şükela:  tümü | bugün
  • birinci dünya savaşı sonra kurulan mağlup ulus-devletler ve ikinci dünya savaşı sonrası sömürgelerin bağımsızlık kazanmış devletlerin bir bölümü bugünkü dünya konjonktürünü fırsat bilerek bağlı olduğu dünya sistemi içinden kopmaya çalışması öyle sanıldığı gibi kolay değil. örnek olarak türkiye’yi ele alabiliriz.

    anti-emperyalist söylemi kullanarak nato’dan ayrılma tehditleri savurmak kolaydır. fakat bu pratik anlamda ise çok zordur. nato’dan ayrılalım mı? bana kalırsa nato lağedilmeli. bunun gerçekleşmesi şu an için hayal. türkiye’nin 15 yıllık akp iktidarında islamcı ve milliyetçilere fazlasıyla kof bir güven geldi. bu tip kararlar almak dünya sistemi içindeki grift ilişkiler nedeniyle çok meşakatli ve bedel ödetici. bunun içinde ticaretten tutun da, askeri yapılanmaya, siyasetten tutun da kültürel ilişkilere kadar birçok parametre var. bu parametreleri bir çırpıda ben atıp gidiyorum demek için ülkenin insan kaynağının çok üst derecede katma değer yaratması lazım.

    ee senin doğal kaynağın yok, eğitimin dünya ortalamasının bayağı altında, sisyaseten yozlaşmışsın, hukukun çömüş, kültür, spor, sanatta nal topluyorsun, silah vb gibi stratejik malzeme üretmiyorsun, teknolojin ihraç, ota çöpe dini sokuşturuyorsun. sen kalkıp ben bağımsız olacağım diyorsun? senin bağımsızlık dediğin şey başka bir hegemondan diğer bir hegemonun kollarının altına girmekle olur. yani abd’yi bırak rusya’nın devleti ol. bu bağımsızlıktan öte çıkarların ve paranın oyunudur. topluma da ‘biz bağımsız artık’ diye de martaval okuma! çünkü bunların söylemlerine kanan birçok insan var. zannediyorlar ki rusya’nın altında harika bir devlet olacaklar?

    bu ülke bağımsız karar vermeye başladığından beri hem insan hakları alabildiğince çiğneniyor hem de ekonomik olarak çöküyorsun. tam bağımsızlık denen şey burada yaşayan muhaliflerin, eleştirilenlerin ezilmesi, hatta yok edilmesi demek. bu güvence olmadan hoopala bağımsız olacağınız şiarının sahtekarca olduğunu düşünüyorum.

    bu tip radikal ve toplumu etkileyecek kararlar verirken kurumsallığını doruk noktaya çıkarman gerekiyor. kurumsal olmadan, tek bir kişinin verdiği yerde sen dünya rahat bir şekilde koşturamazsın. koşturtmazlar seni. kurumsallık derken klasik bürokratik devletçi bakışıyla söylemiyorum. sadece belli bir kesme imtiyaz tanırsan o ülkenin diğer yurttaşları sana destek vermez. içinden gelmez. uzun süredir uyguladığın kutuplaşma siyaseti seni köşe sıkıştırır. hayatında evi ve parlemento arasında mekik dokuyan dar ve düşman zihniyetli bir adamı, derin devletin adamını yanına alırsan daha çook problem yaşarsın.

    not: maalesef ki solcularda da var bu anlayış. çıkalım da nasıl çıkacağız. aynı şeyi akp ve mc de söylüyor. peki bunun kurumsal ayaklarını kurmadan nasıl yapacaksınız? şu anki venezüalla gibi olsun? siz de aynı felakete götürürsünüz. bu bir zaman meselesi. 10 senelik 20 senelik plan yaparsınız ona göre hareket edersiniz. biz de evet oluyormuş, o zaman çıkabiliriz diye destek veririz.