şükela:  tümü | bugün
  • tanım: başlangıçta şanssızlıkların, belâların, sıkıntıların söz konusu olduğu ama sonuna doğru bir nedenle tam tersine memnuniyet verici bir şekilde sonlanan gelişmeler, olaylar vb.

    başımdan geçen bir olayla örnek vereyim: lisedeyken matematiği sevmeme karşın trigonometriden soğumuştum. sinüs, kosinüs, tanjant filan derken bir sürü formül ezberlemek gerekiyordu. matematikte ise formül olmasına alışık değildim. fizik, kimya olsa neyse de.

    sırf formül ezberlemekten sıkıldığım için yıl sonuna kadar yazılı sınavların hepsinde boş kâğıt verdim ve sınavı en önce terk eden oldum. yıl sonuna geldik. matematikten çakacağıma kesin gözüyle bakılıyor. iyi de ben bu dersi eninde sonunda vermek zorundaydım. mutlaka bu işin yolu olmalıydı. ve o yol göründü.

    hoca bir kurtarma yazılısı yapacağını, önceki notlara bakmaksızın geçerli not alanı matematikten geçireceğini söyledi. bu bir kurtuluş olabilirdi. ama nasıl? o sıralarda bir gün aptal aptal kitapçılar önünde geziniyordum. vitrinlere bakarken birden gözüme bir kitap ilişti: çözümlü matematik problemleri gibi ismi olan çok kalın bir kitap beni al der gibi bakıyordu. hemen içeri daldım. kitabı şöyle bir karıştırdım. işe yarayacak gibiydi. son kuruşuna kadar harçlığımı vererek kitabı kaptım; soluğu evde aldım.

    anlatımı basit ve zevkliydi. kolaydan zora bütün problemlerin çözümlü halini gösteriyordu. bundan yararlandım. yanlışlarımı görme şansım vardı. beni ilgilendiren tüm alıştırmaları örnekler yardımıyla yaptım.

    sınav günü geldi. öteki sınavlar kadar boş değildim. artık yanlış da olsa bir şeyler karalayabilirdim. hatırladığım kadar on soru vardı. hoca istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz, demesine karşın ben sırasıyla baştan sona bütün sorulara önce bir kalem attım. çözemeyeceğimi sandım; tereddüt geçirdim. ama ne o? tereddüt etmeme karşın tüm soruları bir solukta sonuna kadar yaptım. doğru mu, yanlış mı yaptığımı bilemeden yine ilk kâğıdı verenlerden olarak hocanın önüne yazılı kâğıdını koyarak soluğu sınıf kapısının önünde aldım. heyecanlıydım.

    kapının önünde beklerken birden kapı açıldı, hocanın kafası göründü. bana seslendi. içeri yanına gittim. benimle azarlar gibi konuşuyordu. ne bu kâğıt böyle, filan gibi sorular sorunca, eyvah… başaramadım yine, matematikten çaktık, dedim içimden. çok geçmeden hoca, soruların hepsini doğru yaptığımı söylemesin mi. bir de arkasından yine azarlar gibi, sınıfın da duyacağı şekilde, sen dünyanın en tembel adamısın diye ilave etti. ne demek istediğini anladım, tabi. tamam, dedi. geçtin, çıkabilirsin. dünyalar benim olmuştu.