3908 entry daha
  • temelde olmadığını düşünürseniz, bu kavrama daha çok yaklaşırsınız.

    aristoles'in dediği gibi "akıllı kişi hazzı değil, acısızlığı hedefler."

    schopenhauer'in dedği gibi "mutluluk öğretisi hesabı yapmak isteyen kişi, tattığı zevklere göre değil, atlattığı belalara göre yapmalıdır, yaşamında hem zihinsel, hem bedensel çok büyük acılar yaşamadan geçiren kimse en mutlu yazgıya sahiptir. haz negatiftir, acı ise pozitiftir. acı karşılığında yani negatif bir şey ile pozitif bir sonuç elde edilemez.

    platon'un dediği gibi "hiç bir insanı şey, uğrunda büyük gayrete değmez:"

    kısacası "mutsuz olmamanın yolu, çok mutlu olmayı istememektir, schopenhauer". insanlar için her şey pozitif dahi gitse ufak bir ağrı ya da zihinsel bir sızı kendinize odaklaşmayı zorlaştırır. ayrıntıda kaybolunulur. bir insanın ya da durumun sizde iz bırakmasına izin vermeyin, o insan yanınızda dahi olsa mutlu olamayacak sadece normal olacaksınız, oysa ki buna izin verdiğinizde elinizden önemli bir kavram alınmış oluyor. yani "huzur", üstüne bir de mutsuzlukla cezalandırılıyorsunuz. 2 kavram birbirini tamamlamıyor, biri pozitifken, diğeri negatif. schopenhauer dediği gibi negatif bir şey ile pozitif bir şey takaslanamaz. yani acı çekerek mutlu olamazsınız. ancak acıdan kurtulduğunuz zaman mutsuz olmayabilirsiniz ama bu takasladığınız değil, atlattığınız anlamına gelir.

    örneğin bir ayrılığı, ölümü ya da kaybedişi ele alalım, bunlar net duyumsanabilir, pozitif kavramlar, yani kesinlik mevcutlar. oysaki bunlar ellerinizdeyken bir şey hissetmiyordunuz. yani bunlar sizde acı yaratmıyorken ayrıntılara takılmıyor, genel ile ilgileniyordunuz, hayatı yaşıyordunuz. sadece mutluluğunuzun farkında değildiniz. bir cuma günü eve geldiğinizde "haftasonu diye" sevinebiliyordunuz.

    oluşan bir acıya daha çok izin vermemek ve tekrarlanmamasını sağlamak aslında sizi acıdan korumaktadır. aksi halde acılarla dolu kötü bir yaşama sahip olursunuz. çünkü aklınız devamlı olarak yoğun ayrıntılar içinde boğulur. buna acı çekmek de diyebiliriz. schopenhauer'ın dediği gibi soruları doğru sormalısınız "nasıl mutlu olurum?" değil, "bu acıdan nasıl kurtulurum?" doğru sorudur. psikologların da hep dediği gibi yüzleşmeniz gereken acıdır. bu ölüm, ayrılık, hastalık olabilir.

    aslında o şeyi elde edememeniz ya da kaybetmeniz sizi mutsuz ediyor. elde etmeniz ise sizi sadece "standart" yapıyor. bu sebeple baştan itibaren mutluluğu yakalamaya çalışmamak sizi schopenhauer'in dediği gibi "yaşamdan geçirecektir." yaşamı geçiren kişi mutlu bir yazgıya sahiptir, acı çekmez. geçmişte kaybolduğu süreçler yoktur.

    şu bir gerçek ki acıdan her zaman kaçamazsınız, bu bir yazgıdır fakat bunu atlatabilmek ve uzun sürememesini sağlamak yapabileceğiniz bir şeydir. özetlersek mutluluğun peşinden koşulmaz, acıdan kaçınılır.

    dipnot: düşünceleri yakalamak için çok hızlı yazıldı, gelecekte düzenlenecek ve geliştirilecektir.

    (bkz: mutlu olmak için gerekenler/@karanlikruya)
  • bunu yaptığım bir podcastte derinlemesine açıklamaya çalıştım. depresyon, mutluluk(özellikle yüksek haz) ve huzur birbirinden farklı kavramlardır ve birbirleriyle ilişkilendirilmeleri ancak felsefi olarak mümkün olabilir.

    çok özet olarak diyebiliriz ki mutluluk ani bir hormonal değişimdir ve genelliklen dopomin nörotransmiteri ile ilgilidir. mutluluk ve mutsuzluk birbirinin zıttı kavramlar değillerdir ve yüksek haz duymaya yönelik eylemler genel olarak kişide önce doyumsuzluğa ardından uzun süren bir mutsuzluk sürecine dönüşebilir.

    temel olarak kovalanması yerine, yeri geldikçe yararlanılması doğru olandır. bu arada ilgili birkaç entry:
    (bkz: mutlu olmak için gerekenler/@karanlikruya)
    (bkz: iyi hissetmek/@karanlikruya)
1329 entry daha
hesabın var mı? giriş yap