şükela:  tümü | bugün
  • bu guzel filmde levent kirca ve $ener $en kufelik bir halet-i ruhiyede bagirmaktadirlar:
    l.k : bu kadinlarin hepsi olsun ulan!
    $.$: yoo..namuslular olsun,ehehe, orospular kalsin.
  • bu ölmez eserde ekranda çıkan tamamlayıcı sözler şu şekildedir:

    (bkz: elbette sefil olursa kadın alçalır beşer)
    (bkz: dünyada en iyi kadın anasından doğmayandır)
    (bkz: olmaz olmaz deme olmaz olmaz)
    (bkz: anlaşıldı vehbi'nin kerrakesi)
    (bkz: ey hayat aşksız sen nesin?)
    (bkz: iç bade, güzel sev var ise akl-ı şuurun)
    (bkz: bir kurşunla vurul da bir kadına vurulma) *
    (bkz: nikahta keramet vardır derler ama inanma)
    (bkz: ölmüş eşek kurttan korkmaz)
    (bkz: evlilik aşkın mezarıdır)
    (bkz: iki testi tokuşunca biri elbet kırılır)
    (bkz: balık ağa düşünce aklı başına gelir)
    (bkz: vakitsiz öten horozun başını keserler)

    ________________
    filmde geçen bazı repliklere bakalım şansal...

    ________________
    şakir: yaz kızım 200 torba çimento 20 kamyon çakıl...

    ________________
    nuran: tükürsene ulan babanın suratına!

    ________________
    orhan(oturacakları evin lüksünü görünce): ben oturamam bu evde.
    özden: biraz zevsiz döşenmiştir. biliyorum...
    orhan: zevksiz mi?
    özden: ...ablamla eniştem oturuyordu. onlar ingiltere'ye yerleşince...
    orhan: bu kat sizin mi?
    özden: bütün apartman bizim.
    orhan: ah yaa...

    ________________
    orhan[içses]: avusturya'da karşılaşmışlar, iyi mi?

    ________________
    özden(erol için): uludağ'dan tanırım. geçen kış avusturya'da beraber olduk.
    orhan: beraber mi oldunuz?

    ________________
    akın: özden burdaymış dediler. öz!

    ________________
    özden[içses]: sevdiğinden mi kıskanıyor, yoksa manyak mı?

    ________________
    orhan[içses]: hemen de açık veriyorum. biraz kasılsam ya...
    özden[içses]: bu şaşkın hâlini seviyorum. aptal mıyım ne?

    ________________
    orhan[içses]: demek rıfat'la da ilgisi yok. peki kimlen ilgisi var bu kadının?

    ________________
    orhan[içses]: bi de reggiani çıktı...

    ________________
    nuran: bak... günahını almiyim. benim şakir, seninki kadar öyle kıskanç, çekilmez bi adam değildir doğrusu. tek kusuru çapkınlığı...
    özden: aah! orhan çapkınlık yapsa öpüp başıma koyucam!

    ________________
    şakir: keşke ben de avukat olsaydım da senin davana ben baksaydım. görürdü gününü o özden olucak karı! afedersin, karına karı dedim...

    ________________
    nuran: memur bey, memur bey! bey biraz kocam olur da benim...

    ________________
    nuran: seni hayvan gibi seviyoo..
    özden: evet, hayvann gibi...

    ________________
    orhan: aklıma geldi. bu akşam bizimkiler yemeğe bekliyolardı da...
    özden[içses]: bu akşam annesine gidebilmek için mi barıştı benimle?.. kötü niyetlisin özden. orhan bu kadar hesaplı olamaz.
    orhan[içses]: annemlere söz vermeseydim, bu kadar çabuk barışır mıydım acaba?

    ________________
    orhan: biraz daha koka kola versene enişte...

    ________________
    şakir: bi formül bulsak?
    orhan: nasıl bi formül?
    şakir: çocukları da biz doğuralım.
    orhan: cık... olmaaz. bütün kadınları.. khııkk...
    şakir: yoo... hepsi olmaz! namuslular ölsün, orospular yaşasın...

    ________________
    --özeleştiri sahnesi--
    orhan: asıl suçlu olan biziz sayın yargıcım. biz erkekler. ne kadar okumuş olsak, alışkanlıklarımızdan, şartlanmalarımızdan vazgeçemeyiz. lâfa gelince, kadınlarla eşit olduğumuz kabul ederiz ama evlenince hemen despotluğa başlarız. çalışmasına engel olmaya kalkarız. ruhsal bakımdan hazır olup olmadığını düşünmeden çocuk isteriz. harem düzeni çoktan yıkılmıştır ama biz karımızdan gene de bize cariyelik etmesini isteriz. karımız hakkını aramaya kalkarsa kabalaşırız, bağırırız, çağırırız. fazla bunalırsak dayak bile atarız. üstelik gene de kendimizi haklı buluruz. suçlu benim sayın yargıcım. beni son defa olarak bağışlamasını istiyorum sayın yargıcım. yaptığım saçmalıkları tekrarlamayacağıma, iyi bir eş olmaya çalışacağıma söz veriyorum sayın yargıcım.

