şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bugün toy istanbul' da izlediğim , tek sahnede gecmesi ve dialog gücü sayesinde bu aralar salgın gibi her sahneye uyarlanan başarılı bir diğer perfetti sconosciuti oyunu.

    bence bunu yapan aynı mantıkla the man from earth' ü de yapar, hadi be ya.

    --- spoiler ---

    filmdeki final ikinci telefon twistini kaldirarak faruk barman' ı aklamışlar, bu durum neticesinde onların da arasıra dediği gibi 'hangimiz masumuz ki' ana hattını bozmuş. her ne kadar, bu twisti zaten abartili bulmuşsam da, en azından konsepti koruyacak bir şeyler eklemeliydiler. bana gore hikâyenin tek sorunu climax noktasinin bir turlu inmemesi ve cozum twistinin de bunu tam karşılayamamasıydı.

    öte yandan aralara karıştırılmış spoiler nitelikli mimikler ve nüanslar çok hoştu, başak kıvılcım ertanoğlu' nun tekrarlayan gülüşleriyle gökçe eyüboğlu' nun abartılı birkaç el kol hareketleri dışında da göze batan kötü bir oyunculuk neredeyse yoktu. 7.5/10
    --- spoiler ---
    edit.imla
  • özgürlük parkı tiyatro festivalinde 9 ağustos tarihinde sahnelenmiş oyun. konusu, işlenişi ve oyunculukları gayet başarılı buldum, izlenmeye değer olduğunu düşünüyorum.

    yedi yakın arkadaşın eğlenmek amacıyla buluştuğu sırada anlaşma sonucu stresli bir oyun oynamaya karar verirler, oynadıkları oyun günümüz karakutusu olan telefonların gece sonuna kadar kim ararsa arasın ya da kim mesaj atarsa atsın evdeki herkesin bunlardan haberdar olmasıdır.

    gece sonuna kadar kim bilir neler olacaktır ?
  • bugüne kadar izlediğim en zekice yazılmış ve en çok küfür edilen oyun. oyuncular gayet başarılılar. normalde küfür edenler son derece ayıplanırken bu oyunda kahkalarla izlendi. bin kişilik seyirci gurubundan, küfürden rahatsız olup dışarı çıkan en fazla 20-30 kişi olmuştur.
  • hayatım boyunca izlediğim açık ara en kötü tiyatro oyunudur. söyleyeceklerim bir miktar spoiler içerebilir, ancak gitmeyenler de bence okusunlar ve hem vakitlerini harcamasınlar, hem de sinirlerini yıpratmasınlar.

    en kötü tiyatro oyunu dedim, bunu hem izlediğim diğerlerine kıyasla, hem de kendisinden uyarlamış oldukları filmi düşünerek söyledim.

    orijinal senaryonun üzerine hiçbir güzellik ekleyememişsiniz, ancak bari var olan güzellikleri çıkartmasaydınız.
    karakterlerinizin tamamı gevşek. filmde böyle değil. bu senaryoya uygun herhangi bir yapımda böyle olmamalı karakterler.
    filmde dünya yakışıklısı olan bey, burada bildiğimiz hanzo oluyor. sanırım kültürümüze adapte ettiler filmi, bunu eleştirmeyeceğim.
    filmde 40'lı, 50'li yaşlarında olduğunu gördüğümüz eva karakteri, burada gencecik ve neredeyse çıplak. evet çıplak. kadın her kımıldadığında ve oturduğunda kıyafetini düzeltiyor. ne düşündünüz bu giyimle? bacak ve erotizmle seyirci çekmeyi mi?

    mekan kullanımınız leş gibi. film tek mekanda geçiyor gibi gözükse bile, tek mekanda geçmiyor. o balkonu, o tuvaleti veremiyorsunuz ve saçma sapan bir durum çıkıyor meydana.

    sürekli film film diyorum. demeye de devam edeceğim. çünkü bunu filmden bağımsız görmemizi, ayrı bir iş yaptığınızı söyleyemezsiniz. çünkü çalışmamışsınız. fimin bütün akışını olduğu gibi kullanmışsınız. bunu da elinize yüzünüze bulaştırmışsınız.

    küpe meselesini ne yaptınız? başta hiç adı bile geçmezken, tamamen çıkarmaya da kapasiteniz yetmediği için sonlara sıkıştırdınız değil mi? işte o olmamış.

    fotoğraf meselesini ne yaptınız? o fotoğrafta gözükmemiş olmaları çokça yorumu mümkün kılan muazzam bir detay değil miydi filmde? siz ne yaptınız? ne çıktılar ne de çıkmadılar. öyle elinize yüzünüze bulaştırdınız onu da.

    ay tutulması ne oldu? başlarda bir defa adını duyduk sadece. sonra unutuldu gitti. şimdi filmdeki bu önemli meseleyi değiştirmek istemiş olabilirsin. bu durumda komple atarsın onu, değil mi? anton çehov ne diyor, o silah gözüktüyse patlayacak diyor değil mi?

    filmdeki karakterlerin homofobik tavırları vardı evet. ancak sizdeki kadar uç bir noktaya ulaşmıyordu. neden bunu abarttınız? homofobi ile seyirci toplayacağınızı mı düşündünüz?

