şükela:  tümü | bugün
  • sener senin oynadigi ve fena sayilmayacak filmler den biri,o donem turk sinemasinin konulari arasinda sikca islenen rusvet,durustluk,v.b erdem temali filmler arasinda iyiler arasinda sayilacaklardan ...
    ama filmin sonuda ayrica trajik...
  • sinemada izlediğim ilk film olarak hatırlıyorum..*
  • avantaci, rantci toplum yapisina mukemmel gondermelerle dolu,
    " arkadaslar beni de dolandirdi namussuz sandim megerse namusluymus " gibi cumlelerle cok guzel sosyo-taslamalar yapan bir sener sen filmi
  • adamın yaptığı sanılan şeyi onaylaması için bir bir üst kademelere gösterilmesi sahneleriyle hatırlanan anlamlı film.
  • adile naşit'in "gitti paracıklar" diyerek bir yandan torununa masaj yaptırdığı diğer yandan lüp lüp lokum yediği unutulmaz sahnenin yer aldığı filmdir. ayrıca erdal özyağcılar'ın oyunculuk yeteneğinin parmak ısırttığı filmlerden biridir. bir diğeri için (bkz: postacı)
  • 'namussuz namuslu' repliği akıllarda yer etmiştir..
  • sinemamız açısından oldukça önemli bir film olmakla beraber yapımın bir diğer ilginç yanı da hikayesindeki karakterlerden mutemed ali rıza haricindekilerinin özde$le$ilemeyecek derecede godo$ olmaları. yani izleyecinin tek ba$ına mutemed ali rıza'dan ba$ka güvenebileceği kimse yok. herkes onun gibi olmasa da toplumsal bilinç altında ali rıza gibi bir adam korunmalı, tutulmalı. en azından bir film izlerken izleyici bunu bilir. birinci voliyi film buradan vuruyor. filmde anlatılan dönem, çekildiği yılların on onbe$ yıl öncesini anlatmıyor. tam da çekildiği dönemi anlatıyor. ancak o dönem herkesin içini kaplayan para hırsından abartılı bir biçimde dem vururken, bir deliler diyarında tek ba$ına ali rıza'yı (bir bakıma izleyiciyi) yalnız bırakıyor ve seyircinin kendi kendisine nefret duymasını sağlıyor fark ettirmeden. bu bir..

    aynı meselenin bir ba$ka faidesi de $u: filmde ali rıza'nın patlama noktası ya$adığı sahneler ve daha sonradan etrafındakilere yaptığı $eyler izleyen tarafından hor görülmüyor. nedeni de etrafındaki herkes ama herkes tarafından istismar edilen bir adamın intikamıyla dolan izleyicilerin, ali rıza'nın yine etrafındakiler gibi davranarak herkesi dize getirmesi sonucu büyük bir rahatlama ya$amasıdır. üstelik intikam alınanın kendileri olduğunu bilmeden.. bu durumda filmde çok uçularak bir irreversible tadı da yakalamak mümkün..

    bunlarla birlikte film, yine $ener $en'in oynadığı benzer temalı filmlerden milyarder ile benzer özellikler ta$ısa da yan yana konduğunda orada yer alan kimi iyi insanların bu filmde yok olduğu umutsuzlukla gözlenir...
    bu arada filmde "ali rıza'nın denyo çocuğu" karakterinin de altınıı çizmeden edemeyeceğim. senaryoda bariz biçimde sırıtan ama bu bilerek mi yapılmı$ yoksa salla patilik sonucu mu bu meyve ortaya çıkmı$ bilemediğim bir karakter olarak yer alan bu denyo çocuk, filmin benim için en komik repliklerini sarfeder: "bu kaç yüz milyon baba!", "kaç yüz miyonumuz var baba?"...
  • başrollerinde şener şen adile naşit ve ayşen gruda vardır, sümsük mutemed ali rıza beyin soyulduktan sonra aniden değişen yaşamını konu alır
  • en dramatik sahnelerinden biri mutemed ali rıza'nın çıldırıp "bende beş para yok. inanmıyorsanız bakın" diye ceplerini boşaltırken tomar tomar paranın çıkmasıdır. esnaf aşağıdan "çal abim çal, helal olsun" diye bağırmaktadır gülerek. (bkz: namuslu filmindeki mahalle esnafı)