şükela:  tümü | bugün
  • napoleon'la ilgili bir diger anekdot da soyledir:
    bir tur cuce* olan napoleon'la askeri okulda zipcikti arkadaslari dalga gecerler: "ehihehei bonaparte, sen ata binene kadar savas biter"
    gururlu ve magrur napoleon uzaklara bakar ve onlara der ki "ben savas ciktiginda ata binmeyecegim, ben ata bindigimde savas cikacak"
  • fransız devlet adamı.

    napoleon bonapart, ispanya'yı savaşta yendiğinde, ispanya kralı napoleon'a:

    "siz sadece para, ganimet, altın, ve toprak elde etmek için savaşırsınız. oysa biz şerefimiz ve namusumuz için savaşırız" demiş.

    napoleon yanıtlamış:

    "doğru, herkes neye ihtiyacı varsa onun için savaşır"
  • 'dünyanın en kötü askerleri italyanlardır. tanrı onlar da zaferi tadabilsinler diye avusturyalıları yaratmış' sözünü söylemiş adam. haklı ama
  • kendisini cengiz han ve timur ile kiyaslayanlari gorunce bu konudaki antitezimi yazmak istedim. celal sengor'un tarihi komutanlar hakkinda konustugu programlarda yaptigi askeri deha siralamasindan esinlenenler, tarihin en buyuk askerlerini cengiz, timur, iskender, ataturk olarak benimsiyorlar.

    bu bakis acisi hatali olmakla beraber, 'askeri deha'dan kasitin ne oldugunu tanimlamak lazim. bu tanimi direkt yapmak yerine isbu kiyaslamalar uzerinden gitmeyi terchi ediyorum.

    cengiz han ile baslayalim. dogumu ile erken donem gencligi arasi macerali gecmis olsa da cengiz han'in ailesi kendi bolgesinde adi olan bir klandir ve babasi (oldugu sanilan kisi) hali hazirda o toplumun soylusu sayilabilecek bir kisidir.

    napoleon ise korsikali olup, gittikce onemsizlesen orta sinif bir ailenin cocugu olarak baslamistir hayata. babasi o donemin 'anarsik' bir figurunu destekleyen politik bir sempatizan olup anne tarafi nispeten biraz daha hatiri sayilir bir sulaledir. yine de dogum yonunden bariz avantajli bir adam degil.

    bu baslangiclari. iki adamin savastiklari ordulara, donemlere, sartlara bakalim.

    cengiz han'in esas basarisi bence orta asya'daki rakip klanlari kendi bayragi altinda toplayabilmek. bundan sonrasinda yaptigi fetihler ve kazandigi zaferler, tamamen kendisinin sahsi stratejik basarilari olmayip, saha komutanlarinin ve donemin mogol savas makinesinin avantajlaridir. bir defa mogollardaki posta sistemi sayesinde, donemin diger devletlerine karsi net bir iletisim, istihbarat ustunlukleri var. konar-gocer halk olmalari itibari ile savasacaklari cografi sartlari cok iyi ogrenmek gibi bir gelenekleri de mevcut. isgal edecekleri bolgeleri belki 5-10 yil onceden calismaya basliyorlar. nerede ne nehri var, hangi dagin etekleri hangi ormanla birlesiyor, hangi toprak sonbaharda bataklik oluyor, filanca bolgeye gidersek atlari nerede nasil besleriz gibi turlu durumlari cok onceden planlamis oluyorlar (hos bunu yapan mogollar japonya isgali icin yuzbinden fazla askerlerini denizde firtinaya kaptirip koca bir orduyu yok ederek dunya tarihinin yasanan en buyuk deniz faciasina sebep olmuslardir).

