şükela:  tümü | bugün
  • kişiye göre değişen bu tür sorular nabza göre verilmektedir. kimine göre 25 gayme kimine göre karı kimine göreyse 1 2 dakika haşlanmış sonra izgarada pişmiş yanına şöyle bir şatobriyan sos ile süslenmiş damak tadına göre (benimki orta) pişmiş bir bonfiledir.

    edit: beğenmedim birkaç yer ile oynadım helal edin.
  • bilen varsa yeşillendirsin
  • uzunca bir süredir aklımı kurcalayan soru.

    birçok ahbabımla meseleyi enine boyuna tartışarak sonunda cevabını verebildim.

    öncelikle çevremin %99’u mutluluğun parayla mümkün olacağına kanaat getiriyor, bunu fark ettim: “param olsaydı, şunları satın alabilseydim çok mutlu olurdum.” bunu kabul edemiyorum. neden mi?

    çünkü mutlu olmak öyle bir şey olmalı ki ona ulaşmak için sürekli bir şey yapmak zorunda olmamalısın. tabi ki yaptığın her şey için bir bedel ödemek zorundasın aksi imkansız. fakat bu para mı olmalı?

    anlık mutluluklar, mutluluk mudur?

    bana kalırsa, değil. mutlak bir şey olmalı. bu hayatta her şey karşıtıyla mevcut, biliyorum. fakat üzüntüler geçici olmalı, mutluluk baki.

    peki ya bu nasıl olacak?

    bu sorunun üzerinde gerçekten çok uzun bir süredir duruyorum. düşündüm, tecrübelerimi tarttım, gözlem yaptım, sonuca vardım. oldukça öznel bir sonuç tabi ki.

    mutluluk denen şeyin tamamen geçmişle alakası olduğunu düşünüyorum. geçmişinde yaptıkların sana ne kadar faydalı olduysa, ne kadar doğru kararlar aldıysan, ne kadar doğru insanlarla tanıştıysan, geçmişin seni ne kadar az rahatsız ve pişman ediyorsa şuan da o kadar mutlu olabilirsin. (the worth/value theory of the good benzeri bir çıkarım bu aslında)

    bu durumda ortaya çıkan tablo ise, 30 yaşına kadar aldığın yanlış kararlar doğrultusunda mutsuz olduysan seni mutluluk açısından parlak bir gelecek beklemiyor. çok mu acımasızca? belki.

    bir diğer tablo ise “şuan”ın saniyeler geçtikçe “geçmiş”te kalması. burada kendimle çeliştiğimin farkındayım, bu sefer de ortaya çıkan engel şu: mutlu olmak için her anımda doğru kararlar almam gerekiyorsa, o zaman mutlu olmak için sürekli bir şeyler satın almıyorum ama her anımı hesaplamam gerekiyor. bu paradoksu çözersem başka bir pürüz kalmıyor.

    sonuç olarak, mutluluk tanımımın, “nasıl mutlu olunur?”, sorusuna cevabımın içinde maddiyat geçen tüm cevaplardan daha makul olduğunu düşünüyorum.

    edit: meetings with remarkable men okurken karşıma çıkan söz : “mutsuzluğunu görmeyen kişi mutludur.”
  • haz değil... acı yokluğu...bu duyusal tanım hoşunuza gitmediyse o zaman düşünmek.