şükela:  tümü | bugün
  • robert altman'in en "altman" isi filmi sanirim. 70'ler ortasinin nashville'inde, bir hafta sonu boyunca olup bitenleri konu alan, fikirlerini megafondan duydugumuz ama kendisi ile muserref olmadigimiz bir baskan adayini, country muzik starlarini, country muzik stari olmaya calisanlari, baskan adayinin ekibindeki, sehirde bir gosteri duzenlemeye calisan insanlari, abd belgeseli ceken "clueless" bir bbc elemanini, hasta yatagindaki yengesini ziyaret icin sehre gelen los angeles'li komik kiyafetli hippi kizi [ah shelley duvall nefis], uc tekerlekli motosikleti ile sehri arsinlayan ve konusmayan garip adami [jeff goldblum] ve daha onlarca karakteri kamera ile birlikte takip ettigimiz, beklenmedik bir finalle sona eren, zamanin post-60'lar abd'si ile ilgili iyi ipuclari veren, olabildigince gercek, fakat altman'in "az olay, cok karakter" filmlerine alisik olmayanlari sikabilecek siki bir 70'ler filmi.
    ciktigi sene oscar'a da aday olmus. biz de istanbul film festivali'nde izlemistik, 90'larin ortasinda..
  • gitmeden once ismini hic duymamistim bu sehrin, o yuzden cok bir beklentim yoktu ama megersem son derece guzel ve karakteristik bir sehirmis.

    oncelikle, sehrin olayi country music. mekanlarda oglen aksam canli gruplar muzik yapiyor, sokakta muzik calan hoparlorler yerlestirmisler, havaalaninda muzik var otelinde var her yerde var..

    sehir 100 yil once mi 200 yil once mi ne kurulmus. pek bir olayi yokkan 30'larda 40'larda country music ile cok unlenmis ve o zamanlardan beri de country music denince akla gelenk ilk sehir. broadway ana caddesi ve sehirde gorulecek gezilecek en onemli mekan, otelinizi bu caddeye yakin bi yerde tutun. bunu kesen 3rd 4th 5th ave'ler batiya dogru sehir merkezine uzaniyor ki 10dk yurume mesafesi. genel olarak bu sehirde yapilacak seyler record shop'lari gezmek, yerel yiyecekleri denemek ve aksamlari unlu bar'lara gidip honky tonk denen country muzik cinsi calan gruplari dinlemek. yerel insanlar ne yiyor onu denemek icin "arnold's country kitchen"'a mutlaka gitmeniz lazim, bizdeki esnaf lokantasi kivaminda bi yer. 3 and 1 mi ne denen bi olay var, secenekler icinden bi cesit et ve 3 cesit sebze seciyorsunuz yemeginiz oluyor. ben et olarak roast sectim, sebzeleri de elemana sectirttim "en klasikler neyse onlari koy sana birakiyorum" diyip gectim. cok lezzetliydi hersey. arnold's disinda "puckett's grocery & restaurant" ve demos' restaurant'i da oneririm, klasik amerikan yemeklerini bulup civarda calisan insanlarla ailelerle yiyebilirsiniz. soyle fine dining tarzi sekil bi yere gideyim diyorsaniz "the catbird sea restaurant" tek adres. kelle basi 100 dolar tasting menu'leri var, ickisi bahsisi desen 150'ye cikilir, ama inteaktif degisik bi sistemleri var yemekleri hazirlamada. biz malesef gidecegimiz gun rezervasyon yapmaya calistik, en erken vakit 7 gun sonrasina vardi, o yuzden paranizi biriktirin erkenden rezervasyon yaptirip gidin derim, icimde kaldiysa bi orasi kaldi.