    bunun disinda mogollarin isgal edecekleri bolgelerdeki mevcut siyasi tabloyu ogrenip avantaja cevirmek gibi bir olaylari da var ve bunda da iyiler. genelde isgal bolgesindeki tum gucleri ezip gecmek yerine, gorece ufak ve azinlik olanlari vassallari haline getirip, esas bolge gucune karsi giristikleri savasta supply ve reinforcement olarak kullaniyorlar. ornegin selcuklu'ya karsi giristikleri savasta ermenileri ve gurculeri kendi taraflarinda kullanip turkleri yenilgiye ugratiyorlar gibi.

    savas oncesi durum bu. mogollarin savas sirasindaki avantajlarina gelirsek: at kosarken uzengi uzerinde dikilip elindeki ufak okla noktasal atislar yapabilen tipte suvarilerin ve kisa mizrakli (lance) atlilarin temel oldugu cok buyuk ordulari var. bir defa bu sekilde cok sayida atli, isgal ettikleri hemen her bolge icin oldukca yabanci bir ordu sekli. dogu avrupa'nin agir zirhli sovalyeleri olsun, islam ordularinin cesitli birimlerden askerleri olsun, bu tip buyuk bir atli okcu yigini ile daha once hic karsilasmamis ordular bunlar. atli okcu kavramini ilk bulan mogollar degil elbet fakat bunu kullanan diger ordularda atli okcu, ordunun onlarca biriminden belki bir ikisiyken, ve mogollardaki kadar profesyonel ve fonksiyonel degilken, mogollarda bu tam tersi.

    cengiz han'in en buyuk avantaji kim ne derse desin insan kaynaklaridir. orta asya'dir. daha once buyuk savaslara girismemis, ic savaslari genelde oba savaslari halinde vuku bulan, en buyuk yabanci rakibi stabil, sabit, isgalden cok savunmaci olan cin oldugundan, cengiz han dunya fethi icin bu bolgeden bitmek tukenmek bilmeyen bir insan kaynagi saglamistir. yenilen ya da sayica basarili olacagindan supheli mogol ordulari cok kez yeni birimler ile desteklenip buyutulebilmistir. bunun yaninda tatarlar, turkiler basta olmak uzere isgal bolgelerinden kendilerine bagimli hale getirdikleri her turlu askeri birimi savasa surmuslerdir.

    kale gibi isgali icin teknik bilgi gerektiren noktalarda ise cin basta olmak uzere bu konuda bilgisi olan vassallarindan topladiklari birimleri kullanmislardir. ve incelediginizde goreceksiniz, mogol savaslarinda ordularin sayilari genelde net bilinmemekle beraber cogu savasta ya dusmanla kafa kafaya bir sayidadirlar ya da sayica ustundurler.

    fakat butun bunlar cengiz han'in tek basina kendi basarisi ve askeri dehasi midir ? hayir, cunku bu avantajlarin buyuk cogunlugu orta asya askeri sisteminin gelismis bir halinin sonucudur. zira cengiz han'in yaninda cogu komutani ve ardillari (orn hulagu ya da timur) ayni sistemlerle savastilar ve hepsi de basarili oldular. bu da demektir ki ortada sahsi bir dehadan cok sistemsel bir ustunluk var.

    gelelim napoleon'a.

