şükela:  tümü | bugün
  • film hakkında mutlaka bir başlık açılmıştır ama ben bulamadım. eğer açılmamışsa da büyük ayıp edilmiş.

    kai wessel'in yönetmenliğini yaptığı 2016 yapımı kaliteli bir dram filmi. bu ara istemeden de olsa deli hastaneleriyle ilgili şeyler üstüme üstüme geliyor. film 1940'larda nazi almanyasındaki öjenik akımın sebep olduğu cinayetleri konu alıyor.

    kesinlikle vasatın üstünde bir film. gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz, tavsiye ederim.

    ama benim uyuz olduğum bir konu var. öjenik denen olay en çok desteği amerika'da görmüştür. ayrıca amerika, kavramın modern çağda en kuvvetli temsilcisidir. bu tartışmalı akım burada tekrardan filizlenmiştir. tekrardan deme sebebim antik dönemlerdeki benzer bakışları göz önünde bulundurmamdır.

    almanya savaşı kaybettiği için savaş döneminde yapılan tüm insanlık dışı uygulamaların almanya'ya ihale edilmesi tarihi kazananların yazıdğını en çiğ şekilde göstermektedir. bir şeytan yaratıp işlenen tüm günahları o şeytana yüklemek diğer ülkelerde ölen masumların ölüsüne tükürmekten başka bir şey değildir.

    bu kavramı zamanında avrupalı din adamlar tarafından desteklediğini belirtmekte fayda var. hatta çok daha radikal fikirler vardı. şu an bile bu konu tartışmaya açılsa inanın en modern devletin halkı bile ortadan ikiye bölünecektir.

    bunları da bu vesileyle söylemiş olduk.
  • robert domes’un aynı adlı romanından uyarlanmış, 13 yaşındaki ernst lossa adındaki bir çocuğun gerçek hayat hikayesini anlatan film. 2016 yapımıymış, filmi yeni keşfettim. türkiye’de sinemalarda gösterildi mi bilmiyorum fakat en az hayat güzeldir, schindler’in listesi, piyanist gibi holokost ile ilgili çekilmiş filmler kadar etkileyici ve başarılı buldum filmi. üstte de bahsedildiği gibi fark edilmemiş olamaz diye düşünüyorum.

    filmde nazilerin ötenazi programı (bkz: t4 operasyonu) adı verdikleri ırksal olarak saf ve verimli bir toplum yaratma amacıyla yönetim tarafından kendi ırksal düşüncelerine uymayanların gizli kapaklı bir şekilde katledilişi, 13 yaşındaki bir çocuğun gözünden sarsıcı bir şekilde anlatılıyor. kimi gaz odalarında, kimi vahşi deneylerde kimi ise bakılmak için yatırıldıkları hastanelerde yitip giden binlerce hasta çocuk. film, akıl ve beden sağlığı yerinde olmayan çocukların kaldığı bir hastanede geçiyor. çocukların birer birer yok oluşlarını gerçekçi ve etkileyici bir şekilde anlatmışlar.

    oyunculuklar ve oyuncu seçimleri de oldukça başarılı. filmin baş kahramanı ernst lossa oldukça zeki bir çocuk. onun bu hastanede kalması aslında maalesef çaresizlik. ernst bir yeniş çocuğu yani alman çingenesi. 2. dünya savaşında yalnızca yahudilerin değil aynı zamanda yaklaşık 500 bin çingene’nin de auschwitz’de katledildiği az bilinenler arasında. babası gezici bir tüccar olan ernst o zamanlar ikameti olmayan ailelerin çocuklarının bakım evlerinde toplanması kararıyla bu hastaneye alınıyor. babası toplama kampından kendini kurtarsa da ikameti olmadığı için elinden pek bir şey gelemiyor. babası ile amerika'ya gitme hayalleri kuran ernst, bekleme süresinde hastane işlerine de yardımcı oluyor. o sırada kendine yeni arkadaşlıklar da ediniyor. bir süre sonra bazı şeylerin ters gittiğini fark ederek bir çocuğun elinden gelebilecek en büyük mücadeleyi veriyor. film boyunca bu zeki çocuğun umudu, cesareti ve mücadelesi oyuncunun da başarılı performansıyla beni çok etkiledi.

    bu programla yaklaşık 5000 çocuk katledilmiş. savaşın gölgesinde hitler eliyle yapılan bir başka soykırım. bu programa katılan doktor, hemşire, sağlık personelleri özel olarak hitler'in imzaladığı bir belge ile cezadan muaf tutulmuşlar.

    bu da fragmanı
  • kendi adıma filmin, dram dalında bir başyapıt olduğunu söyleyebilirim. 2.dünya savaşınında almanların karanlık yüzünün sadece yahudilere değil kendi içlerinde yeterli görmediklerine de yöneldiğini gösteren ve bu anlamda nazı almanyasını farklı bir açıdan ele alan bir yapım.
    filmde üstün arı ırkı yaratma kaygısında olan dönem almanyasının gelecek nesilleri kalıtsal hastalıklardan korumak adına yaptığı öjenik uygulamaların çocuklar üzerindeki bölümüne tanıklık ediyoruz. izlerken bunun kurgulanmış bir hikaye değilde yaşanmış bir gerçek olduğu düşüncesi sarsıyor insanı. üstelik başroldeki çocuk karakter ernst lossa'nın gösterdiği oyunculuk performansıyla bu etki katmerleniyor.
    spoiler içerebilir bundan sonra yazacaklarım
    beni etkileyen bir diğer olay dr. werner veithausen karakterinin yetişkin hastaların ötenazilerinin çok dikkat çekmemesi ya da rahatsızlık yaratmaması için geliştirdiği bir çorba. hastalara günde üç kez bu sebze çorbalarını içirerek öldürdü. oysa çorbalarda zehir yoktu. yöntem sebze çorbalarının uzun süre yüksek ısıda kaynatılarak besin değerlerini sıfıra indirmek üzerine kuruluydu. ve hastalar bu çorbaları içerek aslında açlıktan öldüler... gerçekten şeytanca... dışardan bakıldığında hastalara gayet iyi bakılıyordu özel sebze çorbaları yapılıp itina ile içiriliyordu. oysa gerçekten hiçbir şey içmiyorlardı. kan dondurucu...

    sonuc olarak film gerçekten izlenilesi... tavsiye olunur. tabii bu tarzı sevenler için bu önerim. net üzerinde bir iki yorumda filmin hiç akmadığından, çok yavaş ilerlediği için sıkıldıklarından dem vuranlara hayretle denk geldim ki kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil... adı üzerinde film dram, çılgın bir aksiyon beklentisi ile mi izlediler çözemedim doğrusu. dediğim gibi film kendi dalında en iyilerden biri.