şükela:  tümü | bugün
  • yazar. 1925 yılında giresun'un piraziz ilçesinde, piraziz beylerinden abdullah tirali'nin üç çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya geldi. 2. mahmud'un 2 ramazan 1250 tarihli bir belge ile giresun ve civarı için ayan reisi olarak tayin ettiği emin ağa'nın torunu olan naim tirali, orta ve lise öğrenimini galatasaray lisesi'nde bitirdi. istanbul üniversitesi hukuk fakültesini bitirdikten sonra sorbonne a gitti. babasının vefatı üzerine türkiye'ye dönüp, ahmet emin yalman'ın vatan gazetesinde, 1956 yılında önce ufak bir hisse sahibi olur. bundan 6 yıl sonra yalman'ın hisselerini satın alarak gazetenin sahibi olur. yenilik yayınevini kurar, giresun milletvekilliği yapar (1961-1965). başlıca eserleri; park , yirmibeş kuruşa amerika, piraziz nere berlin nere, aşka kitakse, aşk dediğin.
  • bugün yaşamını yitiren yazar.
  • hikmet çetinkaya'nın cumhuriyet'te yayımlanan bugünkü yazısı :

    çapkın bakışlı gemicileri, barları, meyhaneleri, gazinoları ondan öğrenmiştim. sait faik’le, orhan kemal’le, oktay akbal’la dostluklarını yine ondan dinlemiştim.

    ölüm haberini celal üster verdi gazetede...

    kitaplığa yöneldim, kitaplarını buldum. bulamadıklarımı abdullah demir’e söyledim, bir saat içinde bulup getirdi.

    naim tirali’yi yitirdik...

    sevdiğim, dostluk kurduğum, yaklaşık kırk yıldır tanıdığım ağabeyimdi...

    park ve 25 kuruşa amerika adlı iki öykü kitabını okuduğum yıllar lise öğrencisiydim.

    vatan gazatesini çıkardığı yıllar tanıdım naim ağabeyi...

    öykü kitapları masamın üzerinde duruyor...

    aşka kitakse, piraziz nere berlin nere, aşk dediğin, çılgınca şeyler, çeviri öyküleri, gazetelerde çıkan yazıları...

    sonsuz mavilikleri görmek için, iyot kokularını yüklenen meltemiyle küçük bir gemide sisli bir sabahı yaşamayı ben ondan öğrendim.

    denizaşırı seferler yapmaya onunla başladım, her limanda sevgilileri olan kaptanlarla tanıştırdı beni.

    yaşamın atlasında başıboş dolaşan kadınları.

    yağmurlu ikindi vakitlerini.

    iskeleleri... vapurları...

    caddeleri, sokakları...

    genelevleri....

    bir kentin güzel kızlarını....

    delikanlılığı, bıçkınlığı.

    giresun limanı’nda sırtlarındaki fındık çuvallarını takalara götüren hamalları...

    gökyüzündeki akşam yıldızının göz kırpmasını.

    naim tirali’den öğrendim!

    ***

    öykücülüğünden, chp’den 1961 seçimlerinde milletvekili seçilmesinden, 27 mayıs 1960 öncesi adnan menderes’i eleştiren bir yazıyı yayımladığı için hapis yatmasından söz etmeyeceğim...

    hukuk doktorası için gittiği paris günlerini, gazeteciliğe muhabirlikten başlayıp yazarlığa doğru nasıl yürüdüğünü anlatmayacağım.

    naim tirali bana öyküyü sevdiren bir yazardı...

    öyküleri benim yeni yazarlara ulaşmamı sağladı.

    yazı yazmayı, türkçeyi öğretti...

    yazılarımda kuşlar, çiçekler, balıkçılar, gemiciler, sırt hamalları, siyah gözlü kadınlar, sarı saçlı dilberler varsa hep naim tirali’den esinlenmişimdir.

    kentlerin orta sınıf insanları, yaşam, doğa, haylazlıklar...

    benim çocuksu düşlerimin delikanlılık yıllarımla buluştuğu taşra kentleri, kıyı kasabaları.

    ne zaman bir kıyı kasabasına gitsem, naim tirali’nin kahramanlarını tanırım.

    konuşurken birden dalar, gözlerimi gökyüzüne çevirir, konuşan bir yıldız ararım.

    naim tirali’nin “park”ı ve “25 kuruşa amerika” adlı öykü kitabı gelir aklıma.

    naim ağabey’in kahramanlarının öyle olağanüstü serüvenleri yoktur... onların yaşamı sıradandır... bu sıradanlığın derinliği vardır, insan olmanın da tüm özellikleri.

    aşktan, tutkudan, sevgiden, kıskançlıktan... yaşamın içinden, sıradan insanlar...

    onların öyküsü!..

    tıpkı m.ş. esendal, sait faik, orhan kemal, oktay akbal gibi...

    insan ilişkilerini yalın ve duru bir dille anlatır...

    lisa’yla sami’nin aşkı, bir gencin ilk genelev macerası...

    bir paris akşamında lisa’nın sami’ye öğrettiği o şarkı:

    “iki sevdalıyız biz yağmur altında,

    ve dünya müzikle dolu...

    her gün gel, her gece gel,

    sevdasız çekilmez hayat yolu...”

    ***

    1943 yılında yeşil giresun gazetesini çıkardığında 19 yaşındaydı naim tirali...

    sıradan yaşamların sevincini, aşklarını, hüzünlerini anlatan ünlü öykücü....

    gençler “naim tirali kimdir” diye sorsanız yanıt veremezler.

    kuzey kıbrıs’ta bir konferansta öğrencilere sormuştum:

    samim kocagöz’ü tanır mısınız?”

    kütüphanecilik haftası için düzenlenen bir törendi...

    salonda 500 öğrenci, 20 kadar öğretim üyesi vardı ve hiçbirisi yanıtını veremedi soruma.

    üzülmüştüm...

    sözlü kültürden yazılı kültüre geçemeyen bir toplum!

    öykü, şiir, roman okumayan bir toplum!

    popüler kültüre teslim olmuş gazete ekleri...

    yazarlar, çizerler...

    her neyse!

    güle güle karadeniz’in bıçkın delikanlısı...
  • 1959'da amerikalı bir gazetecinin adnan menderes'i eleştiren bir yazısını yayınladığı için 16 ay hapis cezası almış, 27 mayıs ihtilalinden sonra serbest bırakılmıştır.
  • genellikle kendi hayatından kesintileri aktardığı öykülerinde, günlük hayatın sıradan, basit olaylarını konu olarak seçiyor. tasvirleri bazen ağır ve sıkıcı olabiliyor, zira son derece detaylı ve bazen tasvirlerde gereksiz uzatmalara rastlayabiliyoruz.
  • adına öykü yarışması düzenlenen yazar. bu sene beşincisiymiş. yalnız bu yarışmanın olayı, tek bir öyküyle değil, öykü kitabıyla katılabiliyırsunuz. başvurular 31 aralık'a kadar.