şükela:  tümü | bugün soru sor
  • alman araştırmacı yazar norman ohler, yaklaşık üç yıl önce "der totale rausch" adlı kitabında neredeyse 70 yıldır söylentisi dönen nazi rejimindeki yoğun uyuşturucu madde kullanımını adolf hitler'in kişisel doktorunun kayıtlarını ve diğer çeşitli kaynakları derinlemesine araştırarak ortaya çıkarmış. aslında bu kitap bir bestseller ve (sanırım türkçe hariç) 25 dile çevrilmiş.

    ohler araştırması sonucunda wehrmacht'taki (alman silahlı kuvvetleri) sıradan askerlerden hitler'in kendisine kadar nazi rejimindeki birçok kişinin düzenli olarak uyuşturucu kullandığı sonucuna varmış.
    özellikle kristal meth olarak da bilinen metamfetamin kullanımı çok yaygınmış. 1940’ta fransa’yı başarılı bir şekilde işgal etmeden önce wehrmacht birliklerine "milyonlarca" pervitin dağıtılmış. pervitin de bu maddenin hap haline getirilmiş şekli.

    berlin merkezli temmler ilaç firması tarafından geliştirilen pervitin, ilk 1938'de piyasaya sürülmüş ve uyanıklık ve depresyon önleyici bir sihirli hap olarak pazarlanmış. bunu satın alması da çok kolaymış, hemen tezgahtarın önünde dururmuş. bir askeri hekim olan otto ranke, 90 üniversite öğrencisi üzerinde bir pervitin deneyi yapmış ve aldığı sonuçlar sonrası, ilacın almanya'nın savaşı kazanmasına yardım edebileceğine karar vermiş. pervitin kullanan wehrmacht askerleri günlerce uyanık kalıp dinlenmeden çok daha fazla yol katedebiliyorlarmış.

    nisan 1940’ta yayınlanan bir sözde “uyarıcı kararname” ile 35 milyondan fazla pervitin ve ısophan (knoll ilaç firması tarafından biraz modifiye edilerek üretilen bir versiyonu) nazilerin ardenler üzerinden fransa'ya saldırdığı yıldırım baskınlarında ön cepheleri iyice coşturmak için askerlere gönderilmiş. almanların ikinci dünya savaşı sırasında uyuşturucu kullanımında yalnız olmadıklarını da not etmek gerekir; müttefik askerlerin de savaşın yorgunluğunu hissetmemek için benzedrine şeklinde amfetamin (hız) kullandıkları biliniyormuş.

    nazi liderlerine gelince, ohler’ın araştırmasına göre, her biri kendi özel seçtikleri uyuşturucuları tercih ediyorlarmış. kitabı almanya'da ilk yayınlandıktan sonra verdiği vice röportajında ohler şunları söylemiş:
    “...hepsi her hapı / uyuşturucuyu almıyordu. bazısı fazla, bazısı az kullanıyordu. bazıları metamfetamin kullanıyordu - örneğin, uçak ihale ve tedarik şefi ernst udet. diğerleri ağır anestezik haplar kullanıyordu. mesela göring, ki o dönem morfin kullanımından adı möring'e çıkmıştı..."

    ödüllü bir romancı ve senarist olan ohler, başta uzun yıllardır hep söylentileri dönen nazilerin uyuşturucu kullanımı hakkında bir roman yazmayı planlamış. ancak sonra hitler’in kişisel doktoru theodor morell’in bıraktığı detaylı kayıtları bulduğunda fikri değişmiş, kurgu yerine gerçekleri yazacağı bir kitaba karar vermiş. yıllarca morell’in koblenz’deki federal arşivde, münih'teki çağdaş tarih enstitüsü'nde ve washington'daki national archives'te tutulan kayıtlarını incelemiş.

    önceki hitler biyografilerinde nazi rejimi tarihinde küçük bir figür olarak görülen doktor morell'in hitler'le tanışması reich'in resmi fotoğrafçısı heinrich hoffmann'ı tedavi edişi sonrası diye biliniyor. morell, hitler’in bağırsak sorunlarına yardımcı olan bakteri bazlı bir tedavi uyguladıktan sonra dokuz yıldan fazla sürecek olan karşılıklı sadakat ve bağlılık dolu bir ilişki başlar. bu süre zarfında morell’in notları, onun hitler’e neredeyse her gün amfetamin, barbitürat (yatıştırıcı) ve afyon gibi çeşitli ilaçları enjekte ettiğini gösteriyor.

    hitler'le olan yakın münasebeti sayesinde morell, nazi almanyası'ndaki yüksek statü sahibi kişileri de şemsiyesi altına almış; reçetelerini de yazdığı antetli kağıdında kendisi için “führer'in kişisel hekimi” yazıyormuş. boğaların testisleri de dahil olmak üzere çeşitli hayvan kısımlarını kullanarak vitamin ve hormon ilaçlarını toplu üretmek için büyük bir çek şirketini (daha önce yahudilerin sahip olduğu) bile satın almış.

    "hitler hiç pervitin kullanmamış bile olsa, bu denemediği çok az maddeden biri olurdu" demiş ohler.
    morell'in kişisel notları, hitler’e, başta eukodal (sentetik afyon oksikodonu) olmak üzere yıllar içerisinde yaklaşık 800 enjeksiyon yaptığını gösteriyor. savaş ilerleyip işler mihver devletleri için kötü gitmeye başladığında, morell’in hitler’e ilk kez eukodal verdiğini görüyoruz. 1943 temmuz'unda benito mussolini ile yapacağı önemli bir toplantı öncesi diğerlerinin yanında ilk doz eukodal'i de vermiş.

    ohler, kitabının nazilerin savaş suçlarını tamamiyle uyuşturucu kullanımına bağlamaya çalışmadığını da belirtmiş. bazılarının savaş sırasında aldığı uyuşturucularla ilgili olabileceğini öne sürmesine rağmen, hitler’in "kavgam" kitabının yazımı ve bununla bağlantılı politikaların 1930'larda yani ağır uyuşturucu kullanımına başlamadan önce gerçekleşmesi uyuşturucunun tek başına neden olmadığını gösteriyor.

    kaynak:
    https://www.history.com/…partner_pubexchange_module
  • ikinci dünya savaşında çoğunlukla anfetamin kullanılmıştır.
    (bkz: anfetamin)

    bir çok ilacın kökeninde anfetamin vardır.
    bahsedildiği gibi ''ver coşkuyu hurraaaa savaşa'' modunu yakalamaktan öte,
    genelde;

    - az uyku
    - az yemek
    - az yorgunluk
    - hissizlik için kullanılmıştır. ( küçük yaralanmaları endişe etmemeleri için )

    zira bu ilaçlar;
    iştahı keser,
    yorgunluk hissini geciktirir,
    uyku ihtiyacını azaltır.
    bununla beraber adrenalin seviyesindeki ciddi artıştan dolayı da biraz daha fazla cesur olmalarını, agresif olmalarını da sağlar.
    cephede 3-4 gün uyumadan durabilecek adamların varlığı savaşlarda önemlidir. buna salt uyuşturucu kullanarak savaşa gelmişler gözü ile bakılmaz. bir çok ülke askerleri veya askeri nizamı bulunmayan örgütler de kullanmaktadır.
    ikinci dünya savaşında almanlar ile birlikte en çok japonlar kullanmıştır.

    tabi bunlar ile birlikte bir çok kötü yanı da vardır ama zaten savaşta ölmesi büyük ölçüde gerçekleşecek adamların, depresyona girmelerine, bağımlı hale gelmelerine kimse aldırış etmez.