şükela:  tümü | bugün
  • amerikalı psikoterapist.

    branden his, düşünce ve anıları olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini belirtir. buradaki kabul sevme ya da onaylama değil, hissi olduğu gibi yaşamaktır.

    branden kitabında bununla ilgili bir anekdot da aktarır:

    bazen terapide, biri hissini kabulde zorlandığında ona hissi kabul etmeyi reddettiğini kabul etmeyi isteyip istemediğini soruyorum. bunu bir defasında kızgınlığını kabul etmeyi ya da yaşamayı reddeden rahip bir danışanıma sordum. isteğim kafasını karıştırdı. “öfkemi kabul etmediğimi kabul mü edeceğim?” dedi. “evet” diye cevap verdiğimde gürledi: “öfkemi kabul etmeyi ve reddimi kabul etmeyi reddediyorum!” “reddini kabul etmeyi reddettiğini kabul mü ediyorsun? bir yerden başlamak zorundayız. buradan başlayalım.” dedim.

    ondan gruba bakıp defalarca “ben sinirliyim” demesini istedim. biraz sonra bunu öfkeyle söylüyordu.

    sonra “öfkemi kabul etmeyi reddediyorum” demesini istedim. giderek artan bir güçle bunu da bağırarak söyledi.

    sonra “kızgınlığımı kabul etmeyi reddettiğimi kabul etmeyi reddediyorum” demesini istedim. buna da hunharca atladı.

    sonra ondan “ama reddimi kabul etmeyi reddettiğimi kabul etmeyi istiyorum” demesini istedim. kendini kaybedene kadar tekrarladı ve grupla beraber gülmeye başladı.

    “eğer deneyimi kabul edemiyorsan, direnci kabul et” dedi. “doğru. eğer direnci kabul edemiyorsan, direnci kabul etmeye olan direncini kabul et. sonunda kabul edebileceğin bir noktaya geleceksin. sonra oradan yürüyebilirsin… kızgın mısın?” dedim.

    “öfkeyle doluyum.”

    “bu gerçeği kabul edebiliyor musun?”

    “bu gerçeği sevmiyorum.”

    “onu kabul edebiliyor musun?”

    “onu kabul edebiliyorum.”

    “güzel. şimdi neye öfkeli olduğunu bulmaya başlayabiliriz.”
  • six pillars of self-esteem kitabiyla gecenlerde kesfettigim psikoterapist. branden'a göre guclu bir benlik saygisi olusturmanin yolu 6 basamaktan gecer. kisaca bunlar:
    1. consciousness: the practice of living consciously -reconnect with reality. insanlarin cogunun yasamini otomatik dusunce ve eylemlerle gecirdigini belirtir, dusunmek zorunda kalinmayan ve farkindaligin olmadigi bu bilincsizlik hali insani rahat ettirirken bir yandan da insani kendinden uzaklastirir.
    2.self-acceptance: kendini kabul etmek ve degistirebilecegin seyleri gelistirmeye, elinde olmayanlari ise kabul etmeye yoneltir.
    3. self-responsibility: dont play the victim. insanin yasaminin tum sorumlulugunu eksiksiz almasini ve kendine sefkat ve bakim gostermesi gerektigini vurgular.
    4. self-assertiveness: kisinin kendine sahip cikmasini, kendi dogrularinin gerektirdigi olcude davranmasini ve kendine ihanet etmemesini vurgular.
    5. the practice of living purposefully: kucuk ya da buyuk kisi icin anlamli bir amaca yonelik gelismeyi vurgular.
    6. personal integrity: kisinin kendi butunlugunu olusturmasi yolunda kendi inanislari ve deger yargilari cercevesinde hareket etmesini ifade eder.
    kitaplari ve diger calismalariyla ilgili daha ayrintili bilgi icin branden'in websitesi:
    website