şükela:  tümü | bugün
  • *
    ece temelkuran'ın everest yayınlarından çıkan yeni kitabıdır. aynı zamanda ilk romanıdır.

    “onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim. muz seslerini dinleyecekti. nasıl sevineceğini, hayret edeceğini düşündükçe…”

    ece temelkuran, kalplerin yağmalandığı yerden anlatıyor hikâyesini; ortadoğu'dan. bizden alıp döküntülerini iade ettikleri hikâyelerimizi geri almak için… aşklarımızı, acılarımızı, haysiyetimizi… yağmalandıkça kapattığın kalbini aç şimdi. çünkü bu senin hikâyen. sen de ortadoğulusun!
  • kitapla ilgili soylesi yapılan yazarın, en cok ses cıkartıyor muzlar deyisine takıldım. mersin'e de gittim, antalya'da da bulundum hatta muz bahcelerini bende dolastım ama kimseden duymadım boyle bir sey. cok net de tanımlıyor ece temelkuran, soyle diyor cuk cuk cuk...

    bunun dısında ortadogulular icin yazmıs romanını, ona gore su an turkiyede yazan turk romancılar daha cok batı icin yazıp onlardan onay alma derdinde iken o ortadoguya yani bize yazmıs romanı, boylece ihanet etmedigini dusunuyor beyrut'a.

    bir ayrıca daha, hani buket uzuner biz akdenizliyiz der, zulfu livaneli biz asyalıyız der, orhan pamuk kendini ne dogulu ne batılı gorur, sıkısmısız der, ece temelkuran'da biz ortadoguluyuz diyor. illa bir yere ait olmak sart mı allah askına, aidiyet bu kadar da onemli mi? aidiyet yoksunlugu yasayanlar ne olacak?

    yalnız, beyrut'u guzel anlatıyor temelkuran, yorgun alısık ve yarınsız diyor, ben en cok o tanımlamayı sevdim,, yarınsız. sırf bu tanımlama ugruna bile merak edilen bir kitap...
  • ece temelkuran'ın ilk aşk romanı. oxford, paris, beyrut üçgeninde geçen romanını yazmak için, 9 ay beyrut'ta kaldı.
  • ece temelkuran'ın güzel güzel yazmaya devam ettiğini gösteren kitap. kendi tabiriyle kalpleri yağmalananların hikayesi, ortadoğu'dan bir roman...
  • fiziki olarak hiç albenisi olmayan bir kitaptır.

    bir nev'i ikinci sınıf $irketlerin bastırdıkları ajanda gibi duruyor.

    bu kadar reklamı yapılan bir kitabın normal karton kapaklı basılmasında ne sakınca gördüler bilemiyorum.
  • kitabı yazabilmek için 9 ay beyrut'ta yaşamış..

    http://www.mefallit.org/…emelkuran-muz-sesleri.html
  • beyrut un anlatildigi bir bölüm var.
    tekrar tekrar oku, gözlerini kapat; beyrut u degil de aşık olduğun adamı/kadını düşün, olur.
    çünkü ece temelkuran beyrut'a aşık bence. zaten ancak aşık olduğunu bu kadar güzel anlatabilir insan.
    kitap tanıtılırken biraz da aşk kitabı denmesi de bundan bence.
  • yazarı ece temelkuran' ı sevmeme, takdir ve takip etmeme rağmen, olmamış dediğim kitap.
    okudum, kısa sürede de bitirdim kitabı. kafamda kalan gereksiz, sadece değişik olsun diye yapılmış tanımlamalar mesela. çok iç karartıcı bir dil. akmıyor, alıp götürmüyor hikaye. ne ortadoğu trajedisini tam olarak yaşayabiliyosun, ne de büyük bir aşk hikayesini. karakterler oturtulamamış. kafanda yaratabilmek için yoruluyorsun, ne tam olarak geçmişlerini kavrayabiliyorsun, ne de iyi - kötü yargısı yapabiliyorsun karakterlerle ilgili. araya serpiştirilmiş ortadoğu gerçekleri de kaybolup gidiyor sayfalar arasında. eğer ortadoğu gerçeğini bilmiyorsan, kitabı okuduktan sonra da bilmiyorsun mesela.

    benim belki de beklentim daha iç acıtıcı bir öyküydü, bir uçurtma avcısı, bin muhteşem güneş etkisiydi belki. o yüzden de okudum ama benimsemedim kitabı...
  • kitap vesilesiyle kendisi*yle yapılan bir söyleşi için buyrun: http://www.zaman.com.tr/…im-da-degisti&habersayfa=0
  • temelkuran diyor ki, muz sesleri'ni (çuk çuk çuk çuk diye anlattığı) duyabilmek için etrafta başka bir ses olmaması gerekirmiş. çok kısık çıkarmış bu sesler ama dikkat verilirse çukuçukuçukuçuk diye tüm tarlaya (muz tarlası?) yayılırmış. ortadoğuda o kadar çok gürültü varmış ki insanların sesleri duyulmaz olmuşmuş. muz sesi, ortadoğu insanının sesini yansıtan bir metaformuş.