şükela:  tümü | bugün
73 entry daha
  • yunanca'daki "nomos" (kanun) kelimesinden arapça'ya geçmiştir. arapça'da, "gizlemek, saklamak" anlamındaki "namasa" ifadesiyle aynı kökten gelir. kelimenin kadınlar söz konusu olduğundaki kullanımının "kadınların gizlenmesi, saklanması" ekseninde imalar içermesi bu nedenle şaşırtıcı değildir.

    namus ve şeref üzerine yemin etmek de yine aynı ataerkil zihniyetin bir yansımasıdır. böyle bir yeminin dayandığı en temel varsayımlardan biri, kadınların ailelerindeki erkeklerin namusu ve şerefi olmalarıdır. bir başka deyişle, böyle bir yemin eden bir kişi, yabancı kimselerden saklamak ve korumakla yükümlü olduğu kadınların mahremiyeti gibi hassas bir konudan hareketle şerefini ortaya koymaktadır. burada sözü edilen şeref, elbette sadece ailedeki kadınların mahremiyetinden ibaret bir kavram değildir; ailedeki kadınların namusu, kişinin şerefini lekeleyebilecek çeşitli faktörlerden bir tanesi durumundadır.

    aynı ataerkil kullanım, farsça'da da mevcuttur: "be namusam ghasam" (namusum üzerine yemin ederim)

    namus ifadesine atıfta bulunarak yemin etmenin siyasi kültür içerisindeki yansımalarından biri için (bkz: milletvekili yemini/@derinsular)

    konu hakkında bir yazı için bkz.:
    cumhuriyet ve namus / serdar kaya / taraf / 6 mart 2011

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
105 entry daha