şükela:  tümü | bugün
  • amerika'nın bu akşam ölürüm, beni kimse tutamazıdır bu film.

    evet, bu akşam ölürüm gibi çekildiği dönem insanları intihara sürüklediği, toplumu olumsuz etkilediği iddia edilmiş, türkiye'de gazetelerin son sayfalarında "intihar eden gencin, cinayet işleyen gencin, sevgilisini kesen gencin sinemada natural born killers filmini izlediği" haberleri yapılmıştı.

    bizim bu akşam ölürüm ayaklanmasının önderi reha muhtar'sa, bu filmin düşmanlarının öncüsü john grisham'dı. (hatırlamıyordum, google sağolsun) reha muhtar'ın murat kekilli'ye "kekilli misin, tekilli misin nesin?" demesi gibi oliver stone'a laflar hazırlamıştı.

    bizim murat kekilli bu eleştirilere "abi, eşek ölse, kekilli sen öldürdün diyorlar" diyerek acıklı ve mağrur bir tablo çizse de, bu filmin yönetmeni oliver stone eleştirenlerin hepsine "mal, gerizekalı, fuck" demişti.

    neyse bizdeki bu akşam ölürüm gibi, amerikalılar da natural born killers ile yaşamayı öğrendiler. film başyapıt olarak kabul ediliyor ve artık film kimseyi öldürmüyor.

    bu arada, bu iki benzer olaydan hareketle de, amerikalılar türk diyebiliriz. hatta john grisham ile reha muhtar kardeş.
  • hapishanede mickey ile yapılan röportajda mickey'nin söylediği şu sözler için bile izlenesi filmdir. zira aşağıdaki diyalog, zihinsel evrimin; düşünebilmek - sorgulayabilmek anlamında soru sorabilmek - doğru soruları sorabilmek - eyleme geçmek, zincirindeki tekamüle işaret etmektedir.
    "neden?" diye sormak, önemlidir ama bireyi daha ziyade bir şeyi yapmaya değil yapmamaya yönlendirir bir havası vardır. "değer mi?" "neden olmasın?" sorusu ise bireyi daha ziyade yapmaya, eyleme yönlendirir.

    "wayne gale: you just said an instant of purity was preferable to a lifetime of lies. i don't understand. what's so pure about forty-eight dead bodies?

    mickey: you'll never understand. me and you, wayne, we're not even the same species. i used to be you … then i evolved. from where you're standing, you're a man. from where i'm standing, you're an ape. i'm here … i'm right here … and you … you're somewhere else, man. you say, why? i say, why bother?"
  • quentin tarantino'nun senaryosunu videocu dükkanında çalıstıgı zamanlarda yazdıgı ve oliver stone'un fazla mesaj gönderme çabasından dolayı "keske bir de yönetseydi, o zaman dogru-yanlıs yorumu yapmak bize kalırdı" dedirten film.
  • bu filmle ilgili tarantino'nun "bu benim senaryom değil" diyip oliver stone'a bok atmaya kalkması bana stephen king'in "bu benim kitabım değil" diyerek tüm zamanların en iyi gerilim filmlerinden biri olan the shining ve dolayısıyla stanley kubrick'e bok atmasını hatırlatmıştır.
    evet güzelim sen tarantino'sun ve bu film birebir senin yazdığın senaryo değil lakin o da koskoca oliver stone, musade et kendi yorumunu katsın da kendi filmini yapsın adam. kaldı ki filmi tarantino kendi çekse muhtemelen yine çok keyif alacağımız ancak bir o kadar da apolitik bir aşk ve yol hikayesi izleyecektik ama işte oliver stone almış evirmiş çevirmiş ve şimdiye kadar yapılmış en sert medya ve toplum eleştirilerinden biri haline getirmiş.
  • --- spoiler ---

    mallory'nin anne ve babasını öldürdükten sonra kaçarlarken odasından çıkan erkek kardeşinin tek gözünün alexvari bir makyajla bezeli olması a clockwork orange'a yapılan bir göndermedir, tıpkı mickey'nin barda otururken süt içmesi gibi...
    bu filmi tarantino çekseydi ve devam filmi düşünülseydi, doğuştan katil olma potansiyeline pekala da sahip olan erkek kardeşin maceralarını izleyebilirdik belki de. bunu da tarantino'nun "kill bill'in seneler sonra devam filmini çekmek istersem baş kahramanım vernita green'in büyümüş olan kızı samantha olur" söylemine dayandırabiliriz.

    bir sahnede, psikiyatristin ağzından dökülen şu sözler ise aslında filmde tüm olup biteni çok güzel açıklar:
    - mickey ve mallory doğruyla yanlış arasındaki farkı biliyor. sadece umurlarında değil.

    keşke oliver stone da bu umurunda olmama halini biraz daha iyi yedirebilseydi filme...