    özden: asıl biz haksızız sayın yargıcım. biz okumuş kadınlar. yuvayı yapanın dişi kuş olduğunu unutturmuşlar bize. benlik, bencillik aşılamışlar. haremden çıkarmışlar ama birey de yapamamışlar. kendi törelerimizden vazgeçip batılı olmaya özenmişiz ama onu da yüzümüze gözümüze bulaştırmışız. en doğal kadınlık görevlerini yerine getirmeyi aşağılanma saymaya başlamışız. kadının en kutsal görevi olan analık bize yük gelmeye başlamış. analık artık bana zor gelmiyor sayın yargıcım. çünkü.. çünkü bi bebek bekliyorum ben de...

    ________________
    çocuk: anne, tüküriyim mi?
    nuran: aaa! hiç insan babasına tükürür mü? terbiyesiz.

    ________________
    şahane filmdir vesselâm. hâlâ güncelliğini muhafaza etmesinin yanında, 64 kısım tekmili birden tam türkiye'ye ait bir kadın-erkek ilişki haritası çizer. yüzü batıya dönük kadınla, batıyla doğu arasında cereyanda kalmış bir adamın özelinde öyle güzel bir profil çıkarır ki, sen de dayanamazsın, şapka çıkarırsın. atıf yılmaz'a, sadık şendil'e, levent kırca'ya, nevra serezli'ye, şener şen'e, perran kutman'a, adie naşit'e, neriman köksal'a, hepsine...
  • - karıma bundan sonra özden hanım diyeceksin!
    - o da bana rifi diyor?
    - nedir o rifi rifi? köpek misin sen?
  • - bak sana ne aldım!
    - reggiani !....refi sen bir çılgınsın!....sadece refi bilir reggiani sevdiğimi.
    - karımı benden daha iyi tanıyo...

    (bkz: serge reggiani)
  • 1979 yapımı atıf yılmaz filmidir.

    sinematürk yazarı eylül fırtınası tarafından filme dair kaleme alınmış bir yazı:

