şükela:  tümü | bugün
  • gerçekçi insandır. mutlu olmak için yapılan şeylerin yapaylığından bıkmıştır. herşey o kadar yapmacık ve oyun gibi gelirki ona, kendini eğreti hisseder hayatın içinde. mutlu olmak için alınan eşyalar, koluna girilen insanlar, kazanılan para, oynanılan oyunlar kısacası hayat artık ona başka seçenek sunmaz. pencereden dışarı baktığında okula koşan çocukları değil, yolları süpüren insanları görür. parkta hep yalnız oturanları. kötümserlik değildir bu. sadece hayatın gerçek yüzünü görmektir. buna tahammül etmenin tek yolunun mutsuzluğu seçmek olduğunu anlamıştır.

    mutsuzluk kolaydır. yalındır. hiç uğraşmanız gerekmez. yormaz sizi. sizden ilgi beklemez. ona birşeyler almanızı istemez. çok paranız olmasını hiç sevmez. güzel bir araba, lüks tatiller beklemez sizden. çok güzel bir arkadaştır, dosttur, sevgilidir mutsuzluk. kimse olmadığında hep o olur yanınızda, kimse aramadığında hep o arar ilk. her gece yanınıza uzanıp, sizi rahatsız etmemek için kıpırdamadan durur öylece. vefakardır. her zaman acı söyleyen bir dosttur. şu herşeyin yapmacıklıktan, yapaylıktan, plastikten oluştuğu dünyada tek gerçektir hatta. hayatın en saf ve yalın halidir. ne mutlu onu kabullenenlere..
  • ruhunu mutsuzlukla besliyordur. kendisine iyi gelecek bir tercihtir. kendisiyle beraber sadece onu sevenleri üzer, bu duruma da üzülür.
  • daha kalıcı bir şeyi seçmekle akıllılık yapmıştır. mutluluk kolonya gibi bir şey amına koyim uçup gidiyor.

    ama mutsuzluk öyle mi ?
    kazık gibi. girdi mi çıkmıyor.
  • ben de mutsuz olurum hatta öyle güzel mutsuz olurum ki en azından mutsuzluğu layığıyla yaşayabilmenin mutluluğunu yaşayacak hale gelirim diyen insandır.

    "tanrı sizinle olsun, sevgili dostlarım, benden aldığı bütün güzel günler sizin olsun!"
  • mutsuzluğu kabullenen onuda hayatın bir parçası olduğunu hatta belki de birçok zaman bu parçayla yaşayacağını anlamış insandır. küçücük bir çocuğun ona gülümsemesi birçoğumuzun düşündüğünden daha fazla anlam ifade eder onda.
    yapmacık şeylerin iki yüzlü mutlulukları değil, bir kelebeğin eline konmasıdır onun için mutluluk.

    edit: imla
  • üniversite okuduğum yıllarda evimizin hemen altında bir ps cafe vardı. burada çalışan abimiz 45-50 yaşlarında, bir kolu olmayan, yüzü devamlı asık olan bir abimizdi.

    samimi olduktan sonra öğrendim ki, 2 yaşındayken geçirdiği kazada hem kolunu, hem babasını kaybetmiş. annesi onu bakamam diyerek yurda vermiş.

    16 yaşında yurttan kaçıp sokaklarda yaşamış.düzgün bir hayatı olsun diye çalışmaya karar vermiş, tacize uğramış.

    sonrası bir insan evladı ona yanında iş ve yatacak yer vermiş.düzeni olsun diye hafif zihinsel engelli biriyle evlendirmişler. çocuğu da hafif zihinsel engelli doğmuş.

    evet bu abimiz mutsuzluğu seçmiş. halbuki mutlu bir hayat tercih etseymiş, her şey farklı olurmuş. değil mi ?
  • türkiye cumhuriyeti vatandaşı değilmişiz gibi çek panpa.
  • bende bu seçimin cevabı var.
    mutsuzluğı seçiyoruz çünkü zamanında o kadar güzellere hayallere daldık, o kadar güzel planlar yaptık ki en olmadıklara, olmaması gerekenlere.. biz ne kadar nefesimiz kesilene kadar kahkaha atıp mutlu olmak istediysek o kadar hayal kırıklığına uğrattılar, o kadar üzdüler.. neyse demegojinin dibine vurmuyorum.

    yani hocam, o kadar mutlu olmak isteyip o kadar olmadıkki, böyle aşkın ızdırabını diyip mutsuzluğu seçtik ya da o geldi biz buldu. artık hangisini seçersen :)

    bir de çok mutlu olmak diye birşey yok bence. çok mutlu olmayı istemek var. o da işin içine biraz yapaylık katıyor. biz iyiyiz ya böyle siz hep çok mutlu olun :)