şükela:  tümü | bugün soru sor
  • biliyorum, hayat kolay değil ve çoğu insan stres altında yaşıyor. bugün 10 yaşındaki çocuğun bile ağır depresyona girip psikiyatri koridorlarında dolaştığını görüyoruz.
    peki bunca sorunun arasında insan ne yapmalı?
    kendini nasıl mutlu hissedebilir?
    ya da en azından sorunlarına nasıl çözüm bulabilir?
    umursamadan yaşamak bir çözüm müdür?

    sözlük üzerinden mesajlaştığım bir arkadaşıma bu konu hakkındaki düşüncelerimi açmıştım. emin değilim ama umarım faydalı olmuştur.
    belki yardımcı olabileceğim başka insanlar da vardır düşüncesiyle buraya da yazmaya karar verdim. anlatacağım her şey kendi deneyimlerimden ve doktorumun okumamı önerdiği iyi hissetmek adlı kitaptan oluşuyor.

    öncelikle mutluluk nedir?
    bana kalırsa bu sorunun elle tutulur bir cevabı yok. serotonin ya da endorfin miktarındaki artışın insanın iyi hissetmesini sağladığını biliyoruz ama her şey bu kadar mı? evet. ben mutluluğun birkaç kimyasaldan ibaret olduğunu ve vücuttaki miktarının azalması ile de yok olduğunu düşünen bir insanım. bu açıdan bakarsak mutlu olmak her zaman elimizde değilmiş gibi gözükebilir ama yanılıyorsunuz. hareket etmek, yorulmak, insanı terletecek egzersizler yapmak bu hormonların miktarında artışa neden olabiliyor ya da sadece kendinize karşı güzel sözler söylemek bile beyninizi kandırmaya yetiyor.

    farkındayım, "mutsuz bir insan nasıl spor yapabilir?" diye soracaksınız. ayrıca "kendi kendime telkinde bulunmamın ne anlamı var ki.." diye de kestirip atabilirsiniz. ama işler gerçekten sandığınız gibi değil. örnek vermek gerekirse uyumadan önce kendi kendinize pozitif telkinlerde bulunun; "bu sabah neşeli bir şekilde uyanacağım" gibi.. inanın uyandığınız zaman bilinçaltınıza verdiğiniz bu emir yerine getirilecektir. beyin öyle bir madde ki siz ne söylerseniz, hangi sözcükleri kullanırsanız onu gerçek olarak algılar ve ona göre kodlar. bilinçaltı da aldığı bu "gerçek" bilgileri siz farkında bile olmadan hayatınızın içine sokar.

    son olarak söylemek istiyorum ki düşünceleriniz hayatınıza yön verir. "ben yapamam, ben çirkinim, ben mutlu olamam" derseniz tüm bunlar gerçekleşir. çünkü siz bu sözcükleri ve cümleleri kullanarak kendinizi bunlara inandırdınız. aksi durumda ise başarılı olma ihtimaliniz her zaman daha yüksektir. dediğim nasıl düşünürseniz öyle yaşarsınız. bundan dolayı kendiniz ya da bu hayat hakkında olumsuz ifadeler kullanmayı bırakın. basit ama net bir şekilde olumlu sözcük ve cümleleri seçin. devamında ise hayatın tadını çıkarın.

    bunları denemek size hiçbir şey kaybettirmez.
    ancak mutsuz olma konusunda ısrarcı olursanız hayatınız boyunca "keşkeler" içinde yaşarsınız. bunu kendinize yapmayın lütfen.

    ayrıca aşağıdaki linkte yazdığım diğer entryi de okumanızı öneririm.

    depresyondan çıkma yöntemleri
  • kendinize acımaktan ve bu kadar kendinizi önemsemekten vazgeçin
  • bütün bunların fiziksel düzenlemelerle geçebileceğine inanın. maddemizi iyileştirirsek maneviyatımızı da toparlarız.
    sağlıklı beslenin arkadaşlar.
    spor yapın.
    saçlarınızı boyatın.
    bakımlı olun.
    biraz paranız varsa kendinize harcamaktan çekinmeyin.
    gülüşünüzü güzelleştirin, bunun için çok güzel doktorlar var :)
    yaşınız 30’u geçtiyse ışık dolgusu yaptırın göz altlarınıza.
    güzel olun, güzel hissedin.
    sizi mutsuz eden şeyleri düşünüp zaman harcamak yerine, mutlu edebilecekleri düşünün; uygulamaya geçin.

