şükela:  tümü | bugün
  • "ne yapayım, ben böyleyim" nakaratına gaçilmeden hemen önce, yeter ya da beni olduğum gibi kabul et varyasyonlara göndermesi bol laf öbeği.
  • (bkz: geber)
  • (ara: *ne yapayım)
  • insanın,hayatta kendine en çok sorduğu soru.
  • aciz duruma düşüldüğünün ve kaderciliğin kabulü olarak ağızdan çıkabilen söz öbeği. bu güne kadar ne olursa olsun yapılacak birşeylerin olduğuna hep inanmışımdır. kullanmaktan kaçınmamın da, kulananlara zavallı gözüyle bakmamın da sebebi budur. fakat bugün bende kabul ediyorum ki bazen gerçekten yapılabilecekleri yapmış olsanız da istediğinize ulaşamayabiliyorsunuz. işte o zaman bundan sonraki hayatınıza devam edebilmek için "ne yapayim" olmadı deyip yola devam etmek herhalde en doğrusu.
  • 'neynem' dendiğinde ne yapayım ve istemem anlamları peşpeşe ve içiçe verilmiş olur.

    ben kendisine hakları zayi olmasın diye kelkit diyeyim, geçici bir sakini vardı; şile imgesine derhal katılmış veya katkıları olmuş. bu kelkit ingilizcesi çok iyi bir urfalı, gitarı ve davudi sesiyle söylediği şiirleri var. seks için, seks hizmeti için doğmuş. onda kadına hayır demek yok, zinhar, cehennemlik olursun. genç, yaşlı, güzel, çirkin demez, isteyen herkese bedenini sunar. elbette o da ister, çapkınlık yapar; ama sululuk yaptığını, çirkefleşip tecavüze yeltendiğini hiç görmedim duymadım. bir keresinde bir otele davet edilmiş, gittiğinde bakıyor ki bir kadın, bir erkek onu aralarına almak istiyor. afedersiniz edilgen seks yaptığını sanmam ama hizmet aşkına o olasılığa da kapı aralamak gerek. işlerini görmüş tabii ki. başka tanıklığım, iskoç yaşlı bir kadın buna takılıyordu, menbaın kokusunu almış. kelkit ondan kurtulamıyordu, hayır kitabında yazmıyor. bir keresinde, bana dedi ki, 'ne olur devreye sen gir, hiç canım çekmiyor, nöbeti devral.' dedim hiç işim olmaz, dünyada olmaz. dedi 'ne yapayım, kaderim bu, rakıya yüklenicem, sarhoş olup yüzüne bakmadan gene yapıcam.' er geç bıkmıştır sanmayın. bu iskoçla ortak hayal kurdular; nikahlanıp, ingilizce ders vermeyle zengin olmak için çin'e gittiler. yalnız işler yürümemiş, birinden biri ölmeden boşandılar üstelik. ayrıca briç partilerine de katılırdı. şile'de kağıt oyunu sadece kahvelerde oynanmaz, her platformda oynanır. hem küfürlü yakın ilişki, hem zaman öldürme, hem fazla konuşmadan bir arada bulunma. kumar masasının çoğu diyaloğu beyinden değil omuriliktendir, otomatiktir. belki seks de sıkıntıdan, zaman geçirmek ve kendinden kurtulmak* içindir bazılarında. (bkz: şile/@ibisile)

    (bkz: neynemek)
    (bkz: nideyim), neyleyim
    (bkz: napak ölek mi), ne yapalım
  • herhangi bi tartışmada eğer haklıysam ve konu çok uzamışsa en güzel kestirip atma cümlelerimden biri. per esempio : '' napıyım amk beni ilgilendirmez, böyle böyle yapacaksın'' falan filan bitti.