şükela:  tümü | bugün
  • "bilgi güçtür" anlamına gelen latince cümle.
  • ilk defa francis bacon tarafindan kullanilmis cumle. ingilizce karsiligi "for knowledge itself is power" dir.
  • tam meali "zira bilginin kendisi kudrettir" olan francis bacon 'a ait olması şaşırtmayan bir ifade. meditationes sacrae adlı eserinde geçer. ( buradan teyit edebilirsiniz: http://books.google.com/…ntia potestas est&as_brr=1 )

    pos bıyıklı üstadımız bahsetmişti ya şu "muhtaçlık"tan ("geçmiş zaman olur ki; adamımız insanüstülüğü bir kenara koyarak, insanüstülüğü bir kenara koymuş başka bir adamın dünyaya değil, dünyanın adama ihtiyacı olduğunu söylüyordu, tıpkı tanrı gibi." (bkz: herakleitos'un tanrı olması/#10912278)), işte aynen o şekilde "aydınlanma" ve "insanın doğaya egemenliği" veyahut "ortaçağ karanlığından kurtuluş" zırhı içinde , kendinden evvelki çağlar içinde kendini her daim en entelektüel (homo intellegentissimus), en bilge (homo prudentissimus), en özgür (homo liberissimus), en "iyi" (homo optimus) olarak niteleyen modern insanın giderek daha sosyal ve daha ideolojik bir yapıya bürünerek, sorunların neredeyse tamamına rasyonel (teoman duralı hocamız "akılcı" tabirini de sevmiyor, "akli" olarak çevirebiliriz) çözümler üretmeye kalkışıp, üretemediğinde de ya da bu şartı önemsemeden daha fazla zenginlik için daha fazla sömürgeciliğe girişen bir kafa haline gelmesi işte bu ifadenin döllendiği çağda belirlenmişti. çünkü bacon'ın "bilgi anlayışı" aynı zamanda "egemenlik anlayışı" dır. o, insana bilgiye gitmesini önerir, zira bilgi (scientia) onca güçtür (potestas), ama "bu gücü doğaya egemen olabilmek için kullanmalısın" şartını koymaktadır. gerçi bacon'a gelinceye dek avrupa zaten, kilisenin egemenliğinde gücün, sömürüde kullanılışına şahit oluyordu, ancak bu sefer adına xvi. ve xvii. yy. aydınlanmaları, rönesans müjdecilerinin çağları denilen zamanlarda erk sahibinin değişmesi demek, yeryüzünde pagan dünyasının o heyecan verici "doğayla karşılıklı alışveriş"i işaret eden, bunu mecbur kılan roma'nın humanitas'ıyla bezeli numen kutsiliğinin geri dönmesi demek değildir, zaten böyle bir amaç da yoktur, adı üstünde bu çağ 'yeni çağ din dışı avrupa medeniyeti'ne zemin oluşturur.

