1. tatile gelmis kişilerin bunalım peşinde olmaması ve akdeniz-ege kıyılarının mutluluk vermesi gibi nedenlerle, bu tür şarkılar tatil yörelerini mesken tutmuş şarkıcılar (bkz: akrep nalan) tarafından icra edilirler.
  2. mutludan ziyade umutlu sözlere sahip şarkılardır.
    tebessüm ettirir, direncinizi arttırır.
    ama azdır bu şarkıların sayısı daha doğrusu hem keyiflendiren hem kederlendiren şarkılar yapmayı aynı anda becerebilen müzisyenlerin azlığıdır burada ilginç olan. hele şimdilerde hiç yoktur. ha bu illa olması gereken birşey midir...yoo değildir aslında, mizaçtır, hayattır, herkes hissettiğini yazar...eğer doğal bir şekilde gelişiyorsa sorun değildir...

    ezginin günlüğü bu anlamda tuhaftır, insanı kanser eden şarkılarının yanı sıra, hayat dolu şarkıları da pek çoktur.
    mfö de, aklıma gelen diğer bir örnek...başka da...biraz fikret kızılok biraz bülent ortaçgil...çıkar bunlara benzer birkaç isim daha...
    şu da var, örnekler eski...onların neyi nasıl anlattıkları, ne oldukları seneler içinde oturmuş. dinleyenler de neyle karşılaşacaklarının az çok farkında. yani müzisyen ve dinleyici tanışık, karşılıklı güven söz konusu, karşılıklı oluruna bırakmışlık...yeni müzisyenlerin nasıl müzik yaptıklarını ve ne olduklarını anlatmaları konusunda yaşadıkları kaygılar yok ki artık bu adamlarda...iyi şeyler olduğunda hayatlarında, şarkısını yapmaktan çekinip gocunmuyorlar...

    şimdi düşünüyorum, eller havaya pop hariç*, yenilerden hiç örnek yok. neredeyse hepsi umutsuz. tamam zor bir çağda yaşıyoruz ama bu kadar mı hastayız, dünyada hayatlarımızda hiç mi iyi birşey yok. hiiiiç hiç hiç mi yok...bu mu yani...onlarla aramızdaki çağ farkı mı bütün konu...yoksa imaj kaygılı hareketler mi bunlar...ama dolu ama boş hep bir mesaj kaygısı, imaj kaygısı...

    düşündükçe dellendim. zaten kuş kadar şey dinliyoruz yeni...yenilerin de kalitelice olanlarını düşünüyorum...onlar da mesajlı imaj derdinde.
    bizim mesajlarımızın içi doooopdolu baaaak hayır benim mesajlarım senin mesajlarını döver...ben antiamerikanım ben de antiyunaytıdsiteytsim...ben barın filozofuyum ben de felsefenin gurusuyum benim can kırıklarım var aaa ben daha yeni kırıklarımı aldırdım kalbimin...
    gidin işinize ya...hitab ettiğiniz kitleye en azından yapmayın bunu, gerek yok bu kitle biliyor anladı artık anlattıklarınızı...artık kimsenin aklı normal çalışmıyor, kimse dengeli değil kimse düz değil aptal değil ama mutlu da değil...boş konuşmayın elbette ama öğreten adam ve oğlu tribi de nereye kadar idare edecek bilmiyorum.
    yeter aşkı öğretmeyin sorunlarınızı ezberletmeyin...buyrun, kolaysa mutlu edin bakalım bizi...bana biraz umut verin kolaysa.