şükela:  tümü | bugün
  • bilgin adaler' in belgesel sinema adlı kitabinda 1920 yapimi olarak anlattigi dunya belgesel tarihinin ilk kurgulanmis, oncesinde arastirma yapılmış, belgesel gibi belgeseli.
  • revillon freres isimli fransiz bir kürk sirketinin sponsor oldugu film. kürk reklami icin yapildigi söylenir; hatta bu yüzden eskimolar sevimli, kutup ayilariysa kimi zaman vahsi yansitilmistir.
  • keyif sigarası dediğimiz şeyin ne denli tehlikeli bir şey olduğunu insanlığa öğretmiş bir filmdir nanook of the north. şöyle ki filmin yönetmeni robert j. flaherty, filmin çekimleri tamamlamış, yaklaşık 912 km. uzunluğundaki çekilmiş film negatifi gemiye yüklemiş ülkesine doğru yol alırkene, "du bi cuvara yakayım" der, sigaranın külünü negatiflerin üzerine düşürür ve çekilmiş onca eşsiz sahne kısa sürede yanıp kül olur... azimli adammış ki, işe sıfırdan başlamış, filmi en baştan kotarmayı becermiş bir şekilde. tabi asıl filmle önümüzdeki film arasında dağlar kadar fark olduğunu söylememe lüzum yok. flaherty, 3 yıllık bir muhteşem bir çalışmayı yakmış olmanın acısı ile hayatının geri kalanında sigara içmemiştir diye tahmin ediyorum...
  • farklı bir özelliğe sahip olan belgeseldir ayrıca kuzeyli nanuk. günümüz belgesellerinden farklı olarak çekimleri sırasında kesme hareketi yapılmamıştır.nasıl yani diyenler için açıklayayım.

    örneğin bir eskimo buzullarda bir delik açarak balık tutacaktır. robert flaherty , eskimo deliği açarken kamerasını çalıştırır. diyelim ki eskimo 4 saat balık tuttu , yani orada bekledi. 4 saat boyunca (ve de filmler yettiğince) bu olayı çeker kamerasına.yani balık tutma olayından kısa kısa parçalar çekip bunları kurguyla birleştirmez. tıpkı andy warhol 'un 1964 yılında empire state binasını yaklaşık 8 saat çekmesi gibi..

    son olarak bu belgeselin çekimleri süresince eskimolarla yaşamıştır yönetmen..hemde oldukça uzun bir süre

    (bkz: nerde o eski belgeseller)
  • eskimo tanimini reddeden kuzey insanlarinin hayatindan batililara gormek istedikleri resimleri yansitan belgesel. flaherty nanook ve ailesinin hayatindan yola cikarak dupeduz kurgusal bir film cekmistir. nanook un safligi, cok zorlu doga sartlari icersinde ailesiyle beraber hayatta kalabilmek icin savasmasi batililarin her daim romantizmle yaklastigi noble savage konseptini percinler. bir sahnesinde gramofon ve yaninda bir plakla karsilasan nanook u goruruz, plagin ne ise yaradigini anlamadigi iddia edilen nanook onu agzina goturur ve evet ısırır. nanook un saatlerce buzu delip mızrakla fok avlamaya calistigini gordugumuz bu film cekildigi zaman bolgede barut ve tufek teknolojisinin mevcut olmasi ayri bir konudur. flaherty ise filminin gercekleri birebir yansitmamasini fazla umursamaz gorunmus amacinin zaten icinde bulunulan zamana sadik bir belgesel cekmek olmadigini, eskimolarin geleneksel yasayis tarzlarini -artik o gunler geride kalmis dahi olsa- yansitmak icin bu filmi yaptigini iddia etmistir.
  • robert flaherty nin 1922 yilinda kutuplarda cektigi bazi kaynaklarca ilk olarak kabul goren belgesel. zengin bir isadaminin sponsorlugunda cekilen film bir eskimo ailesinin yasantisini anlatir. yonetmen nanook ve aileso ile birlikte iki yil yasamis ve onlarin yasantisini kaydetmistir. gozlemci bir belgeseldir. yonetmen filmin cekimlerinin tamamlayip evine dogru yol aldigi sirada filmler yanar ve yonetmenin 3 yillik cabasi heba olur. bunun uzerine yonetmen tekrardan bir senelik bir calisma yapar ve filmi yeniden tamamlar. netekim filmin ikinci kez cekilisinden kisa bir sure sonra filmin bas kahramani nanook hastalanarak olur. filmin en mide kaldiran sahnesi nanook un bicagi olmadigi icin baliklari isirarak oldurmesi idi. ayni zamanda nanook ve ailesinin yarim metrelik bir kanoya 4 kisi sigdiklari sahne akillara zarardir.
  • ilk antropolojik belgesel olarak kabul edilir. bugünün gözüyle izlendiğinde chaplin filmleri havası vermektedir ancak kendi dönemi için çok önemli bir örneği temsil etmektedir.
  • bir inuit'in bir yılını anlatır. başroldeki inuit, filmin tamamlanmasından 2 yıl sonra açlıktan ölmüştür.
  • elindeki isviçre ordu çakısına taş çıkaran fildişi bıçağıyla, nanook'un envai çeşit atraksiyon yaptığına şahit olduğumuz filmdir.

    adam iglo bile inşa etti bir adet bıçakla...

    ayrıca hastasıyım kendisinin yemek yerkenki aşırı mutlu gülümsemesine, iglo içinde tüm aile çırılçıplak yatmaya hazırlanırken pişkin pişkin sırıtmasına.
  • aslında belgesel film türü'nün, toplumsal bilinci nasıl inşa ettiğinin göstergesi sayılabilecek belgesel. 20 yy başında, amerika'nın en kuzeyine doğru bir demiryolu yapılacaktır ve flaherty bu demiryolunun nerelerden geçeceğini belirleyen mühendistir. önceleri fotoğraf çeker ama daha sonra 16 mmlik kamerayla çekimler yapmaya başlar.

    belgeselin arka planında, yani görünmeyen kısmında, beyaz adam'ın inuitlerin dünyasına girişi vardır. buralar gerçekten de bakir topraklardır; ayı postları, madenler merkeze taşınmak için beklemektedir. belgeselde beyaz adam'ı hiç görmeyiz ama belki flaherty kamerayı biraz çevrise onları da çok rahat görebilecektik. nanook ise en zor koşullarda bile ayakata kaldığı çevresinde, o çevrenin yok oluşunu da izlemektedir.

    bunun yanında belgesel bu olanları göstermez, onun yerine yaşamın ne kadar güç olduğu fikrini verir. beyaz adamın oraya gelişi ise nanook için sanki hoş bir karşılaşma gibidir. halbuki beyaz adam oranın anasını ağlatmıştır. izleyici ise nanok için gerçek tehdiin fütursuzca oraya gelen beyaz adam yerine, aç kurtlar sürü olduğu fikrine kapılır. izlerken bunları da akılda tutmak gerekebilir.

    anlatılan ne kadar gerçektir? ne kadar tarafsızdır?