    bu çağ çelişkiler çağıdır, aniden yükselişlerin, aniden batışların çağıdır. belki de böylesine inişli çıkışlı bir çağda yaşamış olmaktır, bacon'ı zaman zaman eserlerinde insanlığı kurnazlığa sevkeden uyarılarını yapmaya iten, ya da "devletin sınırlarını genişletme" (de proferendis finibus imperii) taktikleri verdirten. evet "güç" onca "bilgi sahibinin elindedir". peki devletler bu gücü nasıl kullanmalıydılar? bacon'a göre; devlet adamları ve çeşitli öğütçüler (qui consilium dant) kendi keselerini ahlaksız bir biçimde, devleti sömürerek doldururlarsa bu ayıptır: "gerçekten de kralların danışmanları, senatorleri, bir şekilde halka hizmet için atanmışları dikkatle incelersek, aralarında gerçekten de krallığı ya da devleti azdan çoka sevketmiş, aynı zamanda deneyimsiz müzisyenler de olsalar, ya da buna karşılık kithara ve lir sanatlarında (saraydaki şölenlerde) olağanüstü derecede başarılı da olsalar, devleti büyütemedikleri dahası devletin bekası ve esenliğini sarsan, onu tahrip eden yapıda oldukları da söylenebilir. aslına bakılırsa birçok danışmanın hatta gücü elinde bulunduranın efendilerine hoş görünmek ya da avamın da saygısını kazanmak için başvurdukları dalavereler, yanıltıcı hareketler çalgıcılık olarak adlandırılsa iyidir,zira bu oyunlar devletlerin esenliği ya da ilerlemesine değil de hizmetkarın malvarlığına ve büyüklüğüne uygun hareket etmek demektir." ( sermones fideles 29.1: "etenim si regum consiliarios, senatores, aliosque ad negotia publica admotos qui usquam fuerunt attente intueamur, reperientur profecto (licet rarissime) nonnulli qui regnum aut civitatem e parvis ampla efficere possint, fidicines tamen sint valde imperiti. e contra autem alii quamplurimi in cythara aut lyra (hoc est aulicis tricis) miri artifices qui tantum abest ut rempublicam amplificare possint ut potius a natura comparati videantur ad statum reipublicae beatum et florentem labefacandum et evertendum. sane artes illae degeneres et praestigiae quibus saepenumero consiliarii atque rerum potentes et gratiam apud pricipes suos et famam in vulgus reportant haud aliud nomen merentur quam peritiae quisdam fidiculariae, utpote cum sint res magis gratae in praesens et artificibus ipsius ornamento quam ad rerumpublicarum quarum sunt ministri opes et amplitudinem utiles aut accommodae. ") ancak bunun yanında bir devletin "daha büyümek" veyahut "barbarları eğitmek" gibi amaçlarla sömürge oluşturması doğrudur, hatta olması gerekendir, bacon'a göre "güç sahibi olan" ("bilgi sahibi olan" yani) aynı zamanda "savaşçı" olmalıdır: " bir krallığın ya da devletin büyüklüğünün temelinde, halkının kökenindeki ve içindeki savaşçı nitelik yatar." (s.fideles 29.4: "primo igitur pro re certissima et exploratissima decernatur et statuatur quod caput omnium quae ad magnitudinem regni aut status spectent sit ut populus ipse sit stirpe et ingenio bellicosus.") güç/bilgi sahibi olup aynı zamanda savaşçı bir ulusa sahip olarak topraklarınızı büyütebilmeniz mümkün değildir ona göre, yine topraklarınız verimli olmak zorundadır, ayrıca yukarıda belirttiğim gibi; sömürge yarışında da geri kalmamalısınız, zira bacon'a göre bu "eski ve kahramanlıkla alakalı işler arasındadır" (s. fideles 33.1: "coloniae eminent inter antiqua et heroica opera.") ancak yine de insaflı davranıyor bay bacon, diyor ki; "yeni sömürgeleri eski ulusların çocukları olarak değerlendirmede pek haksızlık yaptığımı söyleyemem. ben sömürgenin sahipsiz bir toprakta; yani asıl sahipleri, yeni gelenler uğruna, yerinden yurdundan edilmemiş bir yere kurulmasından yanayım; aksi taktirde bu sömürge kurmaktan ziyade, insanları kesin bir şekilde yurdundan etmek olur." (s.fideles 33.1: "etenim non immerito colonias novas tanquam liberos nationum antiquorum duxerim. plantationem populorum probo in solo puro, intelligo ubi populus non destruitur ut populus inferatur. hoc enim cum sit, extirpatio prorsus est, non plantatio.")

    bacon için "bilgi güç'tür, güç egemenliktir, egemenlik sömürgeciliği gerektirir" diye bir zincirden bahsedebiliyoruz, işte bu kafa yapısını yani, bugün ingiliz siyasetinin statik ilkelerinden "böl ve yönet" ilkesinin, yaklaşık iv-v yy. önce ilk sistemleyicisini dölleyicisini artık rahatlıkla görebiliyor gibi misiniz? ya şu ifadelere ne demeli? "bir yere sömürge kurmak, orman dikmekten farksız değildir; ikisinden de en az yirmi seneden önce bir şey beklenmemesi gerekir; belli bir süre sonunda bunlardan bol ve iyi ürün almak mümkündür. hiç kuşku yok ki; daha ilk yıllarında aç gözlü ve doymak bilmez olunması, bazı kolonilerden kazanç sağlanmasına engel olmuştur. " (s. fideles 33.1: "plantatio regionum non absimilis est plantationi sylvarum, in quibus de utilitate capienda nihil cogitandum ante annum vicesimum, verum fructus uber et locuples in fine operis expectandus. illud certe quod praecipue colonias, alias bene successuras, evertit, fuit sordida illa et avida lucri captatio sub initiis coloniarum.")

    egemenliğin kiliseden insana (haliyle devlete) geçmesi, bilginin kullanımının da kiliseden insana geçmesi demek oluyordu. bu bilgi sadece mekanik-bilim çerçevesinde, seri üretimin ve buna bağlı olarak teknolojik gelişimin, konforlu yaşamanın (müslümana okyanus ötesinden ramazan ayında orucunu açması için yollanmış olan coca cola konforumuzun garantisidir) dışında, elbette ki dünya egemenliği fikri de devletlerin aklını çelmiştir, bu akıl çelmesi aslında tanrının krallığı fikrinin de "tanrının oğlu isa" imgesi ile birlikte akıldan çıkarılması demek oluyordu, artık yeni din ekonomidir, bu dinin işleyen ibadethanelerinin arkasında ise zamanında "ne kadar çok sömürge kurduğunuz verisi" yatar, ya da "denizleri nasıl kullanabildiğiniz" ya da sömürgelerinizi hangi kurnaz hamlelerinizle yönetebildiğiniz:

    "gittiğiniz topraklarda barbarlar yaşıyorsa, asla onları işe yaramaz, boş şeylerle dost edinmeye çalışmayın, adalet ve hoşgörüyle onlara yaklaşın; ancak yine de güvenliğiniz için her an tetikte olmaktan da vazgeçmeyin, onların sevgisini düşmanlarına karşı onlara ayrdım ederek göstermeye çalışmayın, ancak yardıma ihtiyaçları olduğunda da bunu onlardan esirgemeyin. içlerinden bazılarını sömürgeyi kuran ülkeye yollamak da mühimdir, zira böylelikle orada insanların yaşama koşullarını görecek ve geri döndüklerinde vahşi insanlarına gördüklerini öveceklerdir. daha sonra sömürge gelişince erkeklerin yanında kadınları da getirmenin zamanı gelmiştir; böylelikle yeni kuşakların da gelmesiyle, sömürge, dışarıdan gelebilecek tehlikelere maruz kalmayacaktır. böylesine gelişmiş bir sömürgeyi bırakmak, ondan yüzünü çevirmek çok utanç verici bir şey olur, zira bu kadar çok zavallı insanın kanına girmekten ve onları korunmasız bir şekilde yapayalnız bırakmaktan başka bir şey değildir bu."

    (s. fideles 33.1: "si coloniam plantes ubi barbari sedes suas habeant, neutiquam eos nugis tantum et tricis concilies, sed iusticia et modis gratiosis demerere. nihil tamen de praesidiis minuendo quae ad securitatem pertinent. neque etiam benevolentiam eorum aucupare auxiliis contra hostes suos, sed auxiliis defensionis non incommodum erit subvenire. interest etiam aliquos ex indigenis saepe in regionem unde colonia migravit mittere ubi viderent conditiones hominum suis multo praestantiores, idque sub reditu inter suos divulgent. postquam colonia adoleverit et robur acceperit, tempestivum erit mulieres submittere ut colonia ex sese propagetur, nec semper ab externis pendeat. super omnia flagitiosissimum est coloniam semel deductam deserere et destituere. praeterquam enim quod dedecori est, nil aliud est quam proditio mera profusioque sanguinis complurium hominum miserorum.")

    işte bacon'ın "bilgi sahibi" olarak aynı zamanda "güç sahibi" olan, modern insanın ciğeri:
    " nam et ipsa scientia potestas est "
  • sessizliğe güdümlülüğü gösterir bu ifade.

    (bkz: #13257947)
  • (bkz: #12210330)
  • tasidigi anlam ve oneminden dolayi dovmesini yaptirdigim latince cumle