şükela:  tümü | bugün
  • bu kişilerde, kendi öneminin fazla olduğu duygusu ve grandioz düşünceler vardır. genel populasyonda %1; klinik olarak %2-16 oranında görülür.

    genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan,üstünlük duygusu (düşlemlerde ya da davranışlarda), beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir durumdur.

    tanı ölçütleri: kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar; başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi beklerler; sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar;

    özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna,özel kişilerle arkadaşlık etmesi gerektiğine inanırlar; çok beğenilmek isterler; hak kazandığı duygusu vardır; kişiler arası ilişkileri kendi çıkarı için kullanırlar; empati yapamazlar; başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksizdirler; başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanırlar; küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergilerler; bu kişiler, özel insanlardır ve özel tedavi gerekir. ilişkileri ve benlik saygısı kırılgandır, eleştiriyi kabullenemezler. kendi isteklerine ulaşmak için sempati yaparlar.

    ayırıcı tanı: borderline, histrionik ve antisosyal kişilik bozukluğu düşünülmelidir.

    bu kişilerin tedavisi güçtür. psikoanalitik tedavi, antideprasanlar ve lityum kullanılabilir

    edit
    görülen lüzum üzerine ek not:
    her kim ki bu bilgileri okuya , sakın ola kendine ya da başkasına tanı koymaya kalkışmaya. bu özelliklerden bir ya da birkaçını kendinizde başkasında buluyor olabilirsiniz , mümkündür. bu kişilik bozukluğunuz olduğu anlamına gelmez. genelde kişilik özellliği düzeyinde kalır. kişilik özelliği düzeyinde kalması da klinik olarak sorun teşkil etmez.

    http://lokman.cu.edu.tr/…/derskitap/htm/kisilik.htm
  • megalomanligin psikolojicesidir, buna sahip kimseler cok sisirilmis bir ustunluk duygusuna sahiptirler.
  • bu manyaklar heryerden cikabilir, aman dikkat
  • narsisistik kisilik bozuklugudur.benlik degeri asiri abartilmis,sürekli begenilme ihtiyacinda olan ve doyumsuzluktan ötürü sikintili,kendilerine taparcasina sevdali kisilerdir.daima özel ve önemli bir kisi olduklari inanci ile iliskilerinde hep alicidirlar.

    elestirilmeye tahammülsüz bu kisiler ihtiyaçlari karsilanmadigi ya da stresle karsilastiklarinda öfke,depresyon ve kisa psikotik ataklar geçirmeye yatkindirlar.

    edit:bu kisilik bozuklugunun narsisizm ile baglantisi kesinlikle yoktur.
  • kendilerini üstün, özel ya da eşi bulunmaz olarak görürler ve başkalarından bekledikleri de budur. kendilerinin sadece özel ya da yüksek konumdaki kişilerce anlaşılabileceğini düşünürler, onlar ancak bu kişilerle lişki kurabilirler, üstelik bu kişilere de hemen mükemmel, eşi bulunmaz, kusursuz damgasını da vururlar.
    ilişkiye girdikleri kişileri yüceleştirerek kendi benlik saygılarını da güçlendirirler...
    narsistik özellikler gösteren kişiler genellikle çok beğenilmek isterler, benlik saygıları hemen her zaman çok kırılgandır, sürekli olarak ne denli her şeyi iyi yaptıklarını, başkalarının onu nasıl değerlendiriğini anlatıp dururlar...
    bu çoğu zaman kendini sürekli ilgi görme, beğenilme gereksinimi şeklinde gösterir. en küçük başarılarını ballandıra ballandıra anlatırlar, bu başarıdan etkilenmeyen olursa da büyük şaşakınlığa düşerler. sürekli iltifat almayı beklerler ki bu onların hakkıdır bu dünyadaki varlıkları bir nevi insanlığa hediyedir...
    onların hep çok önemli işleri vardır, sırada bekleyemezler, hemen ilgilenilmek isterler, özel davranılmayı beklerler, yaptıkları işlerde sürekli yardım görmek isterler, hem yardım hem ilgi hem de takdir görmedikleri zaman da çok öfkelenirler.
    her ne isterlerse neye gereksinimleri varsa, bunun başkları için ne anlama geldiğini düşünmeden karşılanmasını beklerler. insanların kendini ona adamalarını beklerler, kendi benlik saygılarını güçlendiren kişilerle arkadaslık kurarlar, duygusal ilişkiye girerler.
    bu kişilik bozukluğunda kişiler empati kurmakta güçlük çekerler; başkalarının özel hayatları, özel hayatlarında yapıp ettikleri sorunları onlar için önemli değildir, başkalarının varlığı sadece tek şeye yarar narsistik kişinin kendi iyiliğidir bu da... kendi kaygı ve üzüntülerini en ince detaylarına kadar aylarca anlattıkları halde karşılarındaki diğer kişilerin söylemlerini duymaz, dinlemez, direkt itham ederler ve hayatlarından çıkarırlar...
    hor gören sabırsız ve anlayışsız bir tavırları vardır bu tip durumlarda...
    narsistik kişilik bozukluğu olan kişilerle ilişkiye girenler bu kişilerdeki duygusal soğukluğu ve karşı ilgi yoksunluğunun olduğunu görürler...
    bu kişiler başkalarını hep kıskanırlar ama ifadeleri kendilerinin kıskanıldığı yönündedir... başkalarının başarıları, kazanımları, sahip oldukları şeyler çok fazladır, haksızca kazanılmıştır narsistiklere göre, her türlü beğeni, başarı kazanım kendilerinin olmalıdır, hatta başkalarının kazanımlarını, başarılarını kaba bir şekilde değersizleştirirler...
    çoğu zaman züppeliğe varan, tepeden bakan ya da patronluk taslayan tutumlar sergilerler...

