şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: burma)
  • eski adı burma olmakla beraber, resmi adı republic of the union of myanmar olan güneydoğu asya ülkesi.

    türkiye'den doğrudan uçuş yok ancak qatar airways ve singapore ile gelebiliyorsunuz. illa thy ile geleceğim derseniz de web sitesinden satış yapmıyor, çağrı merkezi ya da acentadan alabiliyorsunuz çünkü bangkok üzerinde aktarma yaparak farklı bir firma ile ortak uçuşa geçiyorsunuz.

    biz singapore airways ile geldik. önce 11 saatlik yolculukla singapur'a geldik. saatler 5 saat ileri alındı. orada yangon uçağına aktarma yaptık, bu sefer de saatleri 1,5 saat geri aldık.

    iş amaçlı geldiğimiz için çok tapınak, göl, park gezemedik fakat doğası oldukça güzel, göller güzel, tapınaklar harika. insanları cana yakın ve yardım sever. hırsızlık diye bir olayla karşılaşmadık. burada uzun zamandır yerleşik şirketlerdeki yabancılar ve yerliler bile "masanın üzerine cüzdanı bırakın, 1 gün sonra yine orada bulursunuz diyecek" kadar da iddialılardı.

    özellikle bankacılık ve telekom pazarında ülke inanılmaz bakir ve yapacak ciddi bir iş potansiyeli var. olay da öyle insanların alışkanlığından ziyade askeri rejimin bugüne kadar tek bir çivi çakmamasından kaynaklanıyor. yoksa 4 yıl önce 1500 dolar olan sim card (evet $1500), 2 yıl önce 200 dolara düşmüş. şu anda 1,5$. 60 milyonluk nüfusun 38 milyonu 3-4 yıl içinde bir anda cep telefonu sahibi olmuş. kısacası feci bir teknoloji talebi var ama pazarda bunu sunacak firma çok az, keşfedilmeyi bekleyen bir pazar.

    banka deseniz kredi kartı kullanım oranı 1%. yahu macbook pro alacağız, baya ucuz. ama kredi kartı kabul etmedi adamlar çünkü pos makinesi yok. cebimde 2500 doları nasıl taşıyayım. teknoloji mağazasında kredi kartı yok :)

    kontrolsüz büyüme olmaması için, devlet batılı danışmanlar yardımıyla regülasyon koymaya çalışsa da dengeli gitmeye çalışıyor ve zaten zar zor gelen yatırımcıyı ürkütmek istemiyor.

    bütün gençlerin elinde birer smart phone, hepsinde facebook açık. çişini yapsa damlasını facebook'ta paylaşıyor.

    thai ve myanmar mutfağından yemek için padonmar ya da phai lin'e gidin. gezmek, soluklanmak, temiz ortam ve batı mutfağı için myanmar plaza, otantik hediyelik alışveriş için ca market... yollardaki ananas satıcılarından muhakkak alın yiyin, inanılmaz tatlı.

    aklıma yine notlar gelirse editlerim burayı. varsa düşünen, 16 saat yol gözünde büyüyen yeşillendirsin, ikna edeyim :)
  • bir sanat etkinliğinin organizasyonu için bir (veya iki) haftalığına gideceğim ülke. deli gibi internet'te kaynak araştırması yapıyorum, blog'ları okuyorum. linkedin'de mynmar business community isminde bir grup var. oradan da pek çok insan yardımcı oldular. işin ilginç yanı, bu ülkede aktif olan türkiyeli yatırımcılar grubu da var.

    bu ülke ile ilgili öğrendiklerim şunlar:

    - (bkz: myanmar vizesi)

    - döviz rejimleri çok katı. dövizin düzgün ve üzerinde herhangi bir damga vurulmuş olmaması gerekiyor (istanbul'da bazen döviz üzerine ufak damga vurabiliyorlar. o, myanmar'da sorun oluyormuş). döviz banknotları, yeni olmalıymış. bankalar ve havalimanındaki exchange ofisler üzerinden döviz bozdurabiliyormuşsunuz. (pazarda da çok daha uygun oranlarda döviz bozdurmak mümkünmüş, ama yasak olduğu için polis ile başınız derde girebiliyormuş).

