şükela:  tümü | bugün
  • odanın kapısının gıcırtısının tonunu kemanla ispatlama yeteneğini beraberinde getiren olgu.
  • egitilmemis ve nota bilgisi olmayan kisilerde de bulunabilen, dogustan gelebilecegi gibi sonradan da kazanilabilen ya da gelistirilebilen, ama asla tam anlamiyla kusursuz sonuc veremeyecek olan duyum ve ses algilama, karsilastirma yetenegi.
    bu yetenege sahip kisi, seslerin birbirine olan uyumuna ve araliklara bakarak, aralarindaki detonasyonu anlayabilir. senfonik eserlerdeki solo keman sesi istisnasiz detone olacagindan, bu yetenege sahip kisiler sadece birkac virtuozun kayitlarini dinleyebilir. hatta onlardaki detonasyonu bile farkederler. bu yuzden aslinda dinleyici olarak mutlak kulaga sahip olmak rahatsiz edici bir durumdur.*
    referans olmadan tonu saptamak ise ayri bir olaydir. yine mutlak kulak gerektirir, ancak bunu yapabilmek icin ayrica ciddi muzik egitimi almis olmak ve en azindan bir notayi (bkz: la) kafaya kazimis olmak gerekir. bircok kisi aslinda mutlak kulak sahibidir, ancak muzik egitimi almamis olanlarda bunun farkedilmesi zordur ve muzik egitimi alan insanlarin buyuk bolumu bu yetenegi kazanir. ancak referans olmadan frekansi ya da tonu saptayabilmek daha zor bir beceri oldugundan, aslinda yanlis olmasina ragmen bu tanim hep o ozellige de sahip olanlari tanimlamak icin kullanilir. hatta muzikle ilgili onemli isler yaptigi dusunulen herkese bu yetenek yakistirilir. oysa ne sanildigi kadar az bulunur, ne de sanildigi gibi her onemli muzisyende...

    bu arada akbil sinyalinin 4'lu ya da tam aralik oldugunu anlamanin mutlak kulakla hicbir ilgisi yoktur.
  • (bkz: aydın esen)
  • seslerin algilanmasi konusunda kepce, zar, salyangoz, corti organi vs. muhabbetlerindeki seruvende bir fark olmamasi gibi durumlar du$unuldugunde "mutlak kulak" tabirinin ne anlam ifade ettigi tarti$ma goturur gibi.

    seslerin kulakla degil, beyinle algilanmasi, yetenege sahip canlilardaki farkin buradan kaynaklandigi fikrini uyandiriyor. sonucta bir nota darbesi tabiata salindiginda beyne 440 hertz ve daha yuksek frekanstaki armoniklerden ibaret bir titre$im paketi ula$iyor ve salyangozdaki ayirici kesim titre$imi bile$enlerine ayirarak i$itme sistemine havale ediyor. pek ho$, ama beyin bunu nasil i$liyor diye meraklanan ilimciler, gercekten de beyinde bir frekans haritasinin bulundugu sonucuna varmi$lar. ne kadar ilginc ki, tum kom$u hucreler ardi$ik frekanslara duyarli..

    yani adamimiz mozart veya chirs barnes da olsa olay tabii ki beyinde bitiyor.. ama nasil..

    netekim, adamlarin beyni incelendiginde, her muzisyenin geli$en "corpus callosum" bolumu yaninda sol temporal lobdaki "planum temporal" $eklinde cagrilan bolumun daha da geni$ oldugu gorulmu$. yani olay, analitik ve sozel bolgeye bagli gozukuyor. yani dili algilama yetenegiyle notayi algilama yetenegi arasinda bir kom$uluk ortaya cikiyor.

    sonucta tum bu ya$ananlar qed'le bitirilmi$ bir ifade gibi saglam degil, tanida hata olabiliyor ve mutlak kulaktaki mutlak anlami titriyor. ama ortada bir yetenek pekala var*.
  • bir de bu algılama biçiminin kendilerinde olduğunu iddia edip ota böceğe melodik dikte yazıyormuş havasında yaklaşanlar mevcuttur ki,akla zarardır... doğru söyleseler bile bu durumlarıyla o kadar başınıza ekşirler ki,siz sürekli anlamını sorgulamak zorunda hissedersiniz bu durumun...zira örümcek osursa si bemol diye gelir bu adam, acı verir bu önermeleriyle normal olan ve mutlu,aydınlık ya da gayet normal yarınlara akmak isteyen kitlelere....
  • (bkz: mutlak damak)
  • sırf mutlak kulağa sahip olabilsin içün çocukluğundan itibaren -müzisyen- babası tarafından yanağına tokat atılarak, tokadın çıkardığı sesler için; "bu hangi nota ?" biçiminde sınavlara gark edilen, bu sınava da yıllar yılı -muntazaman- günde bir kaç öğün tabi tutulan, iş bu sebeple sol kulağı sağır olup da her şeyden çok severek çaldığı kemanını, kemana yakın kulağıyla duyamayacak kadar "işkence" görmüş kemancılar vardır yurdumda.
  • dümbelek ritminden senfoni tanıyabilen bir kulak güruhu.
  • (bkz: dahi)