    bir defa napoleon'un elinde tek bir ordu var o da grande armee. buyuk fransiz ordusu. bu da fransizlardan olusmakla beraber sayisi kesinlike belli bir rakamdadir. fakat napoleon, cengiz han'in aksine, kendisine cok yabanci savas yontemleri ile savasan dusmanlarla degil, bilakis ayni tip ordu, muhimmat ve silah kullanan ordularla savasmistir. bu detayi bosuna vermiyorum, bunun manasi, silah ve askeri yontem olarak kafa kafaya oldugu ordulari tepelemistir demek istiyorum. napoleon gencliginde topcu olmasindan mutevellit belki topa diger komutanlardan biraz daha fazla ehemmiyet veriyordu ama ayni top teknolojisi dusmanlarinda da mevcuttu. cengiz'de surpriz faktoru vardi cunku karsisina cikan cogu ordu, ingiliz-ispanyol isgalcilerle karsilasan amerikan yerlileri gibi bicare oldu. bunun en bariz orneklerinden biri mohi muharrebesi'dir. burada avrupa tipi ordular, mogollarin hizi ve savasma sekline tamamen alien kalarak afallarlar. normalde suvari + piyade savasmaya alismis olup suvarilerinin cogunu da agir zirhli sovalyenin olusturdugu avrupa ordulari, mogollarin hizli atlarinin olusturdugu ok cemberi icinde kalarak zayiflar. mogollarin cok sik kullandiklari sahte ricat yontemi ile bir kanala cekilirler, ve akabinde bu kanaldan kacmaya baslarken, kanalin iki yanina gecen oklularca oklanir, akabinde kanalin bitiminde ok yagmurundan kacan son kuvvetler de mizrakli suvari mogollar tarafindan bicilirler. agir zirhli piyade ok yagmurunda once atini kaybeder, agir zirhi ile yere duserek hizin diger adresi olan mogol askerlerine karsi tamamen savunmasiz kalarak can verir.

    napoleon'da ise bu tip bir yontemsel ustunluk yoktur. fransizlar da, prusyalilar da, avusturyalilar da, ingilizler de, ruslar da tufek, top gibi unsurlari kullanan birbirine cok benzer ordularla savasmaktadirlar. yani burada, bir kulturel ustunluk yoktur. varsa bile, bu cengiz'in doneminde sahip olduguyla kiyaslanamaz bile, o da napoleon'un savas konseyinde rakiplerinin aksine soylular, krallar olmadigi icin onun isine karisip sunu soyle yap bunu boyle yap diyen adamlarla muhattap olmamasidir. bunun aksine rakiplerinden rus kutuzov, austerlitz savasi'nda bir yandan taktik kasarken bir yandan da 24 yasindaki gerizekali ergen rus cari'nin triplerine maruz kalarak onu tatmin edecek adimlar atmaya calisiyordu.

    netice olarak yontem, kultur yonlerinden rakiplerinden hic farkli olmayan ordusuyla napoleon, ustunlugu tamamen taktikte, stratejide, manevrada yakalamak zorundaydi ve oyle de yapti. kazandigi savaslar, cengiz'in basarilarinin aksine yabanci ordu tiplerine teknolojik, lojistik, kulturel olarak ustun gelerek degil, tamamen taktiksel, stratejik yontemlerle kazanildi (ve tabiiki biraz talih).

    yani napoleon'un, cengiz'in subutay'a yaptigi gibi, git surayi fethet de ben de isime bakayim diyebilecegi bir yapi, bir ordu, bir sistem yok. bine bin kisilik ufak catismalar disinda her buyuk zaferi kendisi kazanmistir. ve savastigi bolge rakibin esit bilgi sahibi oldugu avrupa bolgesi olmakla beraber, piramit muharrebesi'nde (arap colu) ya da borodino'da (rus sogugu) oldugu gibi, kendine cok yabanci cografyalarda da zafer kazanmistir.

    napoleon her savasinda yeniden bir taktik uretmek durumundaydi. oyle net bir savas dizilimi yoktu. karsisinda agir zirhli avrupa askeri olan, kendinde donemin en mobil ordusu olan cengiz han gibi degil, karsisinda tipatip ayni tip ordular olan bir komutan olarak napoleon, yalnizca hucumla alamayacagi bircok savas kazanmistir. yani defans halinde olan dusmani kiskirtip kendine saldirtarak. bunu da bircok farkli taktikle saglamistir. cunku emri altinda dusmana saldigi anda %80 savasi dondurebilecek denli kuvvetli bir ordu yoktu. kendisinde 80 bin asker varsa karsisinda da yine bunun muadili sayida adam gordu genelde.

