şükela:  tümü | bugün soru sor
  • insan zevkinin her turlu olay ile degisebilecegi/olusabilecegi gerceginin; doganin bir parcasi olan insana ait oldugu ve degisimin sebeplerinden cogunu olusturan cevrenin, hepsi taninmasada yine diger insanlarin eseri oldugu manasini icerir. hakkinda tartisilmasi gereksiz gibi gozuksede, yorum yapmak ve sesini duyurma istegi yine insana aittir.

    bu dusunceyi sacma bulup, muzik zevki konusunda dagilimci istekle agresif davranmak, yine de kisinin secimidir, insanoglunun mantigina uygundur.
  • bi insanın kişiliği hakkında çok net ipuçları veren gösterge.
  • genetik olduğuna inanılan olgu.
  • estetik denilen kavramın subjektif olduğunu kabul edersek insanın müzik denilen ve duyularımza hitap edip duygularımızı dokunan ses kompozisyonlarının da bu bahsettiğimiz subjektiviteye dahil olduğunu anlamak pek zamanımızı almaz. bununla beraber ilginç olan nokta müzikten doğan müzik zevki olgusunun çok daha nesnel anlamlar yüklenerek kullanılmasıdır. insan, insan olmasından kaynaklanıyor olsa gerek, kendisine benzeyeni sever. benzemezseniz bile benzetmeye kalıba sokmaya çalışır ki bu kötülenecek bir davranış değil insanın doğal algılama sürecidir. paralel olarak, benzer bir müzik zevki ile karşılaştığımızda (hele bir de incelediğimiz kişi az buçuk bilgiliyse o alanda) ise su sıvıdır tahta katıdır gibisinden bir nesnellik ile müzik zevki var adamın pehey deriz. tabi bunun göreceliliğini farketmek ayrı birşeydir, zevklere objektif kalıplara aitlermişcesine umarsızca muamele yapmak apayrı. sonra o öküz dediğiniz adamların paradigma açısına sahip olduğunuzu farkedip sığlığınızdan dolayı kusarak üstünüzü başınızı batırabilirsiniz, dikkat edin derim.
  • öyle bişeydir ki bu müzik zevki, en sevgili arkadaşların, en sevgili sevgililerin arasına garip bir buz kütlesi olarak girer. bir kişinin çok sevdiği müziğe kayıtsız kalınması çok kırıcı geliyo - galiba ah bunu paylaşamıyoruz, ya aramız buradan soğumaya başlarsa paniği. hatta hafiften "ben de senin bilmemneni sevmiyorum zaten"ler bile dökülmeye başlar ortalığa****
  • dinlediği müziğin sesini sonuna kadar açan komşunuz sayesinde, belli bir yaştan sonra, hiç beklemediğiniz bir anda değiştiğini fark edersiniz. o komşunuz gelmeden önce büyük bir zevkle dinlediğiniz müzikten artık zevk almazsınız; komşunuzun yavaş yavaş size empoze ettiği, her gün ve her gece size dinlettiği müziği arar olursunuz. işte böyledir müzik zevki. zaman içerisinde, bulunulan ortamın şartlarına göre, rahatlıkla şekil değiştirebilmektedir. pek acı.
  • özellikle sevgili seçiminde tıpkı ayakkabı zevki kadar önemli olan zevktir. bir an içinde hayranlık oluşturabilir ya da kendinden soğutabilir.
  • kimi anlarında serbest düşüş, kimi anlarında da kaydıraktan kayar gibi olmalıdır. ilkinde, dinlenilen şeyler, beğeniler kendiliğinden gelişir. arkasında çok fazla mantık bulunmaz. kişinin karakteriyle, kimliğiyle alakalıdır. bunların etkisi tek bir yerdedir; o da kişinin serbest düşüş için kendini boşluğa bırakmak için seçtiği noktadır. ikincisinde ise, kaydıraktan kayar gibi, yine belli bir düşüş, yol alış gerçekleşmektedir fakat bu sefer belirli bir yol, istikamet izlenmektedir. burada kişi gideceği yolun sonunu görür. kaydıraktan kaydıktan sonra toprağa mı, çamura mı düşeceğini bilir. burada nasıl bir kafa ve ruh yapısına girmek istediğini de seçer kişi aslında.

    sonuç olarak her ikisinde de kişi kendini bir hareketlilik içine sokar. durağan kalmaz. durağan kalan zevk zevk değil, alışkanlıktır.
  • "dinlenen - zihinde canlanan" korelasyonunun sonucu müsbet olan şarkılardan oluşan bütün.