kredili alsın. parası olansa zaten alıyor.

    devletin asıl umrunda olan orta gelirliyi oyuna daha fazla çekerek inşaat firmalarının sermayesini güçlendirmek. böylece daha büyük, fazla ve hızlı diğer projelere geçebilsin.

    balondu, aracıydı, krizdi asıl derdimiz serbest piyasa ekonomisiyle. gelin komünizme geçelim.
  • söylem planında ideolojik/siyasi seçim; ancak nihayetinde iktisadidir. emlak talebindeki tıkanmayı, para arzının arttırılması üzerinden, emlak üreticilerine değer aktarımı sağlayacak şekilde "çözme" uygulamasıdır. para arzı artar, paranın değeri düşer, bu arada para kime hangi kesime daha yüksek oranda aktıysa o kesim değer biriktirebilir; diğer kesimler hilafına sermayesi büyür; zengin olur; bu paranın bir kısmıyla da yat alır falan.
  • gereksiz talep olduğundandır. ev nasılsa her halükarda satılıyor.
    "ev alma tutkusu" bu ülke vatandaşlarının genlerine işlemiş bi kere...

    bu ülkedeki yaşam modeli büyük ölçüde sabit, kafa yormanıza gerek yok:
    oku, evlen, ev al, araba al, bi ömür evin/arabanın borcunun peşinde koş...