    mesela ulm'da, rus muttefiklerini bekleyen avusturya ordusu'nu sahte bir cikisla kandirir, ormandan geliyormus gibi yapip dusmanin dikkatini kuzey bati ormanlarina ceker. muthis bir manevra ile dusmanin kuzeyinden dolanarak ordunun etrafini sarar ve neredeyse tek mermi atmadan rakip orduyu teslim alir. bu savasta sayi ustunlugu olmasina ragmen direkt dusman uzerine gidip ezmek yerine bu tip manevralar kullanir. austerlitz'de kafa kafaya oldugu avusturya & rus ordularina karsi kazandigi zafer yine kendi stratejik dehasinin eseridir. fransa, dort bir yandan isgal tehlikesi altindadir. ingilizler iskandinavya altindan ve italya'dan ruslarla beraber, avusturyalilar da yine ruslar ile beraber almanya ve orta avrupa uzerinden farkli buyukluklerde ordulari ile napoleon fransasi ve muttefikleri uzerine yurumektedirler. napoleon, bugunun cek cumhuriyeti sinirlari icerisinde olan bolgede avusturya & rusya kuvvetlerini ezmezse butun diger koalisyon ordulari ile ayni anda savasamayacaginin farkindadir. hemen harekete gecer ve ulkesinden cok cok uzak bir noktada, lojistik avantaji riske atarak ataga gecer.

    avusturya & rusya ordularina yakin bir mevzide, kesin olarak yukseklik avantajinin oldugun bir noktaya yerlesir ve beklemeye baslar. herkesin bildigi bir sey vardir: napoleon ulkesinden bu kadar uzakta bekledikce, fransa'nin dususu her gecen gunle beraber daha da kesinlesecektir. cunku burada oyalanan napoleon'un ulkesine cok uc noktalardan farkli buyukluklerde ordular saldirmaktadir.

    napoleon da bu durumun farkindadir. bekleme luksu olmadigini bilir, fakat karsi tarafin da hemen saldirmaya niyeti yoktur. bunun icin kandirmaca yontemine basvurmasi gerektiginin farkindadir. bu sebeple, daha hizli hareket edebilmesini saglamak icin 7 parcaya ayirdigi ordusunun bir parcasini savas alanini terk ediyormus gibi gosterir. ordusunun farkli noktalarinda cesitli hareketlenmeler yaptirarak dusmanin gozunde duzensiz, sistemsiz bir ordu imaji yaratir. butun bunlarin yaninda dusmani bilir ve iyi gozler. bildigi sey: kutuzov her ne kadar tecrubeli bir komutan olup bekleme geregini bilse de, genc rus cari napoleon'u yenen muzaffer komutan olmayi herseyden cok istemektedir. napoleon kurdugu tuzagin meyvelerini toplar. rus & avusturya kuvvetleri uzerine gelmeye baslar. iste bu noktada napoleon, bu ordulari net konum ustunlugu olan pratzen tepelerde karsilamak yerine tepeleri dusmanlarina birakir ve geri cekilir. bu hamlesi ile iyiden iyiye zayif oldugu inancini yayar.

    firsat bu firsat fikri rakip orduda git gide daha yaygin hale gelir. kamp ateslerini gozleyerek vardigi kaniya gore, dusman sol kanattan (yani fransiz ordusunun sag kanadi) bindirme yapacaktir. merkez ordusunun tepeyi almasina guvenen koalisyon (napoleon'un tepeyi birakmasi ile) sol kanattan yuklenmenin bu sekilde mumkun oldugunu dusunur, cunku normalde flank yapmak, yani kanattan bindirmek her turlu ordunun merkezini zayiflatan bir harekettir cunku rezerv kuvvetleri harcarsiniz fakar bu noktada avusturya & rus ordusu, merkezlerinin tepede zaten guvende oldugunu dusunerek boyle bir bindirmenin savasi kazanacak hamle olduguna inanir.

