şükela:  tümü | bugün
  • ağır bir şarkının, ağır bir giriş cümlesidir..
  • hüznü en yalın biçimde anlatan şarkı.
    "kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu."
    ...
  • ahmet kaya 'nın hep sonradan şarkısının içinde geçer bu cümle.
  • leyla ile mecnun dizisi için biçilmiş bir repliktir bu. hep mecnun leyla'ya bunu söylesin diye bekledim şöyle vurucu bir sahnede.
  • ( ve olaylar gelişir)

    (bkz: hadi siktir git şimdi ananın amına doğru)
  • "ne sen leyla'sın ne de ben mecnun..
    biliyorsun..
    eksik hep bakışlarımızda bir şeyler..
    zamanın sıkıştırmalarından korkuyoruz..
    beklediğimiz mucize başımıza gelmezse de tüm ümitler birden ve aniden tükenirse diye kendimizi dolduruşa getirip asıl mucizenin "biz" olduğuna inanmaya çalışıyoruz..

    ondan kadeh aralarında, şarkı kenarlarında birbirimizi aramamız..
    ve bulamamamız da ondan..
    çünkü biliyoruz..
    "kederli bir akşam, içmişiz sarhoşuz hepsi bu.."
    "hüzünlü bir akşam, susmuşuz durgunuz hepsi bu.."
  • sesleri sustur. hadi ben bensiz geleyim sen sensiz...
    herkesin ayran icip ayrı dusmemize sebep oldugu tum tuglaları yık.
    tum bahanelerden soyun. tum imkansızlıkları sil at.
    tum hırsı, kini, nefreti, yalanları sil.
    hicbiri olmamıs gibi, sen beni bu kadar kırmamıs gibi, senin cocuklugun yokken ve bir kadın sacı sacına degmemisken benimle ne yapacagını bilemeyim beni en derinden kırmamıssın gibi olsun.
    en basına gitmeni istiyorum.
    tum sesleri sustur. cok ses var, seni duyamıyorum...

    simdi iyi dusun ve anla: ne sen mecnun sun ne de ben senin leylan. yanlıs bir hikayedeyiz, bizi yeniden yazsınlar...
    bunca zaman oldurmadıysak sebebi var.
    ben seni eskisi kadar sevemeyecek kadar cok kırılmıstım, sen haric her yeni umudu miladım saydım. sense guvenmiyordun bana artık, yıktın, doktun, cignedin, ezdin, gectin.
    her olmus seyin bir nedeni var.

    icimde yok sana kinim.
    ve dahası cok zaman yalnız seni sevmenin tortusundan otesi de yok kalbimde...
    arama beni.

    yanlıs bir mecnun sun, git kendi leyla nı bul...
    yanlısın bir leyla yım, kendi mecnun umu gun gelir belki bulurum..

    huzunlu bir aksamda biraz da icmisken biraz birbirimizi aramısız, hepsi bu.
    uzatmaları oynuyoruz. ama birbirimizin esas adamı/kadını olmaktan bir hayli uzagız.
    oyle olsa yan yana demleniyor olurduk...
  • hep sonradan gelir aklım başıma.
    elime bir kağıt parçası alırım,
    kalemim yok,
    o da sonradan gelir.

    benim için önce sen,
    sonra hayat gelir.
    sana bir şey diyecektim ya,
    elbet bir gün aklıma gelir.

    keşke bir kara komedi olsaydık. ben bize çok gülüyordum. sana güldüğüm gibi değil, senin bana güldüğün gibi hiç değil. hep sonradan gelir aklım başıma, güldüğün günlerin, güldüğümüz günlerin ne kadar güzel olduğu da böyle bir anda geldi aklıma işte.

    biz ankara'nın bir parkında kuğu olmalıydık. bankına oturduğumuzda parkın, kıçımız donmalıydı. son ana kadar elimi tutmamalıydın ki, elini tutabilmenin benim için ne denli önemli olduğunu görebilmeliydim.

    birer cupcake olmalıydık ya da. üstündeki farklı renkteki bütün bonibonlar aynı tadı vermesine rağmen, ısrarla senin ayrı bir tadın olduğunu iddia etmeliydim seni her öptüğümde.

    biz bambaşka bir şey olmalıydık, bunlar yetmez.

    ama önce sen benim olmalıydın, her şeyden önce. çok güzeldin kadın. keşke benim olsaydın.
  • sen de birilerinin güneşiydin, bilim adamları araştıradursun hangi galaksiye ait olduğunu.

    neticede, seni benden sonra kim keşfedecekse, herkes adını bilsin, seneler sonra da adını ansın diye kendi adını koyacak sana. seni başka kişilerin isminde bulacağım belki de bu yüzden.

    şimdi de farkı yok ya gerçi...

    hep sonradan gelir aklım başıma. senin leyla, benimse mecnun olmadığımı bu kadar geç anlamam da bu yüzdendir. hep sonradan gelir aklım başıma, kimi zaman çıktığını bile fark etmem. çoğunluğu seni düşündüğüm anlar, bu konuda da yalan söyleyemem.

    denizin üstünde kaydırdığım taşların kaç kez sektiğini sayarken bile aklımdasın aslında. o mükemmel incelikteki taşı bulduğumda binlercesinin içinden, nedense bir mutluluk kaplar yüreğimi. "vayyy be, kim bilir kaç kere seker suyun üzerinde bu" diye alırım elime, o ise neden bu denli hırpalanıp incecik kaldığını anlatmaya çalışır, tıpkı senin gözlerinin içine baktığım anlardaki gibi. sesi soluğu çıkmaz, öylece bakar işte.

    hep sonradan gelir aklım başıma. itiraf etmeye gönlüm el vermiyor ama henüz "sonra" gelmedi sanırım. daha hiç özlemedim seni. belki "sonra."