    filmin sonunda aslında homofobiklere tokat atabilecek replikler vardı. sizin oyuncunuz neden bu replikleri kafasına silah dayanmış gibi ve fısıldayarak söyledi? neden oyun boyunca en leş bölümleri büyük bir coşkuyla oynayıp, gerçekten anlamlı olabilecek tüm replikleri isteksizce söylediniz?

    yanlış anlaşılmasın, filmde ''en leş bölümler'' diyebileceğim yerler yok. onlar sizin icadınız. içinde toplasak 5-10 küfürün geçtiği filmi alıp, yarısını küfür yapmışsınız. sürekli sikişmek, sokuşmak, ama sokmak dendiğinde marjinal mi oluyorsunuz? isyankar ergenleri tiyatroya çekme projeniz falan mı bu?

    sonunu rezalet bağlamış, hatta bağlayamamışsınız.

    oldukça anlamlı, oldukça gerilimli, yer yer de güldüren muazzam bir filmi alıp rezil, cıvık bir komediye çevirmişsiniz.

    olumlu tek yorumum, hanzonun eşi rolündeki hanımefendiye olacak. sık sık itici gözükse bile bu karakter gereğiydi diye düşünüyorum. aldatıldığını öğrendiğinde sinirlendiği sahne, muazzam bir oyunculuk örneğiydi. kesinlikle harikaydı. umarım böyle boktan projelerden sıyrılıp sağlam yerlerde oynar, güzel oyunlarda, güzel filmlerde seyrederiz kendisini.

    diğerlerinin isimlerini anmaya bile utanıyorum. bu bile reklamları olacak. bu yüzden kel diyorum sadece, kel rezaletsin. eşcinseli oynayan arkadaş, rezalet ötesisin.

    9 ağustos günü, kadıköy tiyatro festivali kapsamında izledim. tek kuruş vermediğim halde bu derece sinirlendim. gitmeyin, oturup filmini izleyin. ağzınızın tadını bozmayın.
  • başarısı ile ilgili, uyarlamayı yapandan ziyade yönetmenini alkışlamamız gereken oyun. çünkü perfetti sconosciuti'nin senaryosu bile doğrudan sahneye aktarılabilirdi.

    zaten onlar da öyle yapmışlar. fakat oyuncular ve yönetmen bu kadar bire bir aktarılmış bir işte bile kendilerince bir fark yaratmayı başarmışlar.

    öncelikle sahnede izlediğimiz bu versiyon, öykünün daha mizahi bir hali. hemen bütün espriler filmle paralellik gösterse de, yönetmen vurgularda ve oyunculuk detaylarında oldukça eğlenceli bir hale getirmiş öyküyü.

    yine oyuncular da filmdeki karakterleri kendilerince farklı yorumlamışlar. mesela carlotta daha nevrotik, peppe daha dışa dönük, bianca daha hoppa.

    filmi izleyip de sahnede aynı şeyi tastamam görme saplantınız yoksa, oyuncuların ve yönetmenin yorumları bir tiyatrosever olarak sizi mutlu ediyor.

    belki bir tek, öykünün gerektirmediği kadar fazla küfür kullanılması eleştirilebilir. fakat bu da oyunun ve oyuncuların başarısını gölgelemiyor.

    ben bu öyküyü üç farklı ülke sinemasının elinden çıkmış dört farlı versiyonu ile izledim. "mutluyduk belki bugüne kadar", bunların içinde perfetti sconosciuti'den sonra rahatlıkla ikinci sırayı alır.
  • --- spoiler ---

    (bkz: deniz karaoğlu)'na aşık olduğum, (bkz: canan atalay)'a hayran olduğum (o nasıl delirmek bacım ya,beni sevgilim cidden aldattı böyle delirmedim), (bkz: başak kıvılcım ertanoğlu)'ın gülüşüne ve oyunculuğuna gıpta ettiğim, (bkz: giray altınok)'un oyunu yürüttüğünü düşündüğüm, (bkz: faruk barman)'ın üzgün türk erkeğini süper canlandırdığı, (bkz: fehmi karaarslan)'ın tipik türk erkeği rolünü süper canlandırdığı two two prodüksiyon tarafından toy istanbulda izleme olanağı bulduğum son zamanlarda izlediğim en komik en güzel tiyatro oyunu.

    --- spoiler ---
  • (bkz: balansvemanevra) adlı yukarıdaki yazarımsı cahilin saçmalıklarını gülerek okudum.oyunu birkaç kez izledim,hepsi de ayrı güzeldi.
    senaryonun,italyan ve türk filmi versiyonunu izlemiş biri olarak söylüyorum;kesinlikle oyunu çok çok daha güzel..
    rejisör ahmet sami çok yaratıcı çözümler bulmuş,tiyatro sahnesine daha güzel aktarılamazdı herhalde.oyunculuklarda bütün karakterlerinin derinliğini görebiliyoruz ki zaten geçtiğimiz sezonda hem yönetmenlik hem oyunculuk dallarında birçok ödül topladı.dekor,kostüm,müzik,ışık hepsine ayrı emek harcanmış.bize bunu tebrik etmek düşer.yolları açık olsun...
  • toy izmir de en önden izleme fırsatı bulduğum.
    filmini izlemeseydim daha bi zevk alırdım sanki ama sahneye uyarlanışı da gayet profesyoneldi. oyunculuklar kalbur üstüydü, 2 saatlik oyunu arasız iyi çıkardılar.