şükela:  tümü | bugün
  • istanbul modern ve kaplumbağa terbiyecisi sayesinde türkiye tarihinde ilk kez moda olan herkese lazım faaliyet.
  • zaman zaman otomatik pilota bağlanmış turist hareketidir.
    normal hayatında resmin, heykelin 2 mil yakınından bile geçmezken deplasmanda kendini şehrin kültürlü kollarına bırakma ve romanesk anılar biriktirme çabası olup çıkabilir.

    - nerelere gezdin abi tatilde ?
    - uffizi , accademia, bargello, pitti.
    - ee peki neler gördün ?
    - hmm uffizi , accademia, bargello, pitti ??
  • "hayat" gezmektir o.
  • sizi günlük hayatın keşmekeşinden kurtarıp başka hayatların, başka yılların, başka mekanların atmosferine götüren faaliyettir kimi zaman. gerçekleşirken şahidi olunamayan anların, olduğuna şahit olmaktır başka bir zaman ve mekanda.
  • gecmisi ve gelecegi simdi gezmektir bence.

    dun, yasamimdaki en guzel saatlerden birini gecirdim. 1 saat idi. yalnizca 1 saat. bedenimin bastan asagi urpererek gecirdigi en uzun, en kisa, en hizli, en yavas saatlerden biriydi.

    dun bir is icin sehir merkezine gitmistim. isim 16:00'da bitti ve ciktigimda kent muzesinin hemen dibinde oldugumu fark ettim. muzenin duvarinda renoir'in dantel sapkali kiz tablosunun basili oldugu buyuk bir afis duruyordu. kapinin onu oldukca kapaliydi. gelmeyi cok istedigim, ancak aklimdan tamamen cikmis olan bir sergiydi ve afisteki tarihe baktigimda 18.8.26 oldugunu gordum. yani son gun bugundu. saate baktim. 16:15 idi. cok ac ve susuzdum. "aclik ve susuzluk biraz daha bekleyebilir; ama bu kadar eseri benim bir daha gorme sansim olmayabilir." diyerek bisikletimi park ettigim gibi iceri kostum. biletimi alip merdivenlerden inip sergi salonuna ulastim. eserler "monet ve renoir'dan picasso'ya" adiyla sergilenmekteydi. edouard manet ve gustave courbet'nin eserleriyle basliyordu sergi. ardindan eugene boudin ile devam ediyordu. boudin'in de eserleri oldugunu gordugumde ciglik atmamak icin zor tuttum kendimi; cunku boudin deniz ve yelkenleri, kiyidan deniz gorunumunu, denizin uzerindeki bulutlari cokca resmeden bir ressam ve tarzini cok fazla seviyorum. en sevdigim eserlerinden biri de (denizde yelkenliler) vardi. yemin ediyorum ki gozlerim doldu eserin onunde. 1873 yilinda boudin'i bu tabloyu yaparken hayal ettim. fircaya boyayi alisini ve tuvale surusunu gozlerimin onune getirmeye calistim. bulutlu bir gunde tum o yelkenlileri inceleyip aklina tek tek nasil kazidigini ve resmi nasil tasarladigini anlamaya ugrastim. o 1873 yilinda bu resmi yaparken yillar sonra birinin tablosunun onunde gozlerinin dolacagini dusunmus muydu acaba? fircaya boyayi her alisinda ne geciyordu aklindan? gozleri denizde dalgalarin arasinda bir cikip bir batan yelkenlilere dalmisken neler dusunuyordu? o kucucuk tablonun karsisinda aglamamak icin zor tuttum kendimi.

    1 saat, hem cok uzun olabilir hem de cok kisa. yavas da gecebilir, hizlica. eserlerin onunden gecerken "ben, ben bunu gormustum daha once. bir kitapta gormustum. internette gormustum. bir kartpostalin ustunde. gercek renkleri boyleymis demek. ne kadar da guzeller." diyerek, tum bedenim urpermis halde inceledim her resmi. resimdeki insanlar kimlerdi? gercekler miydi, yoksa ressam orada birinin olmasini istedigi icin mi kondurmustu oraya? bir tablonun icinde zamani yettigince kalacaklardi. kimini gozlerini egmis, hafifce gulumseyerek onundeki cay fincanina bakacak, kimisi karli bir gunde evinden cikip sokakta kendisinden baska kimsenin olmadigini gorecekti.

    her bir tabloyu o an arada bulunuyor olmaktan oturu minnet duyarak ve tum varligimin geciciligini derinden duyumsayip huzunlenerek inceledim. eserlere izin verilen en yakin mesafe kadar yaklasip firca darbelerine, renklerin ve cizgilerin bir arada nasil kullanildigina baktim. her bir noktayi bellegime kazimak icin ugrastim. ne dusunuyor, neler hissediyorlardi acaba? renkler ve cizgiler araciligiyla kendini aktarabilmenin ve ortaya cikan eserin ne kadar guzel olduguna bir kez daha sasirdim.

    sanat, insan beyninden cikabilecek en muazzam yaratilardan biri olsa gerek.

    tum sergiyi gezdikten sonra kosa kosa en basa, boudin'in eserine son bir kez daha bakmaya gittim. salonda benden ve gorevliden baska kimse yoktu. serginin kapanmak uzere oldugu anonsu geldi sonra.

    hic unutmayacagim.
  • çok güzel bir şeydir. hele ki koç müzelerini gezdiyseniz degmeyin keyfinize.