    --- spoiler ---
  • filme alternatif bir son da çekilmiştir; buna göre "guardian angel" teması üzerinde durulmuştur. filmin en başında restoranda bir an yemek yerken görülüp yok olan, daha sonra da hapishanede yol göstermek üzere mickey ve mallory'nin karşısına çıkan adam bu rolü üstlenmektedir. wayne gale öldürüldükten sonra bu üçlüyü aynı araba içinde görürüz. filmin son sahnesinde görülen karavan içindeki mallory, mickey ve çocukları teması mallory'nin bir rüyası olarak anlatılır. arabadayken bu guardian angel ve knoxlar arasında tartışma çıkar; tartışma sonrasında mickey ve mallory'nin vurulması ile film sona erer. filmin gerçek sonuna göre tam tersi şekilde ilerleyen bir alternatiftir.
  • natural born killers soundtrack track list aşağıdaki gibidir:

    1. waiting for the miracle - leonard cohen
    2. shitlist - l7
    3. moon over greene county - dan zanes
    4. rock & roll nigger - patti smith
    5. sweet jane - cowboy junkies
    6. you belong to me - bob dylan
    7. the trembler - duane eddy
    8. burn - nine inch nails
    9. route 666 - brian berdan; robert downey jr.
    10. totally hot - remmy ongala; super matimila
    11. back in baby's arms - patsy cline
    12. taboo - nusrat fateh ali khan; peter gabriel
    13. sex is violent - jane's addiction
    14. history (repeats itself) - a.o.s.
    15. something i can never have - nine inch nails
    16. i will take you home - russell means
    17. drums a-go-go - hollywood persuaders
    18. hungry ants - barry adamson
    19. the day the niggaz took over - dr. dre
    20. born bad - juliette lewis
    21. fall of the rebel angels - sergio cervetti
    22. forkboy - lard
    23. batonga in batongaville - budapest philharmonic
    24. a warm place - nine inch nails
    25. allah, mohammed, char, yaar - nusrat fateh ali khan & party
    26. the future - leonard cohen
    27. what would i do? - tha dogg pound
  • "herkesin içinde bir şeytan vardır.bazıları bunu saklar,bazıları ortaya koyar.bu onların kötü olduğu anlamına gelmez." şeklinde bi mesaj taşımakta olan "güzide" film.iyi ve kötünün içeriği hakkında ironik sonuçlar koyar ortaya.gürültülüdür,hızlıdır,eğlencelidir vs...topluca izlendiğinde çevredeki insanların kaçının aslında gizliden gizliye birer sadist olduğunu anlamak kolaylaşır.
    onca kamera sallantısı ve hareketten sonra leonard cohen duymak pek bi tuhaf oluyor doğrusu.
  • tarantino'nun hikayesini satmaya karar verdiği zaman ne kadar üzüldüğü tahmin edilebilir, peki filmi gördükten sonra ne kadar üzüldüğü tahmin edilebilinir mi?
    tarantino "bu benim senaryom değil!" demiş(!), haklı çünkü hikaye onun. roman okunduğunda öyle pek çarpıcı bir medya eleştirisine sahip olmadığı, bir aşk hikayesi anlatıldığı görülür.
    eğer anlatıldığı gibi, tarantino'nun paraya ihtiyacı olup hikayesini satmadığını düşünürsek medya eleştirisinden çok bir aşk hikayesi izleyecek, robert downey jr.'ın canlandırdığı wayne gayle karakteriyle bu kadar içli dışlı olamayacaktık belkide. zaten bunun dolaylı bir kanıtını, tarantino'nun sadece senaryosunu satarak kendini biraz daha rahatlattığı true romance adlı filmde görüyoruz. kimileri bu film* hakkında; "katil doğanların ikincisi olacaktı ama tarantino katil doğanları beğenmediği için olmadı" yorumunu yapabildi.
    stone ve tarantino arasındaki tek benzerlik, kanımca, şiddeti kullanırken çekince yaşamamaları, bunu yapabilen pek az yönetmen olduğu gibi bu sayede anlatımı sağlamış olan kişi sayısı bunların arasından bir kaç kişidir.
    kurgu teknikleri birbirlerinden tamamen farklı olan iki yönetmenden bahsediyorum. buna örnek vermek gerekirse: eğer filmi tarantino çekmiş olsaydı, 1. sekansda; (kafe sekansı) yavaş çekimle mickeynin elinden fırlayıp, camı kırarak ilerleyen ve adamın göğsüne saplanan bıçağı göremeyecektik.
    ayrıca film farklı (stone farkı) bir kurgu anlayışıyla çekildiği için bende bir filmden çok belgesel izlenimi uyandırmıştı. kullanılan karakterlerin de bilerek ve isteyerek karikatürize edilmiş karaklterler olması seçilen sınıfın tamamını temsil etme kaygısını ortadan kaldırmıştır.

    yani durum şudur ki; filmi tarantino çekseydi slogan "this is true love" olabilirdi
    in the media circus of life they were the main attraction sloganı stone sayesinde oluşmuştur.
    başarılı bir medya eleştirisi olduğu kesin
    artık sinemaya eğlence adını veren, empoze ve sermaye sinemasından başka hiçbir ürün veremeyen amerikan sinemasında görmek istenilen türden bir film.
  • "bu filmi begendiniz mi:bu oliver stone,begenmediniz mi:bu da oliver stone"
    quentin tarantino'nun kendi guzelim seneryasonu bok edene stone icin soyledikleri