    aksam country music canli performans olan barlar (ki sehrin olayi bu) icinde broadway uzerindeki "robert's western world" ilk gideceginiz adres olsun, onun disinda "tootsie's", "the stage" ve "layla's" da diger en iyi mekanlar icinde. broadway'e ek olarak, cok uzakta olmayan "the gulch" denen bi mahalle var. bundan 20 yil once bi tek tren istasyonu olan, milletin gitmeye tirstigi kayip bi yermis. son yillarda yeni binalar mekanlar derken baya toparlanmis nezih bir yer olmus. the gulch'taki the station inn mutlaka gitmeniz gereken bir yer. bluegrass denen muzik cinsi calan gruplar cikiyor, herkes efendi efendi oturup pizzasini yiyip muzigini dinliyor. eski ve nerdeyse tarihi bir mekan. ha bu arada kimliginiz yaninizda olsun 21 yas kontrolu var, kimlik yoksa almiyorlar cogu mekana.

    gunduz napalim diyorsaniz, record shop'lari gezin, country music muzesini gezin, bot satan dukkanlari gezin, batida "the parthenon" denen anitkabir'e benzer bi yapi var oraya bakin, ve sehrin dogusunda bir suru butik dukkan olan mahalleler var onlari gezin. "1907 apparel" diye aratirsaniz, o dukkan ve civari iste. hatta o civara gidince ilk once barista parlor'da super bir kahve ve ufak kahvaltilik yiyin, yuruyerek 1907 apparel'in civarina varin. sehre cok uzak olmayan bi kahveci lazim olursa da crema'ya gidin. ha ek olarak broadway'deki arena'da hockey maclari oluyor, sehrin takimlari the predators ve sanirim chargers'ti. orda bi mac izlemek de keyifli olur.

    sonuc olarak nashville muzigiyle insaniyla havasiyla son derece tatmin edici bir sehir. insan kareli gomlekli, kovboy sapkali, kot pantalonlu, kovboy cizmeli insalara hayran olup donuyor.
  • popüler olmayıp, ergenlerin eline düşmediği için daha da bir sevdiğim dizi. mutlaka izleyin, ama çoluğun çocuğun eline de vermeyin. (bkz: spartacus)(bkz: the walking dead)
  • burun kıvırarak başladığım ama sonra her bölümü ilgi ile izlediğim dizi. country müzik de pek sevmem, hayret. akışı, karakterlerin gelişimi ve bazı şarkılar hoşuma gidiyor. gunnar'da hafif finn havası alan sadece ben miyim acaba?
  • iptal oluverecek diye endişeyle takip ettiğim, kanımca son dönemin underrated dizilerinden biri.
  • merkezindeki dev stadyumda tennessee titans'a ev sahipliği yapan şehir. bunun dışında adı olan müziğin şehri'ne yakışır bir şekilde her köşede sokak çalgıcısı bulundurur. barlarda genellikle canlı müzik vardır.

    kısacası; country müzik sevenler için nashville dünyanın en güzel yeridir, amma dünyanın en güzel yerini sevmezlerse orası dünyanın en güzel yeri değildir.
  • 22 bölümlük 3. sezon onayını alan dizi.

    http://tvbythenumbers.zap2it.com/…on-by-abc/262360/
  • gayet basarili turk yemekleri yapan bir restaurant'a sahip sehirdir ayrica. eger caniniz turk yemekleri cekiyorsa buraya gidilmesi onerilir.

    (bkz: the anatolia turkish restaurant)
  • dizide inanılmaz müzikler ve şarkılar vardır. country tarzı sevmeyen insanı bile tavlayacak cinstedir. aşağıda bir örneğini veriyorum. beğenmeyen olursa dükkan belli sağ üst köşeden yeşillendirsin daha iyisine bakalım.

    (bkz: when you open your eyes)
  • yeni başlayıp hop diye iki haftada yirminci bölümüne geldiğim şahane bir dizi. karakter yapımları o kadar güzel ki, her birinin farklı ve çok güzel düşünülmüş kişilikleri var. senaryo, arada bir garip garip işler yapsa da çok güzel. aşığıyım bu dizinin