şükela:  tümü | bugün
  • bir kaç sebebi var temelde.

    şu anda lig inanılmaz para kazanıyor ve inanılmaz bir para dağıtıyor. internet üzerinden her türlü hareket inceleniyor irdeleniyor.

    oyuncular basketboldan çok kendilerini düşünüyorlar. dağıtılan paraların büyüklüğü ve oyuncuların inanılmaz şımarıklılıkları (draymond green bu hakemler benimle konuşmuyorlar, bana nasıl cevap vermezler, bana nasıl git ya da sus diyebilirler diye günlerdir ağlıyor) basketbolun kendisine zarar veriyor.

    ligin en iyi iki takımı play off'lar öncesi karşılaşıyorlar ve iki takım da sahaya yedekleri ile çıkıyor. geçen sezonun son 20 maçlık bölümü kabus gibiydi.

    all star maçları tam bir soytarılığa döndü.

    ligin son 20 maçı resmen eski all star maçları gibi oynanıyor özellikle sıralama ve yer belliyse.

    düşünün poster olma korkusu ile nerdeyse kimse smaca giden adama blok yapmaya cesaret edemiyor hemen altından kaçıyorlar. oysa eskiden ne olursa olsun savunma yapmaya çalışılırdı, şimdi poster olma korkusuna (özellikle griffin sonrası) kimse savunma yapmıyor.

    oyuncu karakterleri yerlerde sürünüyor. bencilliklik konusu aldı başını gitti lig tarihinin gördüğü en bencil en umarsızca istatistik kasan, takım arkadaşlarının emeğini çalan adamı mvp seçtiler.

    popülerlik ve gelir arttıkça centilmenlik, saygı, önce takım gibi kavramlar yok oluyor. özellikle amerikalı oyuncular önce benden başak bir şey bilmiyorlar.
  • rekabet elbette önemli bir etken ama, sanırım oyuncu karakteri bu erozyonda başı çekiyor.

    eskiden her oyuncunun kendine has bir karakteri olurdu. jordan, magic, bird, barkley, iverson, mcgrady, dumars, shaq, carter, mutombo, kobe, duncan, alonso vs... kimi başarılıydı, kimi daha başarılıydı. ama hepsinin kendine has bir karakteri vardı. renkli insanlardı. bu isimler sayıldığında insanın aklına basketbolları dışında bir de kişilikleri gelirdi. kişilikleri basketbollarına yansırdı.

    şimdiki yıldızlar neredeyse aynı tornadan çıkmış gibi tek örnek. rose, george, paul, carmelo, durant, lebron, thompson, lillard, wall, irving, love, davis... boy/kilo ve isim vermeden birisini anlatmaya çalışsan, hangisi olduğunu tahmin etmek bile imkansız. iyi basketbolcular ama (eskilere kıyasla fena halde) silik karakterler.

    elbette artık oyuncuların rekabet etme içgüdülerini kaybetmeleri de bir diğer etken. çağının en iyi oyuncusu denilen adam bile, rekabetten kaçıp çevresinde konferans all-star'ı takım oluşturma derdinde.
  • nba maçları zevk vermiyor cünkü nba'i nba yapan hayvani pivotlarıydı bence. şimdi herkes üclükcü bu ne aq.
  • yaş ile alakalı olduğunu düşündüğüm durum.

    artık iş güç ev bark durumlarından dolayı hergun takip edememe, maçları az izlemeden kaynaklıdır.

    eğer hiç ara vermeden izlemiş olsaydık istemsiz inovasyon durumu olacaktı ama 3-5 yıl ara verip bıraktığımız yerde bulamamak hepimizi üzüyor.

    hoscakal tracy mcgrady jason williams mike bibby
  • oldukça subjektif bir konu bu. eskisi kadar keyif almayana kimsenin çıkıp da "nasıl almazsın lan amına koduğum, alacaksın!" diyecek hali yok da, gösterilen bazı sebepler insanın sıçma organıyla gülmesine sebep oluyor.

    şimdi siz post oyununu daha çok sevdiğiniz için spacing'e bağlı, daha fazla dış şutun kullanıldığı modern nba'den eskisi kadar zevk almıyor olabilirsiniz, buna diyecek bir şey yok. ama bunu "herkes karı gibi üçlük atıyo amk bu ne" seviyesine indirgerseniz orada bir dur derler. bu basketbol, hücum anlamında tartışmaya açık olmayacak bir şekilde çok daha fazla taktiksel varyasyon gerektiren, topsuz oyunun çok daha önemli hale geldiği, durdurulması için savunmaların çok daha kusursuz yapılmak zorunda kalındığı bir basketbol. ha dersiniz ki "abi kafa yoramam, post'ta shaq tipi bir adama indirsinler topu, bana o pivot hareketlerini izlemek yeter", yemin billah eyvallah çeker tartışmayı daha da fazla uzatmam.

