şükela:  tümü | bugün
  • mutlu hissedildiği için değil; mutsuz görüneceği zaman her şeyin daha kötüye gideceğini bildiğinden; mutsuzlukla ancak her şeyin tepe taklak aşağı gidişini hızlandıracağını görebildiğinden, mutlu hissetme zorunluluğu duymaktır. tüm keyifsizliğine rağmen, işlerini yürütmeye çalışan ve acıklı hislerle dolaşan insanlardır bunlar.
  • çevre efendim bunun tek nedeni çevre kimse doğal-dürüst davranmıyor herkes millet ne der nasıl görünsem diye çabalıyor kendi kararları doğrultusunda hareket etmiyor kimse daha sonra bu olay arta arta insan benliğinden çıkıyor rol icabı yaşıyor
  • mutlu görünmek zorunda hissediyorsanız yanlış kişilerle takılıyorsunuz demektir.
    o ortamdan uzaklaşamıyorsanız eğer, sorun takıldığınız kişilerde değil, sizdedir.
  • zamanında şarkısı bile yapılmış hede:
    “ınside my heart is breaking
    my makeup may be flaking
    but my smile, still, stays on…”
    (bkz: queen)
    (bkz: show must go on)
    bu da linki
    iyi haftalar.*
  • görünme zorunluluğu kısmına katılmadığım başlık. mutlu görünmeye değilde mutlu olmaya zorunluyuz. mutsuzluk yemini yapan kişiler, dünyayı çük edip üstüne oturanlar, acıların çocuğu emrah felsefesiyle ortalıkta gezenler*diyebilir, varsın desinler. mutlu olmak sizin elinizde. ya bu deveyi gütmek ya bu diyardan gitmek seçim sizin. mutluluk sizinle olsun, kalbiniz aşkla dolsun. yüzden bi makas*.
  • mutlu görünmeye mecbur hissetmektir. herkes bu kadar mutlu göründüğü için mutsuzluğu ile göze batmaktan çekinenlere göre bir duygusal hal. ruh halimiz çevrede olan bitenden bu denli etkilenmese daha iyi olurdu *
    editim la
  • aslında kimse bir şey sorsun istemediğimiz için de yaparız bunu.

    asıl dert insanlara "mutluyum" gösterişi yapmak olmuyor bende. basit şekilde, soru sormalarını istemiyorum. malum insanımız haddini sınırını bilmiyor pek. alakasız bir insan "hayırdır yaa neyin vaar?" diye soruveriyor. ne münasebet açıklayayım ki derdimi sana? hayatımdaki yerin ne ki? ne muhabbetimiz var da soruyorsun bunu?

    tabii böyle bir cevap verince asosyal, agresif, iyilikten anlamayan biri gibi görünüyorsun. "bir şey yok" diye geçiştirdiğinde üsteleyenler de var, onlara bu cevabı vermeden zaten salmıyorlar.

    sürekli karşılaştığın, iş yaptığın, aynı ortamda bulunduğun insanlarla böyle pozisyonlara girmemek için de kısa yoldan bir gülümseme takıveriyorsun suratına. gerçi günlük hayatta maske kullanımı çok kolaylaştırdı mevzuyu. nil'imin kulakları çınlasın iyi tarafından bakıyoruz. *
  • mutsuz görünüp bin tane soruyla uğraşmaktansa mutlu görünmeye calısıyordur. süresi eve gidene kadardır hatta bazen yatağına yatana kadardır.
  • kendini koruma amaçlı bir tavırdır. gereksiz soruları yanıtlamak, saçma bakış açıları dinlemek, yapmacık moral verici sözlerden kaçınmak için iyi bir kaçış yoludur. insanların çoğu çok da güvenilir canlılar değil doğrusu. bu tavır insanı yorar mı yorar, içine kapanmasına sebep olabilir, belki de depresyona bile sokar. kişinin ruhsal dengesine bağlı sonuçları olabilir. bizim gibi "sırrını söyleme dostuna o da söyler dostuna" sözleri beynine işlenmiş kuşağın maske takma zorunluluğu var. dertler paylaşınca küçülmüyor, çözülünce kayboluyor düşüncesi de görüşlerinizden biriyse eli mahkum o sırıtık maske yüzünüzde hep asılı kalacak ta ki kendinizle ya da kendiniz kadar güvendiğiniz sevdiklerinizden biriyle baş başa kalana kadar.
    edit: ekleme yapıldı
  • bir kişi istediği kadar çabalasın... nasılsa öyle görünür....