    - ülkede kredi kartı kullanımı çok yaygın değil. beş yıldızlı otellerde bile sorun olabiliyor. buraya gelmeden önce booking.com üzerinden yapacağınız ödeme geçerli oluyor. ben, beş yıldızlı (ve 9 puan verilmiş) bir otelden full-house aldım. öğle yemeklerinde de sorun yaşamamak için. yanınızda belli bir miktar para olsun. doğru okuduysam, 2.000 dolar veya üstünü girişte deklare ediyorsunuz.

    - yangon, bir expat şehri diyorlar. yongon ve naypyidaw haricindeki bölgeler için "güvenlik uyarısı" var (abd dışişleri bakanlığı'nın web sayfasından baktım).

    - halkı aşırı nazik ama utangaç diyorlar. hırsızlık yok denecek kadar azmış. kendi çevresindeki diğer asya ülkelerine kıyasla göreceli olarak en temizi ve daha iyi kokanı diyor orada yaşayanlar.

    - orada yaşayan ve çalışan expat'ların videolarını izledim. çoğu, yongon'da hiçbir şeyin gerektiği gibi çalışmadığından şikayetçi. ne kadar gerçekçi, gittiğimde göreceğim.

    - internet bağlantısı iyi değil deniyor. o yüzden, beş yıldızlı otel seçmeden önce, oteli arayın ve sorun. yalan söylemek gibi bir huyları yok. ben, yedi oteli üşenmeden aradım. bağlantı sorunu varsa söylüyorlar. (kaldı ki, tripadvisor da iyi bir kaynak bu konuda).

    - tayland üzerinden geçmek çok daha ucuz ve hızlı oluyormuş. ben de önce tayland'a, iki gün kalıp, oradan myanmar'a geçeceğim. (thy'nin fırsatlarını takip edin, diyorum).

    - ilginç yasaları var. o yüzden çok dikkatli olmak gerektiği söyleniyor. yukarıda da söylediğim gibi, örnek olsun, pazarda döviz bozdurmak bile ciddi bir suç olabiliyor. gitmeden önce iyice öğrenmek lazım.

    - burada, nepido'da, elçiliğimiz var:
    http://www.mfa.gov.tr/…q9/qbb wzkh270tltfr/rpku6zs=

    bunun dışında, gerçi bir modern sanat etkinliği için gidiyorum, ama; telekom sektörü pek çok yeniliklere açık. japonlar, pek çok konuda sektöre ana yüklenici olarak girmişler. alt yüklenici olarak çalışan türkiyeli firmalar da var burada. gittiğimde, buradaki iş olanaklarını da araştıracağım. avrupa'da 100k'ya yapılan işi burada 300-400k'ya yapabiliyorsak neden olmasın.

    not: oraya gittiğimde de güncelleyeceğim.
  • müslümanlara sistemli göç ve soykırım uygulayan ülke.

    islam aleminin dikkatini çekmiyor ne yazık ki.

    bm'nin dikkatini çekmiş
  • gittim, çalıştım, gördüm ve geldim... iyi ki de gelebildim...

    yaklaşık bir haftalık iş gezisi için ziyaret ettiğim memleket. havalimanından başlayarak gezi notlarımı aktarıyorum. kısa kısa olacak. (sabahleyin bangkok'a indik. yorgunum; ama, bir yandan da sıcağı sıcağına yazmak istiyorum. yoksa, erteleyeceğim ve aklımda henüz taze olan anı ve bilgileri unutacağım).

    bangkok-yangon arasında karşılıklı ve düzenli uçuşlar var. birden fazla firma bu hat üzerinde direkt uçuş yaptığı için, hesaplı fiyatlarda bilet bulmanız mümkün.

