şükela:  tümü | bugün
  • fazla güzel şarkı.

    fakat anlam olarak, klibiyle birlikte beni dellendirmiştir. çünkü burada şarkıyı söyleyen kişi bildiğin piç erkek. kadını üzmüş, yapmadığını bırakmamış, aşık edip gebertmiş; nalan denilen kadıncağız da uzunca müddet unutamamış belli ki, herifin de peşini bırakmamış, ağlamış zırlamış, falan filan... bu piç de nalan'ı yoklamış arada. klipte zaten sağa (nalan'a) bakıyor, göz kırpıyor, piç gülüşü yapıyor, içiyor, artist tavırlar falan... sonra soldan siktir olup gidiyor. dikkatinizi çekerim, adam şarkıyı söylemeyi bitirip görüntüden çıkmasına rağmen müzik devam ediyor. anladınız değil mi olayı?

    bizim türk kadınları da bu şarkıyı dinleyip malum şahıslara küfürler edeceklerine ve daha çok bileneceklerine ağlayıp zırlıyorlar.

    benim de hayatıma, eski sevgilisine "tapan" ve hala ağlayıp zırlayan, hala o piç uğruna resimler çizen, yazılar yazan ve maalesef kalbini servis dışı bırakmış bir kadın girdi. o kara leke yüzünden aşktan tiksindim. elbette beni pat diye unuttu ama o bilmem ne evladı için hala göz yaşı döküyor.

    emir can'ı tebrik ediyorum, muazzam bir bakış açısı ve lirekle bu iğrenç fenomeni resmetmiş. dinlerken sanki o herif konuşuyormuş gibi hissediyorum, kızın anlattıkları, ağlayışları aklıma gelip duruyor.
  • emir can iğrek'in yeni şarkısının ismidir. henüz müzik platformlarına düşmemiş olup, yalnızca youtube'da amatör tadında bir video kliple yayınlanmıştır.

    sözleri de şöyledir efendim:

    sana yanığım ama bu ateşi harlama, nalan.
    dizinin dibi çok güzel yer ama,
    yaşayamam ben orada.
    sen bahçesin ben kasırga,
    çiçeklerin kopar burada,
    yapma, nalan.
    ben karşının taksisiyim,
    ömrünün hay aksisiyim,
    olmaz, nalan.

    bak ben yara gibiyim,
    gönlünde bir yara gibiyim nalan,
    sal beni gideyim,
    ömründe bir kara meleğim nalan.

    ben yara gibiyim,
    gönlündeki yarayı kapat n'olur,
    sal beni gideyim,
    ömründe bir kara meleğim nalan.

    sen kıştasın, ben boş soba,
    ayakların üşür burada,
    yakma, nalan.
    sessiz konuş ne olursun,
    ayıp olur kahrolursun,
    olma, nalan.

    bak ben yara gibiyim,
    gönlünde bir yara gibiyim nalan,
    sal beni gideyim,
    ömründe bir kara meleğim nalan.

    ben yara gibiyim,
    gönlündeki yarayı kapat n'olur,
    sal beni gideyim,
    ömründe bir kara meleğim nalan.
  • nalan denen kadın kimse belli ki abimiz baya yormuş kendisini, süründürmüş ama gitmemiş de. ben ömründe bir kara lekeyim diyor ama gitmiyor bir türlü. hayret bir şey gerçekten, ben bile üzüldüm nalan'a.

    şarkının yorumlarında nalan gibi sevilmek istiyorum diyen mi dersin, nazım'ın pirayesi gibi ah ah diyen mi... (hoş, piraye'yi de süründürmüş nazım ama bu entrynin konusu o değil. oralara girersek sinirlenirim. insanlar çok seviliyorlar imreniyoruz vurgusu yapmış, ona kızdım. sürünmüş kadın sürünmüş!) neye yanayım şimdi bilemedim.

    çok sevmek, o kişinin bunu bilmesi, olmaz demesi ama bir türlü de gitmemesi beni dehşete düşüren bir fikir. bu da böyle bir itirafımdır.
  • "adına nalan şarkısı yazılan kız olmak istiyorum" tarzı bir tivitle haberdar olup dinlediğim, güzel şarkı.

    şarkı güzel, beste güzel fakaaat...

