şükela:  tümü | bugün
  • gülden karaböcek'in 1979 yılında piyasaya sürdüğü; içinde "sürünüyorum", "kırılsın ellerim", "ayrılık kolyesi" ve "bahtıma yanarım" gibi hitleri barındıran plağı.
    çıktığı dönem, müthiş bir satış başarısı elde etmiş; ama gülden'in, ablası neşe'nin kocası attila'yı ayartmasına mani olamamıştır.
  • amcamın ikinci karısıyla yaşadığı evde toplanmıştık ailece. karısı iyi bi' kadındı.

    üzerinden dünyanın bütün kötülükleri geçtiğinde insanlar ikiye ayrılırlar:

    1- bazıları tüm güzelliğini ve ışıltısını kaybedip o kötülüğün silik bi' tortusu haline gelir.

    2- bazıları böyle bi' şey hiç başlarına gelmemiş gibi ışıltılarını korur ama maalesef florasan ışıltısıdır bu ve insanda uzaklaşma isteği doğurur.

    3- bazıları (üç demiştik değil mi?) hem üstlerinden geçen kötülükleri ruhlarının en karanlık köşelerine kadar hissederek yaşarlar hem de içlerinden taşan ışığı korumayı başarırlar. (bazı müellifler buna iyimserlik adını vermişlerdir.) amcamın ikinci karısının ışıltılı iyimserliği o bilmese de beni hala hayatta tutan nedenlerden biridir.

    her neyse, çok fazla yetişkindiler o akşam, beni pek sallamıyorlardı bu yüzden. (dokuz yaşında olduğumu düşünürsek onları suçlayamam.)

    bütün gece "kaat" oynadılar ve müzik dinlediler. sonra amcam karısına bağırmaya başladı.

    herkesin tedirgin olduğunu hatırlıyorum ama ben pek umursamıyordum. ilk karısını öldürdüğünü biliyordum amcamın, biraz içince berbat biri olduğunun da farkındaydım ama pek takılmıyordum bunlara; çünkü beni her gördüğünde cebime harçlık koyuyordu.

    rakı kokan ağzıyla üzerime eğilip cebime para sıkıştırırken; karısını döven mutsuz bir alkolik değil de camiden çıkan iyiliksever bir emekli amca gibi görünüyordu. (artık ne gül suları ne de rakı kokan ağızlar umurumda, sadece kıçımı kurtarmaya çalışıyorum.)

    karısı ağlayarak odasına gitti. (fazla uzaklaşamadı evet, ama birkaç yıl sonra boşanmayı başardı.)

    oyun yarıda kaldığı için papazlar ağlamaya başladı. (papazlar da ağlar.) bütün o yetişkinler çocukluklarından kalma gerçek bir şaşkınlık içinde birbirlerine bakıyorlardı ve itiraf etmem gerekirse bu halleriyle çok hoş görünüyorlardı. sadece bir kez yaşayacaklarını bildikleri halde ısrarla kurdukları kendi oyunları da yarıda kalmıştı çünkü. her şeyden biraz yapmışları o geceye kadar; biraz uyumuşlar, biraz yemişler, biraz televizyon izlemişler, biraz içmişler ve biraz sevişmişlerdi. hiçbir şeyi sonuna kadar götürecek cesaretleri olmamıştı. ama şimdi durum farklıydı, her şeyi sonuna kadar götürebileceğinden emin oldukları bir adam çığrından çıkmıştı. (kestik! tamam, biraz çıktım hikayeden. bu paragrafı yok sayalım.)

    amcam kapıyı tekmelemekten yorulup nefes nefese kaldığında ablam araya girdi ve "şu kaseti dinlediniz mi?" diyerek gülden'i teybe taktı.

    (sonra bi' şey olmadı. abim, uyuduğumu sanarak beni kucaklayıp odaya taşıdı.)

    bugüne kadar yapılmış en güzel arabesk albümü olduğunu düşünüyorum bu çalışmanın. (popüler müzikteki karşılığı gülümse'dir kanımca.) ferdi, orhan, müslüm diye tutturduk yıllarca, bu yüzden yeterince hakkını veremedik ama birinin şunları söylemesi gerekiyor artık:

    1- amca neden öldün? berbat biriydin biliyorum ama yine de çok sevmiştim seni. o gıcır gıcır beşlikleri kimse vermez bana artık değil mi?

    bazı arkadaşlar edindim. onlarla meyhanelerde sarhoş oldum ve kumar oynadım. bütün paramı kaybetmeme rağmen ertesi gün aramadılar beni. beni aramadılar diye pes etmedim tabii. artık kimsenin gitmediği kütüphanelere gittim. dünyanın bütün kitaplarını okudum. cenneti de gördüm o kitaplarda, cehennemi de yaşadım. son gittiğim filmde yanımda oturan adam ağlıyordu. ona neden ağladığını sordum, "siktir git" dedi bana. son seviştiğim fahişenin dizlerinde uyudum. (hikaye ediyorum amca, her şeyi sonuna dek götürecek cesareti ancak böyle buluyorum.)

    2- yenge, orada mısın hala? seni o ışıltıyla hatırlamak aklımın bana oynadığı bir oyun mu, yoksa o yaşlarda bile kıymetini anlamamız gereken ender insanlardan biri miydin bilmiyorum. bu satırları okuyorsan... (şaka yapıyorum.)

    3- üç demiştik değil mi?

    yaya geçitlerine ve mutsuz papazlara içelim!
  • arabesk tarihinin en iyi albümlerinden biridir. sürünüyorum, kırılsın ellerim gibi gülden karaböcek klasiklerini barındırır. ama benim favorilerim sanki ve muhteşem şimdi artık el oldun şarkılarıdır. özellikle ikincisindeki moog'a bayılırım.

    (bkz: gülden karaböcek)