şükela:  tümü | bugün
  • entryme türk kızı diye başlayacaktım ama son zamanlarda nargile kafe müdavimi kamillerin de esiri olduğunu gördüğüm için günümüz insanının itici, aşağılık kompleksinin zirveye çıktığı aptal davranışı demeyi daha doğru buldum. genelde stabilizerden de habersiz sanki camel trophy'e katılmış gibi langır lungur sallanan videosunu şarkı ismi yazan yol bilgisayarına el yordamıyla sabitlemeye çalışıp sözüm ona cengiz imren klibi çekmeye çalışırlar ki yolun en azından yarısını çekebilmeyi becermiş türlerine kıyasla daha iticidirler.
  • arkadaş lisremdeki kekoların şahı olan bir fitness eğitmeni kızın her gün düzenli olarak yaptığı şey. eskiden audi a3'ünün teybini çekerdi artık yeni aldığı vw beetle'in teybini çekiyor.

    mide bulandırıcı cidden.

    bu arada unutmuşum aynısını 3 günde bir mehmet okur ferrarsinin ön konsolunu ve dinlediği iğrenç rap şarkılarını çekerek yapıyor.
  • (bkz: arabam var)
  • instagram hikayelerinin %90'ı bunlardan oluşuyor. türklere özgü bir şey de değil, yabancılar da yapıyor bunu. yoldayım, tatile gidiyorum evde oturanlar çatlasın mesajını barındırıyor.
  • merhaba barzo lümpenler,

    artık yürek dayanmıyor, bu gözler kan ağlıyor. instagram listemde sizi sildikçe siz daha da çoğalıyorsunuz, dahası yalnızca bizim memlekete özgü de değilsiniz. ben canım sıkılınca instagrama başkent isimleri yazıp söz konusu şehre ait öyküleri izlemeyi severim, böylece düşük bütçeyle dünyanın gündemini takip etmiş olurum. hem param da cebimde kalır. bir eylemin sonucunda param cebimde kalıyorsa ziyadesiyle mutlu olurum. gidip yerinde iştirak etmek gibi olmuyor tabii. neyse. bu lümpenler yalnızca istanbul, izmir gibi şehirlerde değil üsküp, belgrad gibi balkan şehirlerinde de mevcut. bakın hiç lafı dolandırmayacağım, bu bir insanlık suçudur. ben sizin sikik arabanızı görmek istemiyor, sikik müziğinizi duymak istemiyorum. beni buna maruz bırakamazsınız. yo dostum sakın bana "beğenmiyorsan izleme." demeye kalkışmayın zira fena bozuşuruz. bu güruh bir an önce itlaf edilmeli ve güruhun nesli tükenmeli. çünkü bunların lümpenliği de babadan oğula nesil herhalde.

    edit : elitist suçlamalarına binaen vereceğim tek bir cevap var, platon'un askerleriyiz. antik yunan çocuğuyuz her yerde sevişiriz.

    edit2 : "ama biz mfö paylaşıyoruz." diyerek yırtmaya çalışan çakallara istinaden vereceğim bir cevap daha var. yırtamazsınız. yargılanacaksınız. sizi gidi ali desiderolar.
  • bazı elitistlere dert olmuş durumdur.

    kente yağmur yağıyordur. trafik ışıkları yeşilden kırmızıya dönmüş etrafta sadece arabaya vuran yağmur sesi başka hiç birşey yok. derken radyodan başlıyor mfo

    "bu sabah yağmur var istanbulda.."

    trafik ışıkları yeşile dönüyor ve ilerliyorsunuz. biliyorsunuz sizin gibi düşünen aynı duyguları aynı anda yaşayan milyonlarca insan var.. sonra şarkıyı yağmuru ve yolu paylaşıyorsunuz. çünki sizi en iyi ifade eden durum şu an yaşadığınız.
  • altında ciddi anlamda psikolojik bir sorun yattığını düşündüğüm bir davranıştır.

    gittiği konserden arka arkaya anlamsız videolar paylaşan, içtiği içkinin fotoğrafını boomerang denilen meretle paylaşarak ilginçlik yapan insandan bir farkı yoktur. suratına kedi köpek kulağı ekleyip sevimlilik yapana ise hiç girmeyelim.

    bunu yapanlar ekşi sözlük okumaz, ne olduğunu da bilmez.

    boşuna kasmayın derim eleştirmek adına.
  • tabi tabi hava atmak değildir asıl amaç, bu sabah yağmur var şarkısını aynı anda hisseden 150 takipçiyle paylaşmanın derdidir o. o 150 kişi görmeli aynı hissi, hıhı evet. hava atmak ile alakası yok, sadece his.
  • film efektleri üzerine bir çok şey okuyorum. özellikle "filmlerde çoğu sahneyi ıslanmış zeminde çekerler ki ışık daha fazla belli olsun." şeklinde bir şey okuduktan sonra, yağmur yağdığında otobüsten yerleri izliyorum. trafik ışıkları, tabelalarında ışık yanan bazı dükkanlar, araba farları vb. şeyler o kadar güzel bir görsel yaratıyor ki hemen video çekmek istiyorum. çekiyorum da. fakat benim amacım şov yapmak değil, renklerin oluşturduğu ahenk ile görsel güzellikleri yakalayarak kendimi tatmin etmek.

    şimdi gelelim konumuza. bu tarz videolara özellikle dikkat ediyorum. bazıları bu işi çok iyi yapıyor. örneğin -karanlıkta, günün geç saatlerinde- arabanın konsolunu çekerken yolu da, şehir ışıklarıyla beraber çekip, daha sonra sanal bir stabilizer efekti ile güzel bir görsellik yaratıyorlar. sonra üzerine bir de lut(renk ayarı içeren dosya diyebiliriz sanırım) ekleyerek sinematik bir görsel oluşturuyorlar. bunu yapan insanlar zaten yaptıkları şey üzerine uğraştıları için ortaya güzel bir şey sunabiliyorlar. onları da seviyorum.

    ama bazıları var ki... telefonu eline alıp direkt yapıştırıyor konsolu. ne bir estetik, ne bir görsellik var. titrek titrek. bir de telefonları müzikteki bassları bırakıp tizleri almıyor mu? o iğrenç ses. o iğrenç görsellik. kafayı yiyorum.

    bunun iğrenç bir görüntü olmasını kenara bırakıyorum. zira herkes bir sanatçı edasıyla bir şeyler yaratmak zorunda değil. peki amacınız nedir? zamanında msn'deki "ne dinliyorum" özelliğine benzeyen bir tavır içinde de değilsiniz belli ki. gösteriş mi? lan böyle gösteriş mi olur allah aşkına? özentilik mi? ulan özenecek başka bir şey mi kalmadı?