şükela:  tümü | bugün
  • şu dedikleri öyle acıttı ki kalbimi:

    “geri gelmeyecek ki. devletle kavga etmem. hiç etmedim. devlet benzer gökteki kuşa, sürer ahlakı yokuşa. alır ite kakışa, yol açık geçemedim. kapitalist ahlak yine yaptı yapacağını. megakentler insanı öldürür diyordum. hep başkasının mı canı yanacak. bu kez de bizim canımız yandı”
  • benim gibi bir odunun bile gözlerinin yaşarmasına sebebiyet veren alim, bilgin, dede, hoca... insan.
  • ethem için diyojen'in oğlu dedirten babadır.
  • "hoca kuranı bitirmeden yetiştim. dağlardan aşıp geldim. sol gelenekte vardır, ölenin mezarında nöbet tutulur. baktım gençler uzaklardan gelmişler ve nöbet tutmak istiyorlar. başları yanmasın diye onları gönderdim. ailesinden birisi yoksa yoldaşları tutar dedim. mezarında ben kalırım dedim. o gece oğlumun mezarında kıvrılıp yattım. son kez yanında oldum” http://www.odatv.com/…inanilmaz-hikayesi-2606131200
  • --- spoiler ---

    aziz, elindeki mektupları bana uzattı ve kendi kendine söylendi. 'bey oğlu bey, köle oğlu köle olmak rızasındadır' bu adam kim
    bu adam bir 'kam', bir 'bilici' azizciğim!!!

    --- spoiler ---

    kaynak: gallemit - servet somuncuoğlu
  • son olaylara hem genel olarak, hem de kendi ozelinde bir aciklama yapmis.

    yaziyi bitirdikten sonra arkama yaslandim. dusundum biraz. beynim yandi.

    bana musade. tanim falan yok size amk. bu sikik entry'i okuyacaginiza gidin, bir daha okuyun bu buyuk insani.

    not: aklima sakalli celal geldi bir de.
  • evladı terörist diye yaftalanarak öldürülmeyi hakettiği iddia edilen, evlat acısını yaşamış baba.

    bu babalardan, annelerden çok var bizim memlekette. evlatları öldürülüyor, gözaltında yitiriliyor, varken yok ediliyor -üstelik iftirası, yaftası da cabası-, evlatlarının katilleri ise ellerini kollarını sallayarak serbestçe dolaşıyor. bu anne babalar, evlat acısı denen en büyük acıyı, kahrolarak yaşıyorlar. bir ömür boyu...
    allah sabır versin, metanet versin zira başka türlü yaşanmaz herhalde zannımca.
  • az önce kendisi ile yapılan röportajı okuyunca, kendimi sorgularken buldum. hayatımı, düşüncelerimi, beklentilerimi, geçmişimi, geleceğimi... öyle durup bir kaç dakika başka yerlere götürüyor adeta insanı. farklı sorularla insanı, kendi kendi ile baş başa bırakıyor. içim yandı, acıdı. hem ona, hem ethem'e, hem yurduma, hem kendime.. öyle tuhaf bir şey işte..