şükela:  tümü | bugün
  • ferhan $ensoy'un 80'lerin ortasina dogru sahneledigi hakkaten muzır ve bir o kadar da sivri oyunu. tabii bu kadarina dayanamayanlar i$i toptan halletti ve tiyatroyu yakti
  • bu müzikal, ferhan şensoy külliyatının en önemli eserlerinden bir olmamakla birlikte, dolaylı olarak "ferhangi şeyler"in doğmasına sebep olmuştur. tiyatrosu yanan ferhan, maddiyatı kurtarmak için acilen kafayı çalıştırıp sıfır masraflı ve tek kişilik bir oyunu, kısa zamanda üretivermiştir çünkü. oyun zamanla rayına oturmuş, kıvamını bulmuş ve hatta cem yılmaz ve yılmaz erdoğan'ın zamanında kısa pantolonla seyredip feyz aldıkları bir klasik haline bile gelmiştir (bkz: ferhangi şeyler).
  • seyircinin herhalde türkiyede en çok içine girdiği oyundur. yani o kadar içine girmişlerki tiyatroyu bile yakmışlardır.
  • "adı muzır
    kendisi kendi adından muzır bir kurul
    çağdışı bir çıban başvermekteyken ülkemde
    şairin kalemi neşter atmış yaraya
    bana muzır diyen kurul
    senin adın muzır değil mi"
    (gecedeste sayfa meçhul)

    herhalde türkiye tiyatro tarihinin en sansasyonel oyunlarından birisi. kadrosunda ferhan şensoy, derya baykal, tarık papuççuoğlu, rasim öztekin, bülent kayabaş ve sevil üstekin'in yer aldığı oyun daha prömiyerini yapmadan basından ciddi reaksiyon almış, dönemin zaman gazetesi yazarı ve eski ortaoyuncular üyesi ulvi alacakaptan, genel provayı izledikten sonra oyunu köşe yazısında yerin dibine sokmuş ve bütün müslümanları tepki göstermeye çağırmıştır. bir süre sahneye ve oyunculara saldırılar özelinde cereyan eden olaylar, 77. gösteri sonrası, 7 şubat 1987 gecesi şan tiyatrosu'nun, ferhan şensoy'un deyimiyle "elektrik kontaklanması" sonucu harap olmasıyla sonuçlanmış, şensoy akabinde açılan kamu davasında müstehcenlik suçlamasından 21 gün hapis cezasına çarptırılmıştır.

    şensoy alacakaptan'a tepkisini yıllar sonra bir röportajında "önce şizofren sonra müslüman oldu" diyerek belirtmiş, bu da ayrı bir polemik konusu olmuştur. yangına en net tepkinin dönemin nokta dergisi yazarı engin ardıç'tan gelmesi de şaşılası bir detaydır. (bkz: #19324823)
  • tarih tekerrür ediyor. tarih akıyor, türk bakıyor.

    ferhan şensoy'un taa muzır müzikal zamanından bir esprisi vardır. birisi yeni tanıştığı kişiye kendini tanıtır: '(bendeniz) ve arkadaşları...' anonim kişiyi çok iyi anlatır. bu "ve arkadaşları" anımsaması birden başka bir şeyleri belleğime taşıdı:

    lise çağlarından "the şahları da vururlar'ı satır satır ezberleyip her an replik döktürmeye hazır adam" özelliğinde bir arkadaşım, aynı zamanda ilk tiyatro okuru* olarak örneğimdi. meğer sesli kitap kavramını da ilk onunla tanımışım. hani ray bradbury'nin fahrenheit 45indeki, her biri bir kitap ezberleyip birer kitap insan olan kültür bekçisi insanları gibi. bir tane bile canlı kitap-adamın olması hem arkadaşımın hem bradbury'nin şerefi. tabii, bir de kuran hafızları var, onlar koruyucu olduğu kadar akıncı, kültürcü değil din eri; başka nitelikleri daha önde. (bkz: şahları da vururlar/@ibisile)

    (ilk giri tarihi: 23.5.2015)

    (bkz: 22 mayıs 2015 ferhan şensoy oyununa saldırı/@ibisile)
    (bkz: ferhan şensoy/@ibisile)