şükela:  tümü | bugün
  • bildiğiniz bir şehir yada bölgeyse benim yaptığım gibi kafanızda kuç uçuşu o bölgeyi düşünün ve gitmeniz gereken yöne doğru yolları kullanarak ilerleyin.
  • parmağınızı ıslatıp önünüzdeki kişiyi dürttükten sonda gitmek istediğiniz yeri sorun.
  • sehir icindeyse , otobus duraklarindaki haritalara kullanarak gidebilirsiniz...
  • navigasyon cihazının olmadığı dönemlerde yolu nasıl buluyorduk diye düşündüm de sevgili romalılar, ben mesela bulamıyordum.

    şöyle anlatayım.

    zaten oldum olası yön duygum çok iyi değildir. paris'te aynı yerden 4. kez geçtiğimde, bir çemberin etrafında döndüğümü fark etmiştim mesela. diğer 3 turda eyfel nerede diye havaya bakıyordum.

    zaten araba kullanırken yola bakıp öğreneceğime; dağa, taşa, buluta, kuşa baktığımdan öğrenemiyorum da yolları. bunun en acısını da istanbul'da yaşadım.

    bundan 9 sene evveli, çalıştığım firma tüyap'ta fuara katıldı. ben de prezentabl, oturmasını kalkmasını, nerede ne konuşması gerektiğini bilen, aile terbiyesi almış, içkisi-kumarı-karısı/kızı olmayan bir insan evladı olduğumdan firmayı temsilen bir gün de sen gelir misin dediler. *

    gelmem mi ya, ordan da hoop beşiktaş, gece de kopmalar diye düşünüyorum yalnız. fuar işin bahanesi. hızlıyız o zamanlar.

    şirketin havuz araçlarından birini aldım, arkadaşla koyulduk yola. akşama kadar fuar'da takıldık, kurabiye yiyip, nescafe içtik. akşam da benim planı gerçekleştirdik. gece de ikitelli'de kalacağız. navigasyon yok tabi o zamanlar, yolu tarif etmişler. ikitelli sapağını görünce döneceğim. 2-3 km gidince oralarda bir yerde karınca gibi etrafımda dönüp nan burası benim kalacağım yerdi diyeceğim. gelip alacaklar. plan böyle.

    araç bende, arkadaşla konuşa konuşa gidiyoruz. 5-10 dk arayla tabelalara bakıyorum ikitelli sapağını görmek için, görmeyince devam. örnekleme frekansı 5-10 dk yalnız. arada denk gelirse yapacak bir şey yok.

    tabi konu konuyu açarken baya gitmişiz. baktım şehrin ışıkları bitti, karşıdan ışıkları görüyorum. kafamı kaldırdım, ikitelli sapağı yazan tabela göremedim. yiğitliğe de laf ettirmiyorum, kaybolduk diyemiyorum arkadaşa. şurdan azıcık yakıt alalım da yolda kalmayalım bahanesiyle gördüğüm ilk benzinliğe girip, pompacıya "abi ikitelli sapağı nerede diyorum?".

    adam beyler ağalar istanbul ne tarafta demişim gibi suratıma manasız manasız bakıyor.

    sonra da sen burdan u dön, 1.5 saat git sonra bir daha sor diyor. meğersem tekirdağ'daki benzin istasyonuna sormuşum.

    ulan ne bilelim, istanbul'lu değiliz, büyük şehir dediniz diye daha gelmedik sandım.

    neyse kısacası, navigasyon olmayınca ben yolumu bulamıyordum. allah o dönemleri bir daha yaşatmasın, amin.