    "bir kadın ve bir erkek...
    kulağa ne kadar hoş, tatlı ve romantik geliyor değil mi?
    şiir gibi…
    “bir kadın ve bir erkek” belki dünyanın en kısa hikayesi…
    belki de onlarca ciltlik bir aşk romanının başlangıç cümlesi.
    romanın baş langıcı belli de sonu nereye varır bilinmez.varın sonunu siz getirin.
    bazılarımızın romanı leyla ile mecnun misali bir destanla noktalanabilir.bazılarımızın hayal gücü o kadar geniştir ki, roman, 3.dünya savaşı’nın patlak vermesiyle nihayete erebilir.
    siz bakmayın yüzyıllardır bir erkeğin bir kadına olan aşkına dair döndürülen tevatürlere, yazılan manzumelere,destanlara…
    aldanmayın gönül yaylarını gevşeten içli parçalara, çekilmiş onca mendil çürüten filmlere.
    bel bağlamayın aşk üzerine edilmiş binbir türlü janjanlı, sadri baba’nın deyimiyle “ıspanaklı” laflara… evet, aşk iyidir, güzeldir, bulutlarda uçurur, aptal aptal gülümsetir, eşekten düşmüş karpuza döndürür, feleği şaşırtır, aklı karıştırır, kana kuvvet, göze fer, beyne ciladır.(ahmet rasim, son üçünü işkembe çorbası için söylemiş ama ben biraz değiştirip konuya adapte ettim.)
    ancak, madalyonun bir de öbür yüzü var.
    diğer yandan, bir kadın ve bir erkeğin birbirini sevmesi demek çatışma demektir; iktidar mücadelesi, soğuk savaş demektir.
    kişinin sevdiceği ile ilkel benliği arasında bir tercih; “ben” olmaktan “biz” olmaya, bazen de sadece “siz” olmaya geçebilmenin, yeni bir yaşam düzeninin doğum sancılarıdır.
    hele de iki gönül bir olur da samanlık seyran olursa, evlenmeye, ayni evi paylaşmaya karar verilirse siz o zaman görün gümbürtüyü…
    evlilik kurumu üzerine en akıllıca söz kanımca ünlü düşünür sokrates’e aittir:”ne pahasına olursa olsun, evlenin.karınız iyi çıkarsa mutlu olursunuz, fena çıkarsa da filozof olursunuz.”
    filmimizin sevimli avukatı, içimizden biri, hemen her türk erkeğinin kendinden bir parça bir şeyler bulabileceği orhan’da (levent kırca) büyük sözü dinler ve yıldırım aşkıyla tutulduğu sosyetik avukat özden’le (nevra serezli) ile dünya evine girer.
    bundan sonrası biz seyirciler için hem şamata ve gırgır; hem de buyurganlık ve ukalalıktan uzak bir eğiticilik içerir.
    avukat orhan, orta sınıf türk erkeğinin tipik bir temsilcisidir.geleneksel çizgilere sahip bir çevre ve bu çevreye mensup bir ailenin oğlu olan orhan; her ne kadar hukuk fakültesi mezunu da olsa, kadın haklarına dair parlak nutuklar da sallasa özünde bir ortadoğu erkeğinin bütün davranış biçim ve beklentilerini taşımaktadır. aile hayatında modernliğe karşıdır, kıskançtır, bilinçaltında karısı üzerinde kesin bir tahakküm kurma amacı yatmaktadır ve sözünden dışarı çıkılmamasını istemektedir. eşi hanım hanımcık giyinmeli, kendisi dışında tüm erkeklerle ilişkileri mesafeli olmalı, mükemmel bir ev hanımı olarak leziz yemekler ve rakı sofraları hazırlamalı, evde her daim bakımlı ve seksi bir görünümle gönlünü hoş etmelidir. ezcümle, türk erkeğine göre evleneceği kadının tarifi şudur:”sokakta hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta orospu.”
    aslında hangi ırk veya kültüre mensup olursa olsun kadının erkeğe bakışı bütün dünyada aşağı yukarı aynıdır.herhalde testosteron hormonundan olsa gerek, ya da kadının fziksel olarak daha güçsüz olmasından…bütün erkekler sözleri dinlenmediğinde sinirlenir, iktidarının zedelendiğini düşünerek hırçınlaşır, giderek işi şiddete kadar götürür.
    bu aşamada filmle ilgili şu tespiti yapabiliriz:ne olacak şimdi, global bir muamma olan kadın- erkek ilişkisinin yerel ölçekteki sorgulamasıdır.”
    bizim gibi, kültürel ve sosyal değerleri türk-osmanlı-islam sentezi ile vücut bulmuş toplumların; çocukluktan itibaren “paşa oğlum”, “aslan oğlum” “benim oğlum büyüyünce kız kaçıracak”, “erkekler ağlamaz” teraneleri ile beyni yıkanmış, misafirlere pipisinin büyüklüğünü kanıtlamak zorunda bırakılmış erkekleri için durum daha da vahimdir.
    dişi cenahın temsilcisi özden ise, orhan’a taban tabana zıt bir katmanın mensubudur.güçlü ve sağlam bir karaktere sahip olmasına rağmen içinde doğup büyüdüğü, geleneksellere göre çok yoz ve vıcık vıcık ilişkiler bütünü içeren yapının renklerini ister istemez taşımaktadır.
    kayak hocaları ile büyümüştür, kayakçılara özel bir zaafı vardır.ayrıca sosyete zibidisi rıfat (bülent kayabaş) ile olan ilişkisi gazetelerin “cemiyet haberleri” sayfalarına bolca malzeme olmuştur.
    özden tipik türk kadınının temsilcisi değildir, dolayısı ile orhan’ın hayalindeki kadın da değildir.işte bütün çelişki de buradadır, filmin bildirisini bu nokta oluşturur. özden, orhan’la olan savaşımında haklıdır.çünkü içi boş bir sosyete kuklası değildir, orhan gibi o da hukuk fakültesi mezunudur ve kültürlü bir kadındır.
    orhan’ın adını bile duymadığı ve kıskançlıktan plağını parçaladığı reggiani dinlemektedir.
    ayrıca, alt kültüre de hor gözle bakmaz; balıkçı lokantasında dinlenilen orhan gencebay ve ferdi tayfur parçalarından rahatsız olmaz.tahsilli olması, onu erkek düşmanı bir feminist haline getirmemiştir.
    sözü, bir iki gram mürekkep yalayıp da ilk iş olarak kadın haklarından dem vuran, filmde de söylendiği gibi “en temel kadınlık görevlerini unutan”, “benim de ekonomik özgürlüğüm var, erkeğe muhtaç olmam, o da bulaşık yıkayacak diye bik bik bik eden” kifayetsiz orta sınıf türk kadınına getirmek istiyorum.
    bu hanımlarımız da, ayni yukarıda betimlediğim türk erkeği gibi çarpık zihniyetin kurbanı olmuş, çocukluğundan itibaren (hele de biraz güzelse yandık) “prenses kızım”, “benim kızım doktorlara, mühendislere layık”, “ben kızımı kimselere kıyamam” martavalları ile egosu şişirilmiş, “insan” olmaktan önce “kadın” olduğu kendisine empoze edilmiş kişiliklerdir.
    bu yazıyı okuyup da, erkek dünyasına ilişkin tespitlerimle pek bir keyiflendiklerini tahmin ettiğim, ancak kadınlarla ilgili olanları okuyunca “şu yazıyı yazanı bir bulsam da çemkiriversem” diye içinden geçiren feministlere önemle duyurulur:yazdıklarım, kişisel fikirlerimden öte, naçizane durum tespitleridir.
    tekrar filme dönelim...
    ne olacak şimdi; oldukça şeker, harika, dört dörtlük, kusursuz bir film. başarının mimarı hiş kuşkusuz en başta senarist sadık şendil…türk aile yapısına dair inanılmaz başarılı gözlemlerini senaryoya ustaca yedirmiş.evlilik kurumuna dair söylemlerinden hareketle, aslında yüz yıllık sorumunuz olan muhafazakârlık ve batılılaşma ikilemini masaya yatırmış.
    atıf yılmaz’ın ustalığından söz etmeye bilmem gerek var mı?
    levent kırca’nın, şener şen’in, nevra serezli’nin,perran kutman’ın şirinliklerine ise söylenecek söz yok.
    hele, şener şen’in mahkeme çıkışı karısını etkileyebilmek amacıyla bir “çetin, yavrum” diyerek çocuğa sarılma sahnesi var ki anlatmaya kelimeler yetmez.(çocuğa sarılırken, acıklı bir yüz ifadesi ile etrafına bakar.)
    gidişata göre, ilgili planların donarak, “ölmüş eşek kurttan korkmaz”, “anlaşıldı vehbi’nin kerrakesi” gibi atasözlerinin yazılması da filme ayrı bir sevimlilik katmıştır.
    bir diğer sevimlilik unsuru, sultan filminde de kullanılmış olan neşe ve coşku verici müziğidir.
    ne hababam sınıfı serisi, ne süt kardeşler, ne şabanoğlu şaban, ne tosun paşa…
    türk sinema tarihi’nin içerik açısından en dolgun, en güzel ve başarılı iki komedi filminden birisi bence bu filmdir.diğeri ise, zeki ökten’in çöpçüler kralı adlı güldürüsüdür.
    kadına, erkeğe, aşka, sevgiye, evliliğe ve filmde dair bunca laf ettikten sonra bu yazının sonunu nasıl bağlayayım bende bilmiyorum. filmde, orhan seyirciye sormuştu, ben de yazıyı okuma zahmetine katlananlara soruyorum.
    ne olacak şimdi?