    tezgahi sezen napoleon, kendi sag kanadina, cografi sartlari da iyi kullanarak defans yapabilecekleri en iyi konumu ve durumu secer. legrand ve davout sol kanadi karsilayip oyalar, bu sirada tepede guvende oldugunu dusunen rus merkezi savasi izleyip duruma gore mudahale etmek icin beklemeye, top atislarina baslar. murat ve diger komutanlar ise kendi sol kanatlarinda rakiple basa bas bir mucadele vermektedirler. nitekim rus sol kanadi, taktigin tamamen uzerine kuruldugu soldan bindirmeyi yapamazlar, koalisyon bu kez sola destek vermek icin merkezden asker indirmeye karar verir. napoleon ise gidisati onceden soylemistir: "eger ruslar saga destek vermek icin pratzen'den asagi inerlerse kesinlikle yenilecekler."

    tam olarak soyledigi sey gerceklesir. rus merkezi asagi inince napoleon, merkezini yoneten komutan davout'u rus merkezini vurup pratzen'i ruslardan almasi icin gorevlendirir. ve soyle der "sert bir vurus yapacagiz ve bu is bitecek."

    kendi sol kanatlarinda murat ve diger komutanlar, avusturyalilar ve ruslara karsi cok cetin bir kavga verirken, napoleon'un sag kanadinda koalisyon yenilmeye baslamistir, merkezden gelen destek davout tarafindan kesilmistir ve rus solu tamamen ablukadadir. ruslar son bir umut imperial guard'i da savasa surerler, imperial guard en iyi silahlarla donatilmis birimdir ama o da kar etmez, fransizlara biraz zarar vermislerse de savasi dondurmeye yetmemistir. cunku istedikleri ilerlemeyi yapana kadar, pratzen tepesi'ni almis ve konum ustunlugune artik sahip olan fransizlarin toplari kendilerini fena halde dovup savusturmustur.

    rus sol kanadi, guneye kacismaya baslar. fakat kacabilmek icin donmus vaziyetteki satschan golunu gecmeleri gerekmektedir. napoleon ise acimaz, toplari oraya dondurur ve buzun ustune kacisan askerlerin oldugu mevkiyi top atislariyla parcalar, buz kirilir, bu askerlerin cogu olumcul sogukluktaki sulara duserek can verirler.

    kisa sure sonra koalisyon'un savasan tek kanadi, kendi sag kanatlari da duser ve savas net napoleon zaferi ile biter. napoleon savaslari icerisinde talihin belirlendigi savaslardan biri olan austerlitz boylece sonuclanir.

    napoleon savaslari, tum modern savas okullarinda ders olarak okutulan konular olmus, modern savas taktiklerinin temelinin oturdugu olaylardir. cengiz han'in verdigi savaslarda da taktik beceri var illaki fakat, bu denli ince islenmis, esit sartlarda ve tarzlarda alinmis zaferler degillerdir, bu sebeple de gelecekteki ordulara yol gostericilikleri taktiksel anlamda yoktur. ordu disiplini, bolgeyi ogrenmek, posta iletisim gibi konularda emsal olmuslardir denilebilir.

    bunlar yaninda napoleon, devrim sonrasi kaos icerisinde bir fransa'nin lideridir. donemin avrupasi icerisinde sanayi, donanma ve politik nufuz olarak dunya'nin en guclu devleti olan ingiltere basta olmak uzere ekonomik olarak kendisinden cok da zayif olmayan ulkelerle savasmistir. devraldigi fransa, cumhuriyet'in avrupa kralliklarina karsi verdigi bircok savas, reign of terror gibi politik kargasa ve katliamlarin yasandigi, devrimin taze oldugu, hicbir institunun tam olarak oturmadigi bir devlettir. yani napoleon bu baglamda da cok avantajli baslamamistir maca.