    narsistik özellikler ergenlerde sık görülür, ancak bu yaşlarda bu özelliklerin gözükmesi kişinin narsistik kişilik bozukluğu geliştireceği anlamına gelmez. narsistik kişilik bozukluğu tanısı alanların %50-75'i erkeklerdir...

    kişilik bozuklukları çoğu zaman tek başına seyretmez, diğer kişilik bozukluklarından narsistik bozukluğu ayırt edecek özelliklere gelince:
    histirionik,antisosyal ve borderline kişilik bozukluğundan ayırt edici özelliği narsistik kişilik bozukluğunun üstünlük taşıyan tutumlarının olmasıdır. benlik algısı oldukça süreklilik gösterir, narsistik kişi kendine zarar verme, terkedilme gibi kaygılarının olmaması nedeniyle borderline kişilik bozukluğundan ayrılır.antisosyal zaten değildir, tanınmak ve farkındalık bekler daima ilgi ister kaçmaz... histironik kişilik bozukluğu da ilgi bekler başklarından ancak narsistik de bu aşırıdır, özel bir tapınmaya kadar gidebilir beklentileri...
    antisosyal kişilik bozukluğunda dürtüsellik, saldırganlık ve sahtekarlık vardır ama narsistikte bu özellikler bulunmaz...ayrıca antisosyal kişilik bozukluğunda başkalarını kıskanmada görülmez...

    tanı ölçütlerine gelince
    -kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır (başarılarını çok abartır, yetenekleri sınırsızdır, çok çalışmasına gerek bile yoktur zaten üstün biridir ve böyle de tanınmak ister).
    -sınırsız başarı, sonsuz aşk, zeka, güç, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar.
    -özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin (ya da kurumların) kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaslık etmesi gerektiğine inanır.
    -çok beğenilmek ister.
    -hak kazandığı duygusu vardır, hemen her şeyi yapmaya, hesap sormaya hakkı vardır, üstündür o...
    -kişiler arası ilişkileri kendi çıkarları için kullanır: kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zaıf yanlarını kullanır.
    -empati yapamaz: başkaları yoktur onun için sadece kendisi ve kendi istekleri vardır, başkalarının sorunlarına karşı ilgisizdir, hatta sorublarını anlatanları zayıf diye niteleyerek hor görür...
    -çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının hep onu kıskandığına inanır.
    -küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar gösterir.

    bu kişilerin aile öykülerine bakıldığında çocukluklarında soğuk ve verici olmayan bir anne tarafından duygusal olarak aç bırakılmaları söz konusudur. fakat annenin bu durumunda şizofreni ya da borderline da olduğu kadar fazla etkilenmemişlerdir, yaşamlarının ilk olmasa da ikinci yılında patolojik bir savunma mekanizması geliştirerek narsistik oluşumun çekirdeğinin atıldığı saptanmıştır.
    bu çekirdeğin oluşum ve gelişmesinde en önemli etken, annelerin çocuklarında özel bir şey görmeleridir; örneğin kardeşlerin en güzeli, annenin kurtarıcısı, annenin yaşama sebebi olarak geliştirilen nitelemeler veya yas tutan bir annenin doğan çocuğunu kaybın yerine geçirerek yüceleştirmesi ve bu şekilde büyütmesi gibi durumlardır.
    böylece daha başlangıçta bu çocuk sonsuz ve ölümsüz olmaktadır. buna karşılık anne çocuğunu yüceleştirdiği halde kendi içsel sorunlarından çıkıp (yas,uyumsuzluk,üzüntü vs) kendini çocuğuna verememektedir.
    bunun yanı sıra aile ortamında birden fazla annelik işlevi yerine getirecek kişilerin fazlalığı da etkendir. birinden istediğini alamayan çocuk diğerine gider, böylece bir tek kişide yaşayacağı olumlu ve olumsuz yaşantıları bir araya getirmesine gerek kalmaz. böylece yarılma, ailevi durumla çabuklaştırılıp desteklenmiş olur, çocuğun seçme şansı çoktur, kendini özel ve önemli hissettiren farklı anneleri toplama yeteneğini geliştirir...**
  • ikisinde de temel inanç olarak yetersizlik ve aşağılık temaları olsa da, aynı gruba (axis 2 cluster b kişilik bozuklukları) ait oldukları borderline kişilik bozukluğundan farkları başarı hırslarından dolayı çok yüksek performans gösteren telafi şemalarıyla, kişilerarası ilişki ve bireysel amaçlarını daha başarılı bir şekilde gerçekleştirmeleridir. borderlinelar ise amaçlarını gerçekleştirmekten çok uzak, hayatları üzerindeki kontrolleri çok düşük olan insanlardır.

