şükela:  tümü | bugün
  • 5 padisah gormus olan nayi osman dede galata mevlevihanesinde neyzenbasilik yapmistir.seyh gavsi dedenin olumunden sonra ise istanbulun bu en buyuk mevlevihanesinin seyhi oldu. devrinin emsalsiz virtozlugunun yaninda usta bir hattat ve sairdirde...
  • bazı kaynaklar gelibolu'lu olduğunu, küçük yaşında istabul'a geldiğini bildiriyorsa da hakkında bilgi veren kaynakların çoğu istanbul'lu olduğunu ve vefa semtinde doğduğunu söylüyor. babası süleymaniye darüşşifası reis'ül-hüddamı süleyman efendi'dir.

    eserleri:

    1-mevlevi âyinleri:rast, hicaz, uşşak ve çargâh makamlarından bestelemiş olduğu dört mevlevi âyini başlı başına birer sanat olayıdır. bunlardan hicaz makamındaki âyinin tamamı unutulmuşken, edirneli bir dervişin hâfızasından, birinci ve ikinci selâm'ın tamamı, üçüncü selâm'ın bir bölümü tesbit edilmiştir.

    2-rabt-ı tabiat-ı mûsikî:bir edvâr kitabıdır;mûsikî ile ilgili eserlerden söz eder.

    şiir şeklinde ve farsça yazılmıştır.

    3-miraciye:türk mûsikîsi'nde şaheser bir beste örneğidir. segâh, müstear, dügâh, neva ve hüseyni makamlarında beş bölüm olarak bestelenmiş, her bölümün başı tevşihlerle süslenmiştir. ancak, neva bölümünün on sekiz mısraının bestesi unutulmuştur. miraciye'nin sözleri eksiksiz bir şekilde derlenerek, 1895 yılında maarif nezareti evrak müdürü ali galip bey tarafından bastırılmıştır.

    4-gazeller, nazireler, na'tlar

    5-türk mûsikîsi'nde kullanılan perdelerin baş harflerini alarak arap alfabesine dayalı bir nota yazısı bulmuş ve bu konu ile ilgili bir kitap yazmıştır. bu eserin iki müshası yakın zamanlara kadar yenikapı mevlevihânesi'nde iken sonradan kaybolduğundan geniş bir bilgi elde edilememiştir.

    6-saz eserleri:osman dede klâsik mûsikîmizde önemli bir saz eseri bestekârıdır. eserleri yeni mûsikî öğrenenler, hele ney çalmağa çalışanlar için öğretici özelliktedir. bu eserler kendisinden sonra gelen bestekârlara örnek olmuştur.
  • şu ana kadar dinlediklerim içinde en iyilerinden olan uşşak mevlevi ayinini yazan besteci.
  • hakkında tam ve net bilgi yoktur.
  • türk tasavvuf ve dini musikisinin, belki de islam coğrafyasının tasavvuf musikisinin kutbu sayılabilecek mi'raciye'yi bestelemiş, biz ise bugün bu eserden bihaber olmaktaki zerafetimiz bir yana, tarihte eşine az rastlanır bir vefasızlıkla böyle bir eserin beste ve güftesini kısmen unutma başarısını göstererek yapmak kadar yıkmakta da ne kadar cevval olduğumuzu tüm medeniyete göstermişiz.

    ruhun şâd olsun bu mi'racta da yâd eyleriz seni dedem
  • büyük adamdır vesselam. bestelediği dört adet âyîn-i şerîf * mûsiki küliyatımızda bin yıllık koca çınarlar gibi öylece durur.

    bu dört âyîn-i şerîf in, hafız ve ses sanatkârı ahmet çalışır tarafından son derece etkili bir icrası mevcuttur.

    ayrıca nâyi osman dedemin bestelediği miraciye ise son yıllarda yeniden hatırlanmış, özellikle segâh bahri muhtelif topluluklarca seslendirilmiş, mûsikişinasların gönülleri bu vesile ile coşup coşup taşmıştır.

    ruhû şâd, ahir ömrü bereketli, feyzi üzerimize olsun.
  • 12 veya 13 yaşımda hüseynî miraciyye ile tanıştım osman dede ile. ve akla hayâle sığmayan sanatı, ilâhî tecellîyi işitince aynı gün korkum başladı. ya onun seyrinden başka seyir yabancı gelirse şu kulağıma?

    ya kâni karaca, bekir sıtkı'dan gayrısı kulak tırmalaması olduğu gibi osman dede için de aynısını hissedersem n'olurdu?

    toplam altı bahir mi'râciyye ve dört âyinden başka elimize bir şey geçmemişken hem de!

    önceleri bu korkum hiç tecellî etmedi. onlarca bestekârdan ne bulsam, ne çalınsa kulağıma, ne öğretilse hepsini dinleyip ezberlemeye gayret ediyordum. tâ ki çârgâh âyinine kadar. çârgâh âyini özüme yol alışım, dönüm noktamdı. öyle sanatlı, öyle dopdoluydu ki her işittiğimde özüme düşüyordum.

    ve hiç bir korkum beni osman dede'nin sanatı, kalbinin güzelliği kadar mutlu etmedi. ve açgözlülüğüme kızdım! zirâ geriye dokuz tane kıyas kabul etmeyecek şâhikalar vardı. her gün birine râm olmak, onuncu günün başında aynı ferâhlığa ve berraklığa tekrar dönmek târifsiz bi' his.

    yaşadığım, ayak bastığım şu topraklara değmiş, râyihâsını bırakmış olması bile mutluluk benim için.