şükela:  tümü | bugün
  • çok sevdigim iki sarkinin adidir. biri gilbert becaud, digeri julio iglesias tarafindan icra edilmistir bu sarkilarin.

    gilbert becaud'ya ait olani rusya'ya giden fransiz bir adamin rehberine duydugu hisli duygulari anlattigi, yer yer kalinka ritimleriyle süslü bir parçadir. rus kültürünü verir sarki arada. becaud eski komünistlerden midir acaba?
    çevirmeye çalisacagim, hatalarim olursa, ki olmasini bekliyorum, affola.

    la place rouge était vide (kizil meydan bostu)
    devant moi marchait nathalie (önümde nathalie yürüyordu)
    elle avait un joli nom, mon guide (güzel bir adi vardi, benim rehberimin)
    nathalie

    la place rouge était blanche (kizil meydan beyazdi)
    la neige faisait un tapis (kar bir hali olusturmustu)
    et je suivais par ce froid dimanche
    nathalie (ve ben o soguk pazar günü nathalie'yi takip ediyordum)

    elle parlait en phrases sobres
    de la révolution d'octobre (kisa cümlelerle ekim devriminden bahsediyordu)

    je pensais déjà
    qu'après le tombeau de lénine
    on irait au cafe pouchkine
    boire un chocolat (ben daha simdiden lenin'in mezarindan sonra puskin cafesine, bir çukulata içmeye gideriz diye düsünüyordum)

    la place rouge était vide (kizil meydan bostu)
    j'ai pris son bras, elle a souri (kolunu tuttum, gülümsedi)
    ellel avait des cheveux blonds, mon guide
    nathalie, nathalie... (sari saçlari vardi rehberimin, nathalie'nin)

    dans sa chambre à l'université
    une bande d'étudiants
    l'attendait impatiemment (üniversitedeki odasinda bir grup ögrenci sabirsizlikla onu bekliyorlardi)
    on a ri, on à beaucoup parlé (güldük, çok konuştuk)
    ils voulaient tout savoir (onlar her seyi bilmek istiyorlardi)
    nathalie traduisait (nathalie çeviriyordu)

    moscou, les plaines d'ukraine
    et les champs-élysées
    on à tout melangé
    et l'on à chanté
    (moskova, ukrayna ovalari, ve sanzelize, hepsini karistirdik, ve sarki söyledik)
    et puis ils ont débouché
    en riant à l'avance
    du champagne de france (sonra onlar gülerek bir fransiz sarabi açtilar)
    et l'on à dansé (ve dans ettik)

    et quand la chambre fut vide (sonra oda bosaldiginda)
    tous les amis etaient partis (bütün arkadaslar gitmislerdi)
    je suis resté seul avec mon guide
    nathalie (ben rehberimle, nathalie'yle yalniz kaldim)

    plus question de phrases sobres
    ni de révolution d'octobre
    on n'en était plus là
    fini le tombeau de lenine
    le chocolat de chez pouchkine
    c'est, c'était loin déjà

    (burayi kelime kelime çözemedim de, söyle bir sey diyor: artik kisa cümleler ya da ekim devrimi yok. artik orda degiliz, lenin'in mezari, ya da cafe puskin'in çukulatasi bitti. artik çok uzak bunlar)
    que ma vie me semble vide (simdi hayat bana nasil da bos görünüyor)
    mais je sais qu'un jour à paris (ama biliyorum ki bir gün paris'te)
    c'est moi qui lui servirai de guide (rehberime hizmet veren ben olacagim)
    nathalie, nathalie

    (teşekkürler comandante ve teşekkürler arsenelupin)
  • julio iglesias'in söyledigi ise yine rus ezgileri tasiyan, aslen ruslarin en ünlü melodilerinden olan oçi çorniya'nin üzerine ispanyolca sözler yazilmis halidir. oçi çorniya kara gözler anlaminda olup, ayni melodinin üzerinde yanilmiyorsam bizde de ajda pekkan bir sarki söylemistir: "bir günah gibi/sakladim seni/kimse bilmedi/ seni ve beni/aglarken yüzüm/güldü gözlerim" seklinde, yalniz hafif sallamis olabilirim bu sözleri.
    julio'nun güzel yorumuyla söyledigi sözlerse söyledir:

    nathalie
    en la distancia
    tu recuerdo
    vive en mi
    yo que fuí
    tu amor del alma
    y a tu vida
    tanto dí.