    askeri dehasinin yani sira, fransiz devrimi'nin sosyal, hukuki ve siyasi etkilerini fethettigi her yere napoleon tasimistir, kuzey italya, almanya'nin onemli bolgeleri gibi bircok bolgede feodalizmi bitirmis, topragin toprak sahiplerine ve kiraci koylulere dagitilmasini saglamis, serflik sistemini bitirerek koyluyu aydatli calisan eleman haline getirerek bir yerde ozgurlestirmistir. zira fransiz devrimi'den sonra, avrupa'nin hicbir yeri 'hee o zaman bizde hemen reformlar yapalim bari' demedi. napoleon'un bu etkileri yaymak gibi de bir odevi, ulkusu vardi.

    bunlardan baska, napoleon avrupa tarihi vasitasi ile dunya tarihini olumlu yonde degistiren, ilerlemeyi hizlandiran pek cok adim atmistir. napoleonic code denilen, avrupa'nin belki de ilk ve en temek sosyal yasalarini olusturup, feodalizmden tamamen bagimsiz yeni bir sosyal orgutlenmenin onunu acmistir. almanya'nin birlesmesi, polonya'nin milli bilinc kazanmasi, rasyonel, modern ceza hukukunun olusmasi, iskence metodunun sorgulanmasi, ordu ve savas sisteminde getirdigi yenilikler (mobil top kullanimi, mobil ordular, savas taktikleri, orduyu kucuk orducuk birimlerine ayirmasi gibi), metrik sisteme gecilerek olcu birimlerinde muallakta kalinmasinin ortadan kaldirilmasi, lise egitimi ve genel egitimin aydinlanma ilkelerine bagli, bilimci ve kultur yonunden zenginlesip dinin egitimdeki etkisinin cok azaltimasi napoleon'un savas ve savas disi etkilerinden bazilaridir.

    askeri yonden cok calakalem gecmek durumundayim cunku ben de o kadar derinlemesine, bir askeri gozle yazacak donanimda degilim fakat napoleon savaslari, dunya'da modern savasin yontemini belirlemistir diyebilirim.

    yani kisacasi, napoleon, gerek askeri gerek de tarihi bir figur olarak yarattigi etki, getirdigi yenilikler, ilkeleri, yola cikisi, yukselisi ile kulture her turlu katkisi olan bir adamdir. bir defa orta sinif onemsiz bir ailenin cocugu olarak avrupa'nin efendisi olmasi ile 'the career open to talent'in kanli canli ornegidir.

    burada 'etkili olmak' 33 milyon km2 topraga sahip olup, donemin en kadim, kulturel olarak dunya'ya, bilime, felsefeye katkisi olan abbasi devleti'ni, bagdat'i kulturunu kutuphanelerini yikan yok eden, fethettigi bircok kentte hic gerekmedigi halde cok buyuk katilamlar yapan, anadolu, arap yarimadasi, iran, dogu avrupa gibi bolgelerdeki kulturel, bilimsel gelismeyi sikip atarak bu bolgeleri cehalete bogan, kendi olumunden sonra -hicbir sekilde guclu bir kulturel birikim ve siyasi yontem, ekol olusturmadigi icin- imparatorlugu paramparca olan cengiz han'in ya da benzer yikicilikta olan timur'un yaptigi degildir.

    celal sengor guc hayranligi yuzunden timur bilime onem verdi vs. diyor da bakmayin siz, mogol isgalleri sonrasi bir zamanlar ibni sina'yi, ibni rust'u, farabi'yi, omer hayyam'i, el kindi'yi cikaran uygarlik bir daha asla ayni kultur, bilim, felsefe seviyesine gelemedi, hep geri gitti.

    napoleon buyuk fatih olmasinin yaninda yikicilik soyle dursun, ilerlemecilik yaparak fethettigi bolgeleri ihya etmis, bilime kulture yukarida saydiklarim ve cok daha fazlasini katmistir. sivil katliami yapmamistir, hepsinden onemlisi yola cikis ulkusunde katilam, zulum, kiyim yoktur bir kere.