    narsisistik kişilik bozukluğunda soğuk ve sadece çocuğu başarı gösterdiğinde takdir veren birincil bağlanma figürü yüzünden çocuk büyüdüğünde takdiri sevgiye tercih eder hale gelir. dolayısıyla n.k.b olan kişi yetişkin olduğunda sevgiyi içselleştiremez, sevgi ona ağır gelir, yoğun sevgi yerine başarılarının takdirini ve başarısızlıklarının yüzüne vurulmasını beklemektedir (aynen annesinin yaptığı gibi), bu yüzden onu çok seven insanlar zamanla gözünde değersizleşir. o ne yaparsa yapsın, ne olursa olsun onu seven bir insanın kaderi her zaman terk edilmektir çünkü koşulsuz sevgi n.k.b. kişisine göre salaklıktır. birisine bağlanmaksa zayıf noktalarını gözler önüne sermektir.

    borderline kişilik bozukluğundaysa tutarlı bir davranış örüntüsü göstermeyen anne-baba bulunmaktadır. problemlerle başa çıkma yolları da genelde problemi küçümseme, yok sayma dolayısıyla kaçınma uygulama şeklindedir. çocuksa seviliyor mu sevilmiyor mu anlamadığından ve problemlerle başa çıkma yöntemi olarak anne babasını model olarak aldığından dünyayı siyah-beyaz gibi uçlarda görmeye başlar, griyi kaçırır, duygu kontrolü düşer, duygu ifadesi yapamaz ve duygu patlamaları karakterinin bir parçası olur. narsistlerde duygu kontrolü aşırı düzeydedir, yine duygu ifadesi yapmazlarken bir yandan da iğneleme ve eleştiriler yaparak başkalarını aşağılamak en sevdikleri hobileri olur. dolayısıyla narsisistik k.b. nu passif-agresif k.b. na daha yakın kılan da bu huylarıdır.
  • doğru yazılan ama buna gerek olmayan ifade. narsistik de denebiliyor ve o da doğru bir kullanım. kendimizi zorlamayalım illa narsisisisisistik diyeceğiz diye.
  • ne olduğunu anlayana kadar karşısındaki kişiyi düşünceceden düşünceye sürükleyen bozukluk. bunların hatun kısmısı çok tehlikeli olur hele birde güzel bir kız ise.

    kişisel tecrübelerimden gördüklerim narsisistik kişi önce karşısındakine yoğun bir ilgi gösterir ve karşılığını almaya başladığı anda geri çekilip kaybolur bu kaybolma akla mantığa sığmaz bir şekilde yapılır. düşününkü bir süredir çok samimi olduğunu günde 15 defa mesajlaştığınız insan bir anda telefonlara cevap vermez aramaz sormaz olur. sizin ilgi ve peşinde koşma çabanız sona erdiğinde tekrar bir performans gösterir bu deli kişilik.

    aylar yıllar sonra tekrar karşılaşıldığında sanki hiçbirşey olmamış gibi tekrar samimiyete devam eder günün sonunda ne olur bırakma beni ben kanser oldum ölücem diye saçma bir şekilde ağlamaya başlar ve yarım saat sonra sanki az önceki
    o değilmişçesine güle oynaya uğurlar sizi.

    biraz olay deşilince bu kişinin ufak yaşta annesini kaybettiği ardından çok güvendiği ve bağlı olduğu ailesinin dağıldığı üstüne iyi olan maddi durumun bozulduğu görülür.
  • dışarıdaki bir nesneye aktarılması gereken cinsel içgüdülerin öznenin kendi egosuna yönelmesi ile ortaya çıkan kişilik bozukluğu.