    http://www.sinematurk.com/'dan alıntıdır.
  • filmden unutulmaz bir replik vereyim hemen,
    orhan: kocan eve gelicek erkek arkadaşlarınla dosça ilişkilerini hoşça karşılıycak, yorduğun zaman pikaba müzik koyucak, erkek arkadaşlarınla dostça ilişkilerini hoşça karşılıycak, sana zeytin yağlı dolmalar yapıcak ve erkek arkadaşlarınla dostça ilişkilerini olağanüstü hoşgörüyle karşılıycak...
  • nevra serezli, levent kirca, perran kutman, $ener $en'in ba$rolleri payla$tigi harika, defalarca izlencek bi turk filmi
  • filmin en başında şener şen'in yakalanma sahnesi, '30 kamyon ince kum' derkenki duruşu harikulade...

    de o alakasız otel odasında daktilonun niye var olduğu, tom bombadil'in eru olabilirliği tartışmasından sonra doktrinde en çok kafa kurcalayan hadise.

    bir de şener şen ile levent kırca içtikleri sırada 'namuslı kadınlar ölsün, orospular kalsın' muhabbetinin akabinde şener şen'in levent kırca'ya 'bak orospu dedin de aklıma geldi' deyip gazetede levent kırca'nın karısının resmini göstermesi öldürücüdür.
  • levent kırca'ya sorulduğunda 'o dönemlerde bu filmler turkiye'ye 2 beden büyük gelmişti,şimdi değeri anlaşıldı ama geç oldu,zaten bizi de ölünce anlarlar ancak' dedirten,defalarca izlenebilecek kalitede bir türk filmi...
  • değil türkiye'de dünya'da yapılmış en iyi romantik komedilerden biridir. (bkz: atıf yılmaz)