    yangon havalimanı mingaladon adlı bir yerde bulunuyor. yangon şehrine 15-20 km uzaklıkta. ne yazık ki, havalimanı ve şehir arasında otobüs (asyalılar "limuzin" de diyor) seferi yok. taksi veya otellerin servisleri var. taksiyi tavsiye ederim. otelden servis (yani "shuttle") çağırdığınızda, sizden 20-30 dolar isteyebiliyorlar. taksi ile gittiğinizde ise, havalimanı yangon arası yaklaşık 10 dolar tutuyor (taksici ile anlaşın. daha fazlasını vermeyin). taksi ücretini kyat veya dolar olarak ödeyebiliyorsunuz. kyat olarak verecekseniz 6500-7000 gibi bir rakam tutar. bazı büyük otellerin tarifeli "shuttle" servisi de varmış; ama, aklınızda olsun, tarifede yazması, servis aracının orada olması veya sizi kabul etmesi anlamına gelmiyor.

    havalimanına indiğinizde, bankaların şubelerini ve döviz bürolarını göreceksiniz. yanınızdaki dolar'ın hepsini bozdurmayın. burada işinize yarayacak. döviz bürolarından birine giderek yüksek kurda dolar bozdurmak çok daha iyi. çok abartı bir alış veriş yapmayacaksanız günde 100 dolar karşılığı kyat yetiyor. hemen söyleyeyim, sakın şehir içindeki döviz bürolarına veya sağda solda döviz alan vatandaşlara gidip de kazıklanmayın. efendi efendi havalimanına gelin, dövizinizi bozdurun ve geri dönün (şehirdeki bütün expat'lar bu yöntemi kullandığı için, taksiyi paylaşacak birilerini bulabiliyorsunuz. 5 dolar gibi bir rakama havalimanına gidip gelebiliyorsunuz. aklınızda olsun). şehirdeki bankalarda döviz bozdurmak, hem zor bir işlem, hem de kurlar gerçekten çok düşük. döviz demişken... bu ülkeye gelmeden önce, yanınızdaki dolar'ların "mükemmel" olmasına dikkat edin. 2006 yılı ve öncesi basılmış banknotları kabul etmiyorlar. üzerinde herhangi bir işaret veya yazı olan banknotlar da geri çevriliyor. (bazen, türkiye'deki banka ve döviz büroları, dolar üzerine küçük bir damga vurabiliyorlar. buna dikkat edin. mühür falan olmamalı. parasız kalırsınız yoksa). kısacası, cebinizdeki paranın %60'ını burada bozdurabilirsiniz. yine, myanmar'dan geri dönerken, yanınızdaki kyat'ları havalimanında dolar'a çevirmenizi tavsiye ediyorum.

    bankacılık sektörü pek gelişmiş değil. uluslararası para transferi yeni devreye girecekmiş. ama, sağda sola zibil gibi western union var. sıkışırsanız buradan adınıza gönderilmiş parayı döviz veya kyat olarak çekebiliyorsunuz. bazı otellerin %20 komisyon karşılığında kredi kartınızdan "cash" çekme hizmeti verdiği söyleniyor. tavsiye etmem.

    büyük otel, mağaza ve dükkanlar haricinde kredi kartı pek geçerli değil. kullanmanızı da tavsiye etmiyorum. otel, uçak bileti ve diğer taşıma hizmetleri ile dolar ile ödeme yapabiliyorsunuz. burada sıkıntı yok. biz kredi kartı kullanmadık. bu ülkede fiyatlar anlık değişebildiği için, kalacağımız günleri önceden ödedik. örnek olsun; bir şişe suyu --atıyorum-- 50 cent'e alırken, ertesi gün 1 dolar isteyebiliyorlar. fiyatlar aşırı oynak ve değişken.