    bu şarkıda nalan'a hitap eden adam bildiğiniz "ben kötü biriyim sen çok iyisin, ben seni üzerim, seni seviyorum ama senle olamam, unut beni ben serseriyim." adamı. e bu bildiğiniz takılalım ama sevgili olmayalım erkeği sevgili kardeşlerim. kanmayınız, 16 yaşındaki ergeninden 45 yaşındaki adamına kadar ilişkiden korkan karşısındakine de ahım şahım hisler beslemeyen ve ilişkiyle uğraşmak istemeyen erkek davranışı bu. manyak mısınız bu sözlerin muhattabı olmak istiyorsunuz?
  • ilk dinlediğim anda istemsizce aklıma direkt attila ilhan'ın aysel git başımdan şiirini getiren şarkı.
    "aysel git başımdan ben sana göre değilim,
    ölümüm birden olacak seziyorum,
    hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim.
    aysel git başımdan seni seviyorum.."
    aysel git deyince gitmiş midir acaba attila ilhan'ın başından. hiç sanmıyorum. hem sen attila ilhan'sın yahu, ne kadar çirkin olabilirsinki? üçüncü şahsın şiirini yazan bir insan ne kadar çirkin olabilir?
    neyse konumuz bu değil. bir de bu şarkı, vladimir mayakovskinin şu şiirini getirdi aklıma:
    "hayatın en hüzünlü anı,
    mevsimine kapıldığın kişinin
    bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını
    anladığın andır..."
    bazen ne yaparsan yap, olmuyor işte. üzeceksin karşındaki insanı biliyorsun, bile bile de 'gel yan' diyemezsin ki.
    anca;
    "sana yanığım ama bu ateşi harlama,
    nalan
    dizinin dibi çok güzel yer ama yaşayamam ben orada." dersin.
    adam baştan uyarmış nalan, yine de sen bilirsin. sevdim ben bu şarkıyı, dinleyip duruyorum bakalım.
  • bi gün aracıyla giderken trafik polisi bunu çevirmiş. ehliyetini istemek için camını açtırıp tanıyınca şöyle demiş;

    - aa ben sizi tanıyorum. siz otoban nalansınız di mi?
  • nalan'a;
    "ben seni üzerim"
    " sen daha iyilerine layıksın" temennilerinde bulunulan şarkı. allah kimseyi nalan etmesin.
  • gerçekten süper bir sesi, yorumu ve iyi şarkı sözü yazarlığı-besteciliği olan, donanımlı bir müzik insanıydı, şarkılarının düzenlemeleri de iyiydi, başka bir çok güzellik gibi o da 90'larda kaldı.
    nalan'ın efsane albümü usul usul'un ilk şarkısı olan canımsın tarkan'ın yazıp bestelediği bir şarkıdır. çok da hoş bir parçadır. tarkan'ın da ne hale geldiği ortada. iki boyutlu bir imaja dönüştü.
    duygu dünyasından görüntü dünyasına düştüğümüz farkediliyor bu en basit örneklerde bile. içi boşalmış vizyonlar, hologram kültürü.
  • emir can iğrek beyefendinin olduğunu bugün öğrendiğim şarkıdır. geçenlerde bir arkadaşım gönderdi bu şarkıyı, dinlemedim. bugün uyandığımda kendi kendime "bak ben yara gibiyim" derken buldum kendimi. neydi bu şarkı diye hatırlamaya çalıştım, hatırlayamadım. buldum youtube'da videosunu. şaşırdım, kaldım.

    sade, abartısız, iddiasız bir klibi varmış. beğendim fakat gına geldi artık alt metninde "seni seviyorum ama seni kırmak istemiyorum" efendime söyleyeyim "dizinin dibi çok güzel ama yaşayamam ben orada"cılar, "sen bahçesin ben kasırga, çiçeklerin kopar burada"cılar. artık bıktım bu tip erkeklerden, karakter olamamış erkeklerden. he anam babam he bir sizi üzdüler bu hayatta. sen o insanın hayatına girdiğinde kesin mahvedeceksin onun hayatını, egoya bak be. insan gerçekten hayret ediyor (bkz: abdullah gül). "olmaz nalan"mış, kardeşim nalan'a sordunuz mu oluyor mu olmuyor mu?

    nalan seni ne salacak be, sen nalan'ı bir sal asıl, haspam.

    nalan: şairlerin sevdikleri kadının gerçek ismini anmak istemediğinde sıkça kullandıkları isimlerden biridir sezai karakoç'un mona roza'sı, attila ilhan'ın aysel'i gibi.

    edit: düzeltme.
  • ilginç bir şekilde çok akılda kalıcı bir armoni tutturmuş. altyapısı da basit sade ama acayip akılda kalıyor. gereksiz gürültü davul elektro vs yok. tekno bir altyapı üzerine çok sade enstrüman kullanımı var. elemanın sesi de aynı şekilde sadelik içeriyor. sanki konuşur gibi bir havada söylüyor şarkıyı.

    sanırım bu yüzden sevdik bu şarkıyı. özlemişiz, hasret kalmışız sadeliğe. belki de biraz da 90'ları hatırlattı. altyapı olarak değil belki ama, hem sadelik olarak hem de hikaye olarak. şarkının bir hikayesi var çünkü. sade ama net bir hikaye var ortada ve bu hikaye başarıyla bize geçiyor çünkü tanıdık bir hikaye. youtube'da bir yorumda dediği gibi; "herkesin bir nalan'ı ya da en az bir kez nalan olmuşluğu vardır."

    umarım tek şarkılık biri olmaz sevgili emir can iğrek ve nalan gibi yine sade, akılda kalıcı şarkıları ile yola devam eder.