    bunlar aslında benim bir süre sonra uygulamayı düşündüğüm planlarımdı. birlikte yapabiliriz ama di mi?
  • mutlu olmak zorunda değilsiniz.
  • biraz celal hoca gibi konuşayım.. aristoteles, etik'inde nikomakhos' a şöyle buyuruyur:

    "zevkin değil, acısızlığın peşinde koşar akıllı kişi"

    ben de pek anlam verebilmiş değilim, çözünce edit yaparım.
  • gidin bir kezban düğününü izleyin. göbek atmalar, gelinlik değiştirmeler, mutlu mesut her yere gülücükler saçmalar, kızın annesinin kim ne takıyor diye etrafı kolaçan etmesi, gelin ve damadın birbirine pasta yedirmeye çalışması, çalınan saçma sapan müzikler...

    peki sonra ne oluyor da bu hiç bitmeyecek gibi görünen mutluluk yerini kavgaya, görültüye, kadının bitmek bilmez isteklerine, bunları yerine getiremeyen damadın boşanma ve nafaka ile tehdit edilmesine kadar uzuyor hemen anlatayım.

    şimdi siz hayatındaki en büyük arzusu evlenmek olan bir kadının her isteğini harfiyen yerine getirdiğiniz zaman kadın o prenseslik modundan hayatı boyunca çıkamıyor, sürekli ilgi istiyor, sürekli ben özel kadınım diye ortalıklarda dolanmaya çalışıyor, erkek de anlamıyor tabii bu kadın niye mutsuz, her şeyi evlenirken kusursuz yaptım oysaki diye işin içinden çıkamıyor. ah benim beyinsiz evladım, zaten mesele senin o kadının her isteğine evet demenden kaynaklanıyor bunu anlayamıyor musun? he benim kafasızım? ondan sonra kadın evde, durup dururken tatil istiyor, pahalı hediyeler istiyor, gezmek istiyor, tozmak istiyor kısacası istekleri
    hiç bitmiyor.

    uzun lafın kısası bir kadına pahalı düğünler yapıp parası önemli değil sonuçta 1 kere yapıyorum diyorsanız yanılıyorsunuz, asıl mokoko nikah defterine imzayı attıktan sonra başlıyor.

    ama evlenmeyen, bilinçli adam ne yapıyor bu tür rezillikleri görünce haline şükrediyor, o an mutsuzsa bile evli olmadığı için birden mutlu oluyor, hayata daha pozitif bakmaya başlıyor.

    mutsuzsanız gidin canlı bir kezban düğünü izleyin. hiç olmadı youtube’dan bulup oradan izleyin o da hemen hemen aynı etkiyi uyandırıyor.
  • mutluluk sebebi bir varlığın canını yakmak, kendi hırsını ve egosunu tatmin etmek olan insanlardan olmaktansa mutsuz olmayı tercih edin.
    sürekli mutlu taklidi yapıp içten içe dünyanın en mutsuzu olduğunuzu hissediyorsanız kendinizi kandırmaktan vazgeçin.
    mutluluk bir zorunluluk değil. mutsuzluk da bütün gün somurtup ağlamak değil.
    tam tersi mutsuzlar çok güzel güler, kahkaha atmayı da becerebilir.
    tavsiyem mutsuz olma hakkınızı sonuna kadar kullanın.
    sahtekar bir mutluluktansa gerçek bir mutsuzluk her zaman daha iyidir.
  • etrafınızdaki mutsuz insanlardan uzaklaşın, etrafınıza mutluluk saçan insanlar getirin. sevişmeyi bilen bir sevgili edinin ve onunla gerektiğinden çok vakit geçirmeyin. hobi edinin, bilgisayar oyunu oynayın mesela, veya puzzle yapın, sizi mutlu eden, başında günde 2-3 saat geçirmediğinizde rahatsız olacağınız, 2-3 saat geçirdiğinizde de tatmin olduğunuz bir şey olsun bu.
  • herşeyin geçici olduğunu unutmayın. hayatın kendisi bile. senden evvel tahmini 80 milyar insan geldi geçti bu dünyadan. birçoğunun da seninki gibi dertleri vardı. şimdi onları hatırlayan bir kişi bile yok.
  • duş al iyi gelir.