şükela:  tümü | bugün
  • jim jarmush'un şahane filmi.
  • bir gece memphis te gecen 3 ayri hikaye anlatiliyor, hepsi ufak bir otel etrafinda donuyor. filmin dikkat ceken yonleri arasinda radyo programindaki dj in tom waits olmasi, ingiliz adamin clash gitaristi joe strummer olmasi, ozgun muziklerin john lurie tarafindan yazilmis olmasi gibi noktalar vardir.
  • filmin kanımca en başarılı episodu genç japon çiftin memphis'e gelmelerini anlatan kısımdır. japonlardan kız olan elvis hayranıdır, elvis heykeline bakarken iç geçirip "erivis... zı kin* deyişi unutulmazdır. erkek olan ise elvis'i o kadar sevmez. filmde japon erkeğin zippo çakmağıyla yaptığı bir numara vardır ki, ilk izlediğimde gülme krizine girmiştim.

    diğer episodlar da iyidir, ama japonların hikayesi jarmusch'un bugüne değin çektiği en komik bazı sahnelere sahiptir.
  • steve buscemi'nin berber tiplemesi agizlara layiktir. film, multi-kulturel nitelige sahip alelade bir amerika gununden enfes sekanslar vermektedir. iki capon, bir italyan, bir ingiliz, zenciler, beyazlar, melezler ve helvasi yenmis yildizlar bir blender vasitasiyla yogurulmus, bol sosla servis edilmistir.
  • aynı anların tekrar tekrar edildiği film...örneğin, blue moon, gece trenin geçişi (ki ilk ve ikinci bölümlerde de üçüncü bölümde buscemi ve arkadaşlarının kamyonetle geçişi köşeden gözlenir), tabanca sesi, resepsiyondaki zencinin siyah gözlük takışı ve resepsiyondakilerin üniforma hakkında konuşmaları...

    ayrıca, ilk bölümde elvis yoktur; ikincisinde ruh olarak ortaya çıkar; ve son bölümde de joe stummer aslında elvis'tir...

    yine ruhsuz, yine duygusuz, müthiş bir jarmush filmi...
  • ya bi de caponların kamerası var da otel odasının gereksiz yerlerini çekiyorlardı galiba... niyeymiş, tek oraları unutuyorlarmış...
  • mike portnoy'un en sevdigi filmlerden biri.

    ki zaten (bkz: transatlantic)

    on the road to anywhere, in a place that exists without time
    i met a girl who sang to me but her songs had no rhythm or rhyme
    i couldn't feel, i could not think but my my what a colorful blind
    as she sang in my mind

    let the deal go down - ride that mystery train
    break the whole thing down - start all over again
    let the deal go down - ride that mystery train

    welcome to the mystery - dreams float in a pool in my head
    there's your mother when she was young
    there's uncle dick looking sick and half dead
    the lights are on and she is home, stretched out on a chodachrome bed
    there's singing in my head

    let the deal go down, let the wild wind blow
    let the dreaming go, let the steel rain fall
    let the seed be sown, 'til everything is known
    let the deal go down, let the wild wind blow
    let the dreaming go
  • açılışında kocaman joe strummer yazdığı zaman aramaya inanıp strummer'ın ankara doğumlu olduğunu öğrenmeme vesile olan film.
  • (bkz: miss the rain)