şükela:  tümü | bugün
  • orjinali "wenn es einen gott gibt muß er mich um verzeihung bitten."

    ingilizce'ye "if there is a god, he will have to beg for my forgiveness," diye çevrilmiş yani, "eğer bir tanrı varsa onu affetmem için yalvarmak zorunda."

    bir şeyin olması istendiğinde tanrı'ya dua etmek, bir şey olduğunda tanrı'ya teşekkür etmek demek tanrı'nın dünya üzerinde olan olaylara müdahele edebildiği demek. bu inanca göre de hiçbir suçu olmadığı halde işkence gören, tecavüze uğrayan, ufacık çocukların gaz odalarına götürülüp katledildiğini, dövüldüğünü gören bir kurbanın bu lafı etmesi çok mantıklı ve doğaldır. bir tanrı varsa ve olaylara müdahele edebiliyorsa neden bu vahşeti durdurmamıştır?

    (bkz: ateist olma nedenleri)
  • al capone'un da dediği gibi:

    “çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an tanrı'ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. bir gün tanrı'nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. ertesi gün gittim kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce tanrı'ya günahlarımı affetmesi için dua ettim."
  • bir zamandan sonra insanın hayat felsefesi olabilecek bir söz.
  • söz konusu tanrı ise hikmetini hiçbir şekilde kavrayamayacağın bu nedenle huzursuz olacağın olaylar silsilesi zihnine ve ruhuna çöker... söz konusu tanrı ise hiçbir şey zahiren göründüğü gibi değildir, fakat bu acı söz gerçekten oldukça kalbime dokundu.

    çaresizliğin ve kaosun içinde muhtaç bir insanın isyanı burada insanın aklı tutuluyor ve kalbi sızlıyor. aciz aklımla ne kadar düşünürsem düşüneyim bu tip olayların hikmetini kavrayamayacağım ve kavrayamayacağız. kısmen zor bir hayat yaşayan bir birey olarak ben tanrının varlığına inanıyorum zaten inancın kendisi imtihanın özüdür ve tanrının bir gün ruhuma ve zihnime tamamiyle sonsuz ışığını tutacağına inanıyorum...
  • (bkz: teodise)
    (bkz: kötülük problemi)
    (bkz: külli senaryo)
    (bkz: cüzi akıl)
    (bkz: el adl)

    üniversite birinci sınıfta ivan karamazov ile gündemime giren teodise meselesi tam yedi yıl gündemimi meşgul ettikten sonra iyilikleri de yaratan tanrı'yı öldüremediğim için kötülüğe izin veren tanrı'yı tanımaya karar verdim.

    (çağın ruhu gereğince "nasihat" sözcüğü kadar sevimsiz bulunan, anti-propogandası yapılan kelime azdır, farkındayım. sevimsiz olmayı göze alarak...) bu sayfada yazılanları okuyup acı çeken akıl ve ruhlara hakkı ve sabrı tavsiye edeceğim:

    yukarıdaki kelime ve kavramları öğrenin ve üzerine düşünün.
    kur'an ve mesnevi'den hz. musa ve hızır'ın yolculuklarıyla ilgili bölümü okuyun, tefekkür edin.
    şöyle yardım isteyebilirsiniz: "allah'ım sen hakkı ve gerçeği bilerek doğru hüküm verensin, zulmetmeyi sevmezsin, sınırsız ve sonsuz adalet sahibi, mutlak adilsin, zulmü ve zalimi sevmezsin. insanlar ve hayvanlar arasında hükmederken onlara ait en ince ayrıntıları, niyetleri ve davranışları bilen yalnız sensin. herkese ve her şeye adaleti şamil, hiçbir şeyi atlamayan, hiçbir ayrıntıyı unutmayan yine sensin. imanım üzerindeki bu yükü kaldırmama yardım et, adaletinden şüphe duyan kalbime yardımını eriştir, imanıma güç kuvvet ver, eğer kaldırabileceksem bana sırlarını aç ve imanımı tahkik eyle, kaldıramayacaksam gönlümü teskin et ve şüphelerimi yatıştır, perdelerin kalkacağı güne kadar bana sabır ve sulh ver. "

    yardım ve inayet beklemek, topu taca değil yukarıya atmak yerinde olur.

    hemen dinden çıkıp havlu atıvermek kısa vadede temiz çözüm gibi görünse de uzun vadede kendine zulmetmenin en kesin yolu.
    dinden çıkmak da bir seçenek ve bir yere kaçmıyor duruyor orada. azıcık gayret, az sabır.