1. necip fazılın, sohbetinden istifade etmek maksadıyla abdulhakim arvasiye 'nasıl iyi insan olunur?' sorusuna aldıgı cevap.
  2. kimi ortamlarda hayat kurtaran bir kelimedir kendisi...

    zaten ara dere, kırkta yılda bir mecburiyetten biraraya geldiğiniz akraba güruhu mutlaka "yav ne kadar da büyümüşsün sen", "okul bitti mi", "sen bu işten iyi maaş alıyo musun" ayrılmaz üçlüsünden sonra konuyu oraya getirir bir şekilde:

    "eeee, ne zaman evlendiriyoruz seni yavrum?..."
    ki zaten sanki "evlenmek" eylemi de sizin hede-hödö şeklinde durduğunuz, onların yaptığı bir operasyon biçimidir ne de olsa; onlar evlendiriyordur sizi...

    klasik bilindik cümleler "e artık yaş geldi...", "ne zaman çocuk yapacaksınız", "konuştuğun biri var mı" formatlarıyla renklendirilmekteyken, işte o anahtar kelimeyle çeviriverirsiniz günün kaderini bir anda:

    "nasip..."

    az önceki o bilimum çokbilmişlikler, yerini "yaaa... öyle tabiii... evet eveeet... nasip canım tabi..." homurdanmalarına bırakır, siz de yüzünüzdeki şapşal gülümsemeyle ortamdan ayrılır, kapıya doğru yönelirsiniz...

    malum "nasip" kelimesinin kimi ortamlarda "unfortunately no one can be told what the matrix s" tadında bir gücü ve karizması olduğu son derece doğru bir saptamadır ne de olsa...

    evet, ben saptadım az önce...