şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ön not: bu bir partinin, bir markanın, bir üniversitenin projesi değildir... bu zaten şu anda bir proje bile değildir. eblek yazarlar ebelek gübelek entry'lerle şişirmezlerse konusunun uzmanı yazarlar bu şehrin mali yapısı ve hatta coğrafi konumu hakkında katkıda bulunurlursa ekşisözlük yazarlarının satırlarda bile olsa kurduğu bir proje şehir olabilir. ya da ne bileyim, benim ütopya projem olarak bu başlık altında kalır.

    çıkış noktası: (örneğin marquez yüzyıllık yalnızlık'dan çağa kalkan bir tren gibi)
    büyük şehirlerde sefalet ve işsizlik içinde yüzen kitleden çok ciddi bir kısmını üretime ve insanca yaşam koşullarına taşımak.

    yaklaşık 2-3 milyon insanın barınacağı bir şehir kuracağız. yani en az 500 bin konut. -bu projede de inşaat var ne yazık ki- bu konutlar için harcamamız gereken minimum tutar 30 milyar tl.

    türkiye'de aktif ve geçerli kaç meslek vardır? doktorluktan ayakkabı boyacılığına kadar sayısı nedir o mesleklerin. elli? yüz? biz diyelim ki yüz olsun o sayı. her meslekten 3000 kişi özellikle yollanacak. yani 2-3 milyon artı 300 bin kişi.

    bu ili kurmak için seçeceğimiz bölge elbette ki belli illerle komşuluğu olan -kısmen-
    boş bakir bir alan olacak ve bu alanın şehir içi yolları ve komşu illere bağlantı oto yolları gibi, kanalizasyon, su, elektrik, doğalgaz gibi alt yapı yatırımları yapılacak. sözlükten bunun maliyeti ile ilgili söz söyleyebilecek birileri olacağına inanıyorum. revize edilmek üzere ben bunlara da bir 30 milyar değer biçiyorum.

    ilin okulları, ibadethaneleri, hastahaneleri, vb. kamu kurum ve kuruluşları emniyet binaları, vergi daireleri, adliyeleri, mahkeme salonları, icra daireleri vb. yatırımlarına da 5 milyar tl ayırıyorum.

    fabrika, sanayi siteleri vb. yatırım girişimlerinin de reel fiziki yatırımın (makinalar dahil) %50 sini teşvik olarak karşılıyorum. ve bunu da 20 milyar olarak sineye çekiyorum. yani şehre endüstriyel istihdam adına 40 milyarlık yatırım öngörüyorum.

    ve bu şehrin çepeçevre sınırlarına yerleşecek ailelere işkolu olarak tarım ve hayvancılık şartı getiriyorum. ve tarım; tohum, gübre, arazi, mazot, tarım makinaları imkanlarını sağlıyorum. hayvancılık; üretim tesisleri, hayvancılık ilaç ve veteriner desteği, merlara ve doğal otlaklar sağlıyorum. ve bu alanların bitişinden de şehre sınır çizgileri çekip teller ya da duvarlarla şehri kendi içine hapsediyorum. o sınır çalışmaları dahil tarım ve hayvancılık için de 20 milyar harcıyorum.

    şimdi burayı bir federe bölge demeyelim, özerk bölge demeyelim, serbest bölge diyelim. burayı bir serbest bölge yaptık. giriş çıkışlar kontrollü. izinli demeyelim. vergisiz bir bölge. herkesin işi var. herkesin aşı var. eğitim bedelsiz. üst devletin memurları var. onların ücretleri üretimden karşılanıyor. üretimin ihtiyaç fazlası şehir dışına bir nevi ihraç ediliyor. ve şehrin endüstriyel girdileri de bir nevi ithal ediliyor. elektrik su doğalgaz aklınıza gelen her şey ithal ediliyor. şehir borçlanıyor. ama ürettiklerinin ihtiyaç fazlasını satarak şehir alacaklanıyor. ve bir borç alacak dengesinde bir yaşam sürüyor...

    bu anlattığım aslında malumunuz bugünün ülkelerinin ayakta duruş biçimi. ben bir ütopyada ülke içinde bir ülke oluşturdum. ve malumunuz olan aslında var olan ülkeye ulaştım.

    şimdi sorum şu: ütopyadaki ülkemiz kendisine yetmeyi becerebilir mi? yaklaşık 105 milyarlık kuruluş borçlarını ödeyebilir mi? bunları ödeyebilmesi kalkınmadır. daha da fazla kalkınabilir mi? daha da fazla kalkınabilmesi hususunda siz neler önerirsiniz?

    en önemlisi bir mutluluk şehri olabilir mi?
    mutluluk şehri olmasının sizce en büyük parametresi ne olur?
    siz bu şehirde vatandaş olmak ister misiniz?

    çalakalem bu kadar.