    ¿qué será de ti?
    ¿dónde estás? que ya
    a mi atardecer
    ya no has vuelto más
    ¿quién te cuidará?
    vivirá por ti
    ¿quién te esperará?,
    nathalie.

    nathalie
    ayer mi calma
    hoy cansado
    de vivir,
    de vivir
    sin la esperanza
    de que vuelvas
    junto a mi.

    ¿qué será de ti?
    ¿dónde estás? que ya
    el amanecer
    no oye tu cantar
    ¿qué será que a ti?
    no te importa ya
    que yo sufra así,
    nathalie.

    ¿quién te cuidará?
    vivirá por ti
    ¿quién te esperará?,
    nathalie.
    ¿qué será que a ti?
    no te importa ya
    que yo sufra así,
    nathalie, nathalie, nathalie.

    (bunu da kabaca ve serbestçe çevirmeye yeltenecek olursam, nathalie, sen uzaktasin, hatiran benim içimde yasiyor, ben ki senin ruhtan askindim, hayatinin öyle önemli bir parçasiydim, karanligima dönmeyecek misin artik, ne olacak sana, nerdesin simdi, kim seni koruyacak, kim senin için yasayacak, seni bekleyecek, nathalie? dünkü sakinligim bugün yorgunluga döndü, yasama yorgunluguna, bana döneceginden ümidimi keserek yasamaktan gelen.. safak vakti artik senin sarki söylemeni duymuyor. ve benim ne kadar aci çektigim senin umurunda degil. nathalie..) açikçasi kötüdür güfte, ama beste ve julio'nun sesiyle idare ediyoruz.
  • gilbert becaud'un şarkısının adı, olay moskova'da kızıl meydan'da geçer
  • bayan ismi. noel, christmas anlamına gelir. gilbert becaudnun aynı isimli parçasından sonra bayağı gaza gelen azınlık mensupları doğan kız çocuklarına bu ismi koymuştur.
    aynı faaliyet yoğunluğu enrico maciasın melisa şarkısında da yaşanmıştır.
  • allahtan özel isimler var da bu fransızca şarkıları sanki anlıyormuş gibi dinleyebiliyoruz, adam "nathalie nathalie" diyo "şanzelize" diyo hah tamam işte bunun platoniğinin adı "natalie" ve hep onu "şanzelize"de görüyomuş diyerek kendimizde yorumlarken, kulağımıza "moskov", "lenin" ve "puşkin" kelimelerinin çarpmasıyla merak katsayımızı bir anda arttıran, sözlüğe koşturan şarkı. neyse ki lacrima zamanında çevirmiş, merakımıza su serpmiş.
  • film nathalienin konusu: esiyle ilikisinden supheye dusen bir kadinin * aralarindaki aski sinamak icin baska bir kadini * kocasiyla iliski yasamasi icin kiralamasi sonucunda icice gecmis bir ask oykusu.
  • etkileyici kadrosuna rağmen insanı etkilemeyi başaramayan ; fransız filmlerindendir.
  • filmin muziklerini michael nyman yapmistir. ve ayni adami ve sirri paylasan iki kadin arasindaki cekim ragmen korkunc guzel bir sekilde gozler onune serilmisti. fanny ardant'in bakislari ve emmanuelle béart vucut dili filmdeki tum konusmalarin otesinde idi. cok etkileyici olmayan, sonu bile rahatlikla tahmin edilebilecek klise bir hikayeyi etkileyici bir kadrodan izlemek ayri bir keyif.