    gelelim "eskiden efsane olan takımların yerini tırt takımlar aldı" olayına. şimdi burada en başta yazıyla sıfır, rakamla 0 şampiyonluğu olan, sadece 2 kez konferans şampiyonu olmuş jazz'ın efsane takımlar arasında gösterilmesine bir götümle güleyim de, asıl konuya öyle geçeyim. bir takımın iyi olmasının sizin maç izlemek için daha fazla vakit bulduğunuz zamanlara denk gelmesi, onu efsane yapmaz, geçelim.

    ulan nba'i nba yapan en güzel detay bu? ne istiyorsunuz arkadaş, salary cap'i kaldıralım, lakers gibi, knicks gibi, celtics gibi büyük market takımları her sene yardırsın mı istiyorsunuz? 3 senedir gsw'nin yaptığını (ki son yıllarda olayın tadının biraz biraz kaçmasının yegane sebebi budur bence) bu saydığım büyük market takımları sonsuza kadar yapsın mı istiyorsunuz? böyle bir mantık olabilir mi yahu ahah. bir küçük market takımının her geçen yıl ufak ufak mükemmel bir şekilde yapılanarak başarılı olmasından daha keyifli ne olabilir? çıldırmayın lütfen.
  • özellikle stephen curry ve gsw'nin, basketbolun bug'ını bulduktan sonra vuku bulmuş olaydır.
  • o daha ziyade eski efsane takımların yerini yıllarca taşak oğlanı olmuş takımların almasındandır.

    90'larda ve 2000'lerde cavaliers ile golden state gibi takımlar gelenin geçenin tokatladığı cinstendi. nerede bir lakers, jazz, bulls nerede bunlar. o günleri görmüş insanlara sempatik gelen takımların bugün diplerdeki hali tabi ki tuhaf gelir, ilgi düşürür. normaldir.
  • jordan bıraktığından beri var böyle bir şey. duncan reis de bırakırsa dükkanı kapatırız artık.
  • dogru bir onerme ancak normal sezon maclari olarak degistirmek daha dogru basligi. playofflarda hala heyecan, savas, dramalar gormek mumkun.

    normal sezonun keyif vermemesinin bence birkac sebebi var. soyle siralayim:
    - star oyuncu eksikligi. zaten topu topu birkac star oyuncusu kalan bir ligde birde bu oyuncular sakatliklarla bogusur hale gelince, elde fazla birsey kalmadi. kobe gitti, durant hala dogru duzgun toparlayamadi iki mac oynuyor, dort mac yok, drose sozde dondu sakatliktan ama eski patlayiciligi kalmamis, lebron kariyerinde ilk kez bu kadar mac kacirdi, dwade desen kendini playofflara kadar saklama pesinde, howard'in ne halde oldugu belli degil, spurs hala bir maci tam kadro oynayabilmis degil, vs vs.
    - temiz oyun yapacaz diye itisip kakismak oyundan tamamen cikartildi. nerede o eski star oyuncu kavgalarini gormek? bi olay oluyor, herkes ilk once star oyuncuyu olay yerinden cikartmak pesinde. hadi 2004 indiana-detroit pespayeligini kimse istemiyor ama bilmiyorum barkley-shaq kavgasi gibi bir star yumruklasmasini bir kez daha gorebilecek miyiz?
    - oyun cok yavaslamis durumda. tv reklam molalari, bi suru time out falan derken, oyun artik oyuncu inisiyatifinden cok koclarin 24 saniyelik cizimlerine dustu. hele macin son 2-3 dakikasi 15 dakika surmuyor mu lanet olsun diyorsun bitse de kanali degistirsem diye.
    - yillardir one-and-done mentalitesinden oturu, kolejden gelen oyuncularin gercekten caylak durumda olmasi. eskiden nba'e kolejden gelen 22 yasindaki tipler pismis oyuncular olurdu, takimlarina aninda katki yaparlardi, izlemek zevk verirdi, simdi 18 yasinda celimsiz dingillerden star uretilmeye calisiliyor. draftlarin pek bir anlami yok, cunku tamamen loto oynuyor takimlar, 8-10 maclik kolej kariyerlerine gore adam seciyorlar. ornegin kyrie irvingle piyango vuran cavs, anthony bennettle sicti kaldi. o yuzden dipteki takimlar 1 numaradan bile secseler aninda geri donum alamaz oldular. 18 yasindaki caylak tam pistiginde de kontrat sezonu oluyor, basip gidebiliyor. lig tam bir dengesizlik icinde bu sebeple.
  • gerçektir, ve nedenlerden biri de basketbolun artık rakip oyuncuya manidar bakmanın bile faulle cezalandırıldığı bir oyun olmasıdır.