    beş gün boyunca bir galeride gece gündüz çalışmak durumunda kaldığım için, son iki üç gün gezebildim. buranın insanına iş yaptırmak çok zor. sözünde durmamak ve bir şeyi iyi yapamamak gibi huyları var. ingiliz expat'ların da dediği gibi, yangon'da doğru dürüst çalışan hiçbir şey yok. internet bağlantısı gerçekten çok kötü. kaldığımız otel, uydu üzerinden hızlı internet bağlantısı için bizden ayrıca para istedi: yarım saati 10 dolar. vermedik tabii ki. kağnı hızında, aheste aheste mail okumaya çalıştık.

    gelelim ülkeye...

    myanmar, askeri yönetim altında olan bir ülke. dünyadan izole edilmiş. ülkeye indiğinizde, her yere sinmiş o garip kokunun yanı sıra başka bir şey daha sizi şaşırtıyor: 1970'lere yolculuk ediyorsunuz sanki. ülke, o yıllarda kalmış. değişen pek bir şey yok. ülkeye gitmeden önce abd büyükelçiliği'nin ülkeyi ziyaret edecek turistlere yönelik tavsiyelerine göz atmıştım. ülkenin bir bölümünde halen devam eden bir iç savaş var. yangon gibi şehirler, bir tür "güvenli bölge" olarak korunuyor. ancak, ne olacağını tahmin edemiyorsunuz. o yüzden, yangon şehrinde yaşayan pek çok expat var.

    insanları çok tatlı, candan ve de utangaç. pek turist görmedikleri için, ilk başta sizin bir adım atmanız gerekiyor. sonrası zaten kendiliğinden geliyor. bazı taksicileri, sokakta döviz veya hediyelik eşya satan çakallar haricinde, halkı son derece naif ve güler yüzlü. biraz da tembeller. ama, insanlarını çok sevdim.

    beni tanıyan tanır... bir ülkeyi anlamanızın yolu, o ülkenin pazar ve klasik restoranlarını ziyaret etmekten geçer.

    bogyoke aung san market, theingyi zay, anawrahta (geceleri açık olan bir pazar alanıdır. mutlaka ziyaret edin. harika bir yer), thri mingalar vs. hem kültürü, hem de yemekleri tanımak açısından çok önemli. çin mahallesi de var. en gelişmiş bölgelerden biri. mutlaka oraya da gidin.

    gece hayatı renkli sayılır. turistlere göre her şey ucuz. fuhuş sektörü almış başını yürümüş. ve kontrolsüz. asla ama asla tavsiye etmiyorum. hastalık kapma garantisi var. paranızı da kaybedersiniz. pek çok gece kulübü var. ilk beş gün yoğun çalıştığımız için, avustralyalı birinin işlettiği pub haricinde bir yere gidemedik. en son, geçen cumartesi günü bizi premium y bar isminde bir mekana götürdüler. club ve bar karışımı bir mekandı. sevmedim açıkçası.

    biraz da turist olarak nereleri gezebilirsiniz, onu anlatayım...

    "circular train" var. bir dolar'a her yeri geziyorsunuz. tren, şehir ve küçük şehirlerden geçtiği gibi, ormana ve tapınaklar bölgeine de giriyor.

    gitmenizi kesinlikle tavsiye ettiğim yerler;

    - mandalay
    - naypyidaw
    - kalaw (buraya uğrayamadık. güvenli değil dediler. ama, fotoğraflarını gördüm. sahili falan mükemmel).
    - bagan
    - pindaya
    - monywa
    - ve mawlamyine

    çok sıcak ve aşırı nemli bir memleket. bir de, bu ülkeye gitmeden önce mutlaka şu aşıları yaptırın:

    - mmr
    - difteri-boğmaca-tetanoz
    - grip aşısı

    bunların yanı sıra, çocuk felci aşısını da size ve yanınızda gelecek çocuklara tavsiye ediyorlar (o sivrisineklerin ne tür mikroplar taşıdığı belli değil).

    son tavsiyem şu olacak: yerel üretim sulardan almayın. tayland'dan gelen, ağzı mühürlenmiş sular var. biraz pahalı, ama sağlığınız için değer. mutlaka o sulardan için. insanların içtiği cam bardaklardan ikram edilen hiçbir şeyi kabul etmeyin.

    özetle, ilginç bir memlekette. bir daha gider miyim? zannetmiyorum...
  • ben bu ulkede o kadar guzel seyler yasadim ki bir tanesini anlatmadan duramayacagim...yangon'dan atladim trene istasyonlarda, trenlerde yatakalka uc gun sonunda vardim dawei'ye, gec vakit vardigimdan yine istasyonda uyuyup, gun agrinca dustum yola, bu arada 2013 yilindan beri turist girebiliyor buralara...erken saatler oldugu icin hava pek sicak degil, manzara da guzel uzun sure yurudum, yaz donemine denk geldigimden 40 derecenin ustunde genelde sicaklik...yuru yuru sehir mehir gozukmuyor, hava da basladi isinmaya, girdim bir tapinaga, ben burada kalsam su agacin altina kursam cadirimi dedim, bos odamiz var buyur gel kal dediler de odanin anahtarini bulamadilar :) tapinaklara bircok kadin sabahlari gelip, yemek ve temizlik yapmak icin oglene kadar kaliyor. ıclerinden biri, gel bende kal dedi, nasil mi anlasiyoruz tabii ki el kol kas goz...aldi beni once annesinin evine goturdu orada banyo varmis, bir guzel yikandim, gunlerdir yoldayim bir de deli sicaklar neye donustugumu dusunun, ayaklar simsiyah, ustbas toz toprak, saclar rasta olma yolunda...banyo dedigim bizim banyolardan degil elbette, sadece dort duvarla cevrili, yoksa burada insanlar kuyulardan su cekip varillere doldurup tasla yikaniyor. sonra da basladik motorla dolasmaya, motorda iki cocuk iki de biz, nasil biniyorlar bu motorlara boyle derken ustunde buldum iste kendimi...koye gorucuye ciktim, misafirim var diye gezdirdi beni kapi kapi...myanmar'da yabancilarin yerli halkin evinde kalmasi yasak diye biliyorum, nasil bu kadin beni evinde agirlayacak acaba diye de dusunmuyor degilim; evin halinden hic bahsetmek istemiyorum, sadece biz abarti luks yasiyoruz diyeyim siz anlayin...aksam ugradik polise, benim onlarda kalacagimi bildirmek icin, polis "olmaz, yasak, sorumluluk alamayiz" dedi, kadincagiz cok uzuldu, donduk tapinaga keşişlerden biri biraz ingilizce biliyor ona anlatti durumu, o da bana tercume etti ve tapinakta kendi dairemsi yerinde kalabilecegimi soyledi, kadin "biz de kaliyoruz senle" dedi ve coluk cocuk uyuduk hep beraber yerde. sabah hadi yine yedirip icirmeler, yikanmaya goturmeler, gezmeler tozmalar...
    burada yasadiklarim, gorduklerim esasinda pek yabanci degil bize, bildik tanidik seyler...halk guleryuzlu, misafirperver, yardimsever, illa yedirecek, icirecek, hediye verecek...bizler de boyleydik...toz toprak camur icinde oyunlar oynadik, televizyonsuz, internetsiz de yasadik, gayet de keyifliydik...her seyimiz var artik da bir seyleri feda etmisiz sanki...
    guzel anilardan sadece biri bu, istasyonlarda, trenlerde, tapinaklarda uyuyarak gecti gunler, neler yasadim neler, insanlara tesekkur etmekten utandim, sarilmak yetersiz kaldi...
    harikulade ve rengarenk bir halk barindiriyor bu topraklar, yemekler de pek leziz...
    korksam yola cikmazdim, hic korkmuyor musun diye soranlara selam olsun...
    ayrica biz asyaliyiz, ozenmeyin bati'ya ;)
  • bir sırt çantalının gözüden (didem mollaoğlu) myanmar gezi rehberi için: http://gezizone.com/…ndex.php/2017/07/06/myanmar-2/
  • eski adıyla burma olan bu ülkenin budistlerinin yobazlıklarına ve azınlık olan müslümanlarının durumuna göz atalım.

    mandalay'daki bir manastırda çocuk cesetlerinin, kanlı rahiplerin elleri silahlı cihatçılarla bezendiği bir tablo mevcut. budistler müslümanların kendilerini katlettiğini söylüyorlar ancak bunun öncesi nasıldır diye merak etmemek elde değil.

    ashin wirathu, masoeyein manastırının en bilinir siması olarak budizmin tehlike altında olduğunu iddia ediyor. bu tezini desteklemek için de "yüzyıllar önce endonezya hindu ve budistti, şimdi ise hepsi islam'ın eline düştü. filipinler de cihatçılarla boğuşuyor. myanmar ise sırada..." diyor. kendisi, "ırkı ve dini koruma derneği" diye geçinen ma ba tha 'nın lideri olarak burmalı budistleri müslümanlara karşı azdıracak aleni girişimlerde bulunuyor.

    myanmar nasıl sırada olabilir ki? 54 milyonluk nüfusunun sadece 4%'ü müslüman. budistlerin oranı ise 90%. müslümanların bir kısmı ülkenin ana etnik grubu olan bamarlardan. diğerleri ise ingiliz sömürgesi dönemindeki hindistan'dan (british raj) gelen göçmenler. muhtemelen 1 milyonu rohingyalar, yani bengal kökenli, bangladeş sınırındaki rakhine'de yaşayan müslümanlar. bu göçmenler ülkesiz kabul ediliyor; çünkü myanmar'ın 135 yerli etnik grubunu içeren listede kendileri yok. nesillerdir myanmar'da (burma'da) yaşıyor olmalarına rağmen yetkililer kendilerini illegal göçmenler olarak kabul ediyor.

    myanmar'da müslümanların - aslında rohingyaların- tehdit altında olduğunu belirtebiliriz. geçen yıllarda camilere ve müslümanların evleri ile iş yerlerine ciddi saldırılar oldu. 2012'de rakhine'de bu din savaşları resmen soykırıma döndü ve 200 rohingyanın ölümüyle sonuçlandı (çoğu müslüman). geçen sene ise, müslüman saldırganlar rakhine'de bir polis karakoluna saldırıp 9 polisi öldürdüler ve bir sürü silah çaldılar. ardından ordu köpürdü ve birleşmiş milletler ile muhtelif insan hakları gruplarının belirttiğine göre askerler tecavüz, cinayet ve köy yakma (rohingyalıların) gibi eylemlere giriştiler. 75.000 insan bangladeş'e kaçtı. tüm bunlara rağmen yetkililer vahşetin söylendiği kadar yaygın olmadığını ve asla sistematik olmadığını savunmuşlar. ağustos başında da güvenlik güçlerini temize çıkaran bir rapor yayınladılar.

    budistlerin nüfusun 90%'ını oluşturduklarını ve "tehdit altında" olduklarını iddia ettiklerini söylemiştik. ancak budizmin ülke içinde düşüşte olduğuna dair hiçbir delil yok. keşişlik, veya sangha, şu an en popüler döneminde. ülke çapında yaklaşık 500.000 üyesi var (neredeyse nüfusun 1%'i). aung san suu kyi, ülkenin lideri bir budist.

    ma ba tha 'nın politikası yayıldı ve 2 milyon insan müslüman karşıtı propagandaların altına imza attı. sokaktaki insanlar müslümanların onlardan fazla çoğalacaklarını iddia ediyorlar ve müslümanların aynısını kendilerine yaptıklarını belirterek müslümanlarla alışveriş yapmıyorlar. 2015'te myanmar merkezli kar gözetmeyen kuruluşun yaptığı araştırmaya göre internetteki nefret içerikli gönderilerin 90%'ı müslümanlarla alakalıymış.

    ashin wirathu'nun görüşleri hükümeti de oldukça etkiliyor gibi gözüküyor. mevcut sivil hükümetten önceki askeri yönetim ma ba tha'nın politikalarını destekleyen 4 yasa geçirmişti.
    **yerel yetkililere müslüman ailelerin yeni bir çocuk yapana kadar en az 3 yıl beklemesini zorlayacak yetkiler verildi. (müslümanların üremesini azaltmak için)
    **çok eşliliğin yasaklanması (müslümanların üremesini azaltmak için)
    **oldukça ender görülen bir durum olmasına rağmen, din değiştirmek isteyenlerin yerel yetkililere başvurması ve mülakata alınmaları
    **üçüncü partilere (yani herkese) budist kadınların başka dinlerden birileriyle evlenmesini engelleme yetkisi

    mevcut sivil yönetim ise çok farklı bir politika izlemiyor gibi gözüküyor. öfkeli toplulukların eylemlerine karşı koyamadılar ve yangon'da bürokratların camileri ve islami okulları kapatmasına izin verdiler. karşı eylem olarak sokakta islami ritüeller sergileyenler ise "toplum düzenini ve kanunları tehdit etmek" suçuyla içeri atıldılar.

    yetkililer geçen aylarda radikalleri engelleyecek girişimlerde bulundular. the state sangha ise "ma ba tha" kısaltmasının kullanılmasını yasakladı. neden olarak da grubun bazı gereklilikleri yerine getirmediğini belirttiler. wirathu ise "ma ba tha"nın değil hükümetin gitmesi gerektiğini söyledi, açıkça. ardından tabii ki yeni bir dernek ve farklı bir politik parti kuruldu.

    ülkenin lideri aang san suu kyi ise açıklama yapmaktan kaçınıyor. bazı rahipler ağustos başında myanmar'ın en ünlü tapınağının önünde hükümet karşıtı protesto yapmışlardı. nedenleri ise "hükümet budist haklarını korumuyor" idi. (halbuki hükümet 2015 seçimlerinde bir tane dahi müslümanı aday göstermemişti.)

    en son olarak da, 12 polisin rohingyalılar tarafından öldürülmesinin ardından, güvenlik güçleri 110 kişiyi öldürdü ve 18.000 müslüman bangladeş'e sığınmak durumunda kaldı.

    `:kaynak: the economist`
  • #70654387 'de myanmar (burma) nın müslüman-budist çatışmalarına, daha doğrusu netice olarak ordunun zulmüne, etnik kıyımına değinmiştim.

    bugün birleşmiş milletler dahi, "bu tipik bir etnik kıyımdır." diye açıklama yaptı. neden kimse sallamıyor bilmiyorum. myanmar afrika muamelesi görmeye başladı. fakirler, petrolleri falan yok diye kimse sallamıyor herhalde. bir de uzak abi, kim uğraşacak? iki "orada müslümanlar katlediliyor, lanetliyoruz!" de gitsin. hareket? yok. (din benim için önemsiz, afrika'da katliamlar olurken de müslümanlar o kabile insanlarını sallamıyordu, kendi kuyruklarına basılınca bağırıyorlar sadece, iki yüzlülüğe değinmiyorum ancak katliam olan bölge isterse sandalyeye tapsın, dikkat çekilmesi gerekir.)

    bu hafta güncellemelerine göre, bm'ye göre 25 ağustos'tan beri 150.000 insan bangladeş'e sığınmak durumunda kaldı. her hafta 35.000 kişi oluyor. uydu görüntülerinden ise yanmış köyler, nehir kıyısına vurmuş bedenler gözlemlenebiliyor. ilk gelen haberlerde ordu tarafından 110 sivil öldürülmüştü, şu an sayı kaç bilinmiyor ancak çok daha fazla olduğu görülüyor (uydudan). bariz bir soykırım var.

    acilen ekonomik olarak kalkışa geçmiş myanmar "yaptırımlar" ile tehdit edilmeli. zaten özel sektörlerinden dahi bir sürü komutan nemalanıyor. ekonomik yaptırım kuyruklarını kıstıracaktır.