    kisacasi, napoleon her yonuyle buyuk adamdir. ikiyuzluluk yapip kendi hirsini, egosunu reddetmemistir fakat yaptigi savaslarda nihai amaci hicbir sekilde yikim goturmek olmamistir.

    buyuk komutan, kumandan demek, elindeki ile en iyisini yapmak demektir, buyuk ordulara emredip yonetip buyuk fetihler yapmak degil. ataturk, belisarius, stonewall jackson, takeda shingen, napoleon, hannibal, scipio, caesar, pompey, brasidas, pericles, miltiades, nadir sah, bunlar ve daha niceleri hepsi de buyuk askerlerdir, hicbiri de cengiz'den, timur'dan asagi adamlar degillerdir.

    edit:imla.
  • "benim icin bazi kimseler -selanik'te dogdugumdan- yahudi oldugumu soylemek istiyorular. şunu unutmamak lazımdır ki, napoleon da korsikali bir italyandi. ama fransiz olarak öldü ve tarihe fransiz olarak gecti. insanlarin içinde bulunduklari cemiyete calismalari lazimdir." (mustafa kemal atatürk)
  • ''nizam ı cedid kurulurken, osmanlı devlet erkanı fransa'dan öğretmen asker getirtecektir. bir istanbul hayranı olan napolyon da istanbul'a bu amaçla gelmek için aday olur ama bu isteği fransız ihtilali olunca gerçekleşmez. eğer gelseydi burada humbaracı ahmet paşa, ömer rüştü paşa gibi paşa olacaktı.'' * *
  • napolyon bir gün düşman askerlerinden kaçarken bir bakkala girer. bakkala hemen kendisini saklamasını emreder. bakkal napolyonu tanır ve saklar. arkadan gelen düşman askerlerine de "şuraya doğru kaçan bir adam gördüm" der. düşman askerleri gittikten 5 dakika sonra napolyonun muhafızları gelir. bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı napolyon'a sorar:

    - efendim haddim olmayarak size bir şey sormak istiyorum. ölümle burun buruna olmak nasıl bir duygu? diye sorduğu anda napolyon
    - bre densiz. sen kim oluyorsun da dünyayı titreten insana böyle bir soru soruyorsun der ve muhafızlara dizin bu herifi kurşuna diye emreder.

    bakkalın gözünü bağlarlar. 3 2 1 diye sayarlarken; bakkal içinden "ne yaptım ben? bak şimdi öleceğim." diye düşünürken bir el uzanır ve göz bağını açar. bağı açan napolyondur ve "işte böyle bir duygu" der. *

    (bkz: yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir)
  • hazret 1813 yılında zaferle çıktığı kan revan, çamur ve cesetlerle dolu bir savaş meydanını gezerken ölmüş bir chasseur piyadesi görür. vurulup düşmüş cesedin başında ufak beyaz bir köpek de ölen sahibinin peşinden uluya uluya ağlamaktadır. napoleon manzara karşısında donakalır. günlüğüne de sonradan şöyle yazar:

    "orada anladım ki bu askerin evinde ve alayında dostları olmalıydı. ancak son gününde köpeği hariç hepsi onun cesedini oraya bırakıp gitmişlerdi. orada hareketsizce durup baktım, ülkelerin geleceklerini belirleyen savaşlara. hiç gözyaşı dökmeden binlerce kişiye ölümü getiren emirler vermiş olan ben, şimdi titriyordum. içim cız etmişti. hıçkırıklara boğulmak üzereydim. peki ya neden? sadık bir köpeğin kederi yüzünden.."

    zannedersem leipzig savaşının hemen öncesinde vuku bulmuş bu olay, rahmetlinin derin bir tarafı olduğunu da anlamak açısından yardımcı olur. herkesin kırılma noktası en beklemediği yerdedir,

    napoleon bile olsanız.
  • napolyon'un kendisiyle "soysuz" diye dalga geçen bir fransız asilzadesiyle yapacağı düello öncesinde soylemis oldugu laf da guzel oturttuğu laflardandır.
    "sizin asaletiniz sizinle birlikte toprak olacak ancak benim asaletim benimle birlikte başlıyor."
  • dünyanın en megaloman insanlarından biridir kendisi, zekidir, çok zekidir, karizmatik bir lider olarak kalabalıkları arkasından sürüklemeye başarmıştır; ne var ki istekleri, amaçları gerçekçi değildir, enver paşa ruhludur.
    fransız devriminden sonra, milliyetçilik kavramının fransa'da yayılması ve aristokratların temizlenmesi fransız ordusuna da yansımıştır. askerler dönemin en ileri teknolojisine ve silahların sahiptir, milliyetçilik anlayışı halkı iyice gaza getirmiş ve insanlar dalga dalga orduya katılmıştır. üstelik askerler bu kez sarsılmakta olan krallık ve aristokratlar için değil, kendi halkları, milliyetleri için çarpıştıklarının farkındadır. ordu, yanlarında devasa çadırlarını ve bir saray dolusu eşyayı taşıyan ve bu yüzden orduyu çok çok yavaşlatan aristokratlardan temizlenmiştir. bunun yerini zırhsız, tüfekli, gerektiğinde gece gündüz düşmanı kovalayan, çok hızlı hareket eden 800000 kişilik devasa bir tek tip asker yığını almıştır. bu ordu o güne kadar kurulan en kalabalık ordu olmakla birlikte hiç kuşkusuz en güçlü olanıdır. ne var ki napoleon gibi bir megalomanın elindedir.
    napoleon bu orduyla hızla ilerlemeye başlar, avrupa'da böyle bir gücü durdurabilecek kimse yoktur.düşman askerleri napoleon efsaneleşen ordusuyla savaşmak istememektedir. kendisine karşı kurulan koalisyonları yener ve görece kısa sayılabilecek bir sürede avrupa'yı neredeyse tamamen ele geçirir.
    şimdi sıra rusyadadır. kışa az kalmıştır ancak napoleon kaybedecek bir dakikası bile yoktur. rusya'ya kış şartlarında saldırmanın ne kadar tehlikeli olabileceği konusundaki uyarıları dikkate almaz (hitler de aynı hatayı yapmıştır) ve ispanyada çıkabilecek bir isyana karşı 150000 askeri burada bırakıp 650000 kişilik bir kuvvetle yürüşe geçer. zorlu savaşların ardında napoleon daha fazla direnemeyen rus ordusu geri çekilir, moskova boşaltılır. rus başkenti geri çekilir. fransız ordusu tamamen boşaltılmış bir şehre girer. boşaltılmış bir şehrin ekonomik anlamda çayır çimenden başka bir şey ifade etmediğin bilen general, yine etrafındakileri dinlemeyerek kışa rağmen geri çekilme kararı verir ve hayatının hatasını yapar (adamın kaybedecek dakikası yok diyorum).
    zorlu şartlar altında yürüyüşe geçen orduda hastalıklar baş göstermeye başlar, bir çok asker hastalanarak ya da donarak ölür. fransızlar, ankara soğuğuyla ilk kez karşılaşan antalyalılar gibi ne yapacaklarını şaşırırlar. napoleon tarafından daha önce işgal edilmiş bölgelerde bulunan ve ordunun zor durumda olduğunu öğrenen diğer hükümdarlar bu durumdan faydalanmak için terhis edilmiş ordularının tekrar toplayarak fransız kuvvetlerine saldırmaya başlarlar. kış soğuğu fransızlara cehennem olur ve yola çıkan 650000 kişiden yanlız 35000-50000 kadarı geri dönmeyi başarır.

    tarihin en megaloman liderlerinden biri tam anlamıyla dumur